Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '09

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
1885
 

Fotoğraflar ne işe yarar?

Bugüne dek 1 milyon reklamcının ve gazetecinin 1’er milyon, 1 milyar insanın da 1.000’er fotoğraf çektiğini kabul edelim. Böylelikle elimizde 1’er trilyonluk 2 altküme olmuş olur. Bu sayı artabilir de, eksilebilir de. Ancak eşitlik yaklaşık olarak korunur.

Peki, bu kadar çok sayıda fotoğraf ne işe yarar?

Amatörlerden başlayalım: Gelişmekte bir ülkede yaşamamıza karşın, kentlerde yaşayanlar için yukarıdaki sayı bizim için de geçerlidir. Homojen zaman aralıklarıyla çekilirlerse, bu fotoğraflar bir fotobiyografi oluşturacaktır. Eğer, gerekli bilgiler kartın arkasına veya bir kenara yazılmışsa, oldukça ayrıntılı bir yaşamöyküsü oluşacaktır. Ancak genelde böyle olmaz. Bir biçimde fotolar belli zamanlarda ve mekanlarda yoğunlaşır ama yaşamın en önemli bölümleri hiçbir kayda geçmeyebilir. O nedenle, eldeki sıradan insan fotoğraflarının çoğu, informatik-kognitif açıdan oldukça kusurludur, kültürolojik irdeleme açısından pek işe yaramazlar.

Devam: Yine bu fotoğraflar gayrıresmi bir tarihçe yazacaktır. Seremoniler, giysiler, jestler, mimikler, pozlar toplamında, fotoğrafı çekilen kişilerin toplumsal kesimine ilişkin somut ve nesnel kayıtlar olacaktır. Örneğin, Türkiye’de çekilen fotoğraflarda hemen her 10 yılda bir poz verme biçimi değişmektedir. Örnekse, dizin hemen üstündeki bir etekle hafif yan dönmüş ve bir elini açarak ön taraftaki kalçasına bastırmış genç kadın pozu 1960’ları imler. Zaten saç kesimi de o yılların modasını kolayca yansıtır.

Geçelim profesyonellere: İyi iş çıkarmak adına, amatörlerin pek pek bir kaç kerede çektiği konuyu profesyoneller binlerce kareyle çekerler ama sonuç, ‘eğer o konuyu bir amatör çekseydi’den daha iyi olmaz pek. Neden böyledir? Çünkü zaten profesyonel fotoğrafçı da olsa, o insan sıradan biridir. Tarih ve popüler kültür bilinçsizliği açısından diğerleriyle aynıdır. Ara Güler’in çektiği İstanbul kareleri de hep klişedir, turistlerin çektiği de. O nedenle, İstanbul’un bazı semtleri onyıllarca hiç fotoğraflanmamıştır ama milyonlarca Ayasofya fotoğrafı vardır ve hepsi aynı açıdan çekilmiştir.

Bu fotoğraflar çektirenlerin işine yarar, mallarını satarlar. Çekenlerin işine yarar, pasta parası kazanırlar. Kaybedenler onları görenlerdir. Çirkinlikleri seyredip, bir de üste para öderler. O da yetmez, güzellik olsun diye, duvarlarına asarlar.

İkisinin arafını görelim bir de: Şu fotoğraf kurslarına gidip de, fotoğraf avına çıkanları. Koca İstiklal Caddesi’nde tramvaydan başka hiçbir şeyi fotoğraflamayan Japon turistler gibi, bu yarı amatör yarı profesyoneller de, en çok kilise severler, bir de olsun olsun kedi köpek. (En az 20 yıllık gözlemdir.) İşe yaramak bir yana, zaman, para ve libido zararından başka bir şey ortaya çıkmaz.

Tabii ki onların çektiği fotoğraflar onların işine yarar. Öncelikle, böyle aktivitelerde partner bulurlar, bu tür partnerler barda ya da internette bulunandan daha çekici gelir. Çektikleri fotoğrafları kelebek koleksiyonu gösterir gibi gösterirler, ilgi toplarlar. Ancak onların çektikleri fotoğraflar başkalarının işine yaramaz. Geçen yılki fotoğraf günlerinde onlarca fotoğraf içinde dişe dokunur bir tane bile yoktu.

Fotoğraflar, en çok fotoğraf koleksiyoncularının işine yarar. Çekenlerin ve çektirenlerin asla atfetmedikleri anlamları, koleksiyonerler tematik bir dizi oluşturarak fotoğraflara kazandırabilirler. Örneğin benim, 1880’lerden 1930’lara uzanan zaman aralığına ait, arkası genellikle yazılı, genç kız ve evlilik fotoğrafları koleksiyonum var. Onlarda Osmanlı’nın batışını ve Cumhuriyet’in yükselişini seyrediyorum. Cumhuriyet de battığı için, bu akış bana feci hüzün veriyor. (Ancak henüz Cumhuriyet’in batış foto perspektifini tasarlayamadım.) Cins-i latif gülcemalinde insan eliyle yaratılmış cehennemleri izliyorum. Oysa, o fotoların hepsi birer güzel anı olarak istendi. Üstelik, belki yıllarca da öyle işlev gördüler. Ancak, fotoğraflar bana ulaştığına göre, sahipleri epeyi süre önce ölmüş demektir. Artık onların öyküleri torunları tarafından bile unutuldu ve eğer fotolar bana ulaşmasalardı yok olacaklarından dolayı, onları hiçlikten kurtarıp onlara geleceğe yönelik anlamlar kazandırıyorum da demektir.

Fotoğraf bir işe yaramak zorunda mıdır? Daha genişleterek soralım: Bir yaşam bir işe yaramak zorunda mıdır?

Yanıtı okur kendi kendine versin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1675
Toplam yorum
: 1034
Toplam mesaj
: 125
Ort. okunma sayısı
: 502
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster