Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
3516
 

Francis Ford Coppola'dan, Kıyamet

Francis Ford Coppola'dan, Kıyamet
 

Albay Kurtz-Marlon Brando


Oscar ödüllü yönetmen Francis Ford Coppola’nın klasikler arasına giren filmi Apocalypse Now (Kıyamet) , 1979 yapımı. Coppola Vietnam Savaşı’na değişik bir açıdan yaklaşmış. Amerikalılarla, Vietnamlılar arasında bir mücadele de yok filmde. Bir çeşit kendi iç hesaplaşmaları filmin konusu olan.

Yüzbaşı Willard (Martin Sheen) Vietnam bataklığında savaşan ve giderek kendini kaybeden, küçük birliklerle yapılan gizli operasyonların aranılan askeridir. İntiharın eşiğindeyken evine gelen askerler tüm hayatını değiştirecek bir maceraya atarlar.

Willard komutanlarının yanına götürülür. Komutanları son derece başarılı bir askerken kontrolden çıkan Albay Walter Kurtz’u (Marlon Brando) bulup yok etmesini isterler. Onun hakkında tek bilinen Kamboçya sınırları içinde olduğudur. Kurtz etkileyici konuşmalarıyla taraftar kazanmakta ve ABD için tehlike doğurmaya başlamaktadır. İnsanları telsiz konuşmalarıyla etkilemeye çalışmaktadır. Onun telsiz konuşmalarından biri kaydedilmiştir. Kayıt cihazındaki ses Yüzbaşı Willard’a dinletilir:

—Usturanın kenarında sürünen bir salyangoz gördüm. Usturanın kenarında sürünüp kaymak ve hayatta kalmak. Onları öldürmeliyiz ve yakmalıyız. Her bir domuzu, her bir rehineyi, her bir köyü, her bir orduyu. Ve bana katil diyorlar. Katiller katilleri suçladığında buna ne denir? Yalan söylüyorlar yalan söylüyorlar ve bu yalancılara merhametli olmalıyız. O asilzadeler, onlardan, onlardan nefret ediyorum. Onlardan gerçekten nefret ediyorum.

Albay Kurtz başarılı bir askerdir. Ona göre gerçek askerlerle Vietnam Savaşı kısa sürede kazanılır. Gerçek askerden kastettiği savaş sırasında merhametli olmayan askerlerdir. Uyguladığı zalimlikler yüzünden üstleriyle arası açılır. Bu yüzden bağımsız hareket etmeye başlar. Kendine göreyse kendi zalimliği ile ABD zalimliği arasında pek bir fark yoktur. Onu esirleri öldürdüğü için katil ilan edenlerin ise napalm bombası kullandığını bu yüzden bir farkları olmadığını söylemektedir.

Yüzbaşı Willard küçük bir gemi ve az sayıda askerle aramaya başlar. Albay Kurtz’un sesinden ve sözlerinden çok etkilenmiştir. Göreviyle duyguları arasında sıkışıp kalmıştır.

Ordu merkezinden uzaklaştıkça nehir boyunca gördüklerinden sarsılmıştır. Vietnam batağına saplanan ve geriye döneceklerine dair bir umutları olmayan askerleri görür.

Nihayet Yüzbaşı Willard ile Albay Kurtz karşılaşırlar. Albay fikirleriyle Willard’ı çoktan etkilemiştir.

Film savaş filmi sınıfına girse de daha çok felsefi tarzıyla ün yapmıştır. Filmin hayran kitlesi, fanatikleri giderek artmaktadır. 1979 yılına göre film müziğinde devrim sayılacak yenilik olan elektronik sesler kullanılmıştır. Yönetmen Francis Ford Coppola’nın müzik olarak en sevdiği sahne giriş sahnesidir. Helikopter seslerinin müzik notalarıyla kullanılıp arka planda ormanda napalm bombasının patlatıldığı sahne. Görüntü olarak da o yıllara göre gayet güzeldi. Gerçi son DVD versiyonunda günümüz teknolojisi kullanılarak daha da güzel hale getirilmiş.

Oyuncular ise tam bir yıldızlar topluluğu. Marlon Brando, Martin Sheen, Robert Duvall, Laurence Fishburne, Dennis Hopper ve Harrison Ford var. Harrison Ford çok küçük bir rolde. Belki o yıllarda yeni yeni çıkış yapıyordu. Yine Matrix filminde ağır tavırlarıyla tanıdığımız Laurence Fishburne bu filmde sürekli espri yapan hayatı takmayan bir rolde.

Marlon Brando için ne desek az kalır. Oscar ödüllerini kabul etmemesi bile ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu göstermez mi? Albay Kurtz rol gereği fazla hareket etmeyen ama çevresindekileri etkileyen, kendisine bağlayan bir karakter. Ancak bu rolü Marlon Brando kaldırırdı.

Francis Ford Coppola’nın, Joseph Conrad’ın, Karanlığın Yüreği adlı eserinden sinemaya uyarladığı Kıyamet 31, 5 milyon dolara yapılmış. Baba, Dışardakiler ile birlikte yönetmenin en iyi üç filminden birisidir. Eleştirmenlerce yapılan sıralamalarda film ilk 100 arasında yer almaktadır.

Dikkat bu filmin fanatikleri var. Bu filmi eğer beğenmezseniz görüşlerinizi kendinize saklayınız.

Filmin en can alıcı sözleri Albay Kurtz’un, Yüzbaşı Willard’a söylediği sözlerdir:

—Beni yargılayamazsın. Beni yargılama hakkın yok. Ama beni öldürebilirsin. Beni öldürme hakkın var.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

savaş bile öldürmek için geçerli bir neden değildir sözü geldi aklıma yazını okuyunca...

beenmaya 
 30.04.2008 11:49
Cevap :
Derhal seyret filmi. Felsefi yönü güçlü. Saygılar.  30.04.2008 12:08
 

ondandır.Bi şeyler anlar gibi oldum.Yani diyosun ki, Willard Albay Kurt'un isteğiyle öl.... Ya da sen benim kulağıma fısılda, ben kimseye söylemem :))

Sinefilozof 
 28.04.2008 20:15
Cevap :
Evet aynen öyle. Ot gibi izlediğinden değildir. Filmi tekrar tekrar izlemek lazım. Taşlar zamanla yerine oturuyor. Nasıl olsa kimse bu yazıları okuyup "Şu filmi merak ettim, seyredeyim." demiyor. Kendimiz çalıp kendimiz söylüyoruz. O halde finali söylememizde sakınca yok. Albay ölmek istiyordu, ancak bir asker gibi ayakta ölmek istiyordu. Kendisini özel birisinin öldürmesini de istiyordu. Saygılar.  28.04.2008 22:01
 

Bu filmin redux versiyonunu (hani şu 3 saat süreni) geçen hafta izledim.Yani filmin üzerimdeki etkileri taze.Her ne kadar benim için 10 numara bir film olmasada (çünkü biraz uzun tutulduğunu düşünüyorum) sinemanın en iyi savaş filmlerinden biri olduğunu söylemek gerek.Hatta kendi adıma diyebilirim ki, şu ana kadar gördüğüm, teması Vietnam savaşı olan en iyi film.Amerika her türlü pisliği yiyor, sonra da bu tarz filmlerle (güya vicdan muhasebesi) yapıyor.Yakında da Irak Savaşı'na hassas bir şekilde eğilen filmler yapmaya başlarlar.Vicdanlarını temizlerler.Elbetteki bu söylediklerimde ne bu filmin, ne de Ford Coppolla'nın bir kabahati yok.Benim ki genel bir görüş.Bir de Albay Kurtz'un onca nasihatine karşın Willard'ın bu sözlere hiç aldırış etmeyip (gerekliliği kendinden menkul) görevini duygusuzca yerine getirmesine şaşırmıştım.Belki de Willard'ın bu duygusuz hali Amerika'yı temsil ediyordu, kim bilir!

Sinefilozof 
 28.04.2008 16:11
Cevap :
Bak olmadı, felsefesini kapmamışsın filmin. Albay Kurtz özellikle Willard tarafından ... Filmin sonunu söylemeyelim. Saygılarımla.  28.04.2008 17:45
 

En iyi filmler sıralamasında 34. sırada bulunan bu nadide filmi sinema severlere kendi düşünce ve görüşlerinle tanıttığın için teşekkürler. Cappola'ya göre savaş meydanı tam anlamıyla bir cehennem alanı. Filmin afişini ilk gördüğümde adının CEHENNEM olduğunu zannetmiştim. Beni de Mustafa Bey'in safına ekle. Ben de aynı karaktere bayıldım. Sevgiyle ve saygıyla sağlıklı ve mutlu yaşayın...

Beytullah ARPACI 
 28.04.2008 9:18
Cevap :
Kesilen sahneler vardı. Sonra yazıda değinmediğim finalde sığır sahnesi var. Yine ABD'nin tıpkı Taliban örneğinde olduğu gibi Vietnem, Fransa sömürgesindeyken Vietnamlıları destekleyip işi kontrolden kaçırmaları örneği var. DVD versiyonunda gazetecinin öldürülmesi de var. Çok dramatikti. Saygılar.  28.04.2008 9:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 2787
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster