Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
638
 

Fransa’nın Çelmesini AB düşünsün!

Fransa’nın Çelmesini AB düşünsün!
 

Fransa’nın yeni ve taze Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy, seçimlerde vaad ettiği “Türkiye’yi Avrupa Birliği'nde (AB) istemiyoruz” söylemi yavaş yavaş gerçekleşmeye başladı. Fransa Ekonomi ve Para Politikası başlığında Türkiye’nin müzakerelere başlamasını masaya veto kartını koymasıyla engelledi. Sarkozy’nin bu sert çıkışı da uluslararası basında geniş yankı bulmuş. Neden bu kadar yankı yaptı ki? Adam haftalar hatta aylar öncesinden zaten hep bunu işaret etmiyor muydu? Ekonomi ve Para politikası AB’nin önemli müzakere başlıklarından ikisi. Hatta en dişli başlıklardan ikisi. Aynı zamanda da bu başlıklar anahtar konumunda. Sarkozy bu müzakere başlıklarını engelleyerek bir anlamda aralanan AB kapısını kapatmış oldu gibi. Türkiye’nin AB çabalarına darbe indirdiği bir gerçek. Başka bir gerçek ise, bu girişim zaten Türkiye’de var olan AB karşıtlığını da bir kez daha artıracaktır.

Avrupa basınının başlıkları Türkiye’nin tutumunu az çok yansıtıyor gibi: FT: SARKOZY TÜRKİYE’nin EURO PLANINI ENGELLEDİ .. BBC: TÜRKİYE’NİN AB HEVESİ BATIYOR LE MONDE: SARKOZY TÜRKİYE İLE PARAYI MÜZAKERE ETMEYİ REDDETTİ.. EL PAIS: SARKOZY TÜRKİYE-AB MÜZAKERELERİNİ FRENLEDİ..

AB var olduğundan beri ülkemizde tartışılıyor. AB’nin Türkiye’ye yarar mı zarar mı getireceği, yoksa karabasan mı olacağı hep tartışıldı. Yıllardan beri de, toplumun büyük bir çoğunluğunda AB yandaşlığı geniş olarak sağlanamadı. Dört yıl öncesine göre, AB destekçileri ciddi anlamda azalmış durumda.. AB’nin çelişkili ve taraflı davranışları, ülkemizde AB karşıtlarının daha fazla oy toplamasına neden oluyor ?

Sarkozy’nin bu tutumu ve diğer AB ülkelerinin, özellikle Almanya’nın da Fransa’yı desteklemesi, bu ülkeler gibi düşünmeyenler olsa bile, kararın kabul edilmesi bir AB politikası olarak yansıyacağından, şimdi AB karşıtları daha çok taraf toplayacak. Seçim meydanlarında bunu kullanan bir siyasi parti olsa “ben oyumu AB’ye boyun eğmeyen, ona karşı duran partiye vereceğim “diyen vatandaşlardan ciddi anlamda oy toplar. Ama Türkiye’nin yeri Avrupa’dır, Ortadoğu değil görüşünde çok kişi birleşiyor.

AB’nin Türkiye’ye karşı aldığı bu gardı, tüm dünya görüyor. Bizi istemediklerini artık sokaktaki çocuk bile biliyor. Bizden çok çok sonra, müzakere açılan bir sürü ülke AB üyesi oldu. Güney Kıbrıs bile şuan AB üyesi ve veto kartını her seferinde sallıyor. Oysaki Türkiye bugün, hem yüz ölçümüyle, hem nüfusuyla, hem ekonomisi ile birçok Avrupa ülkesinden daha büyük. Daha dün birliğe kabul edilen Hırvatistan’a bile bugün 6 başlıkta müzakere açılıyor. Üstelik bunu içinde ekonomi ve para politikası da var. Hırvatistan’ın ne daha kaç zamanlık bir ülke ki ? AB’nin bu tutumunun ne kadar da yanlı ve negatif oldu gözler önünde değil mi ? Fakat Avrupa ülkelerinin bu tutumları, Türkiye’yi başka alternatifler peşinde koşmaya itecektir. Türkiye’yi kendilerinden uzaklaştırmaları kendi dezavantajları olacaktır diye düşünüyorum. Mesela, Türkiye’nin olası bir Arap birliği ya da Asya birliği gibi bir statü içinde olması, Avrupa’nın Türkiye’yi kaybetmesi demektir. Bu arada Rusya ve Türkî Cumhuriyetleri unutmayalım. Ekonomik ve siyasal anlamda AB devletleri bunu göze alabilirler mi acaba?

Peki neden AB Türkiye’ye karşı? Bunun pek çok yanıtı olabilir. AB uzmanları bunu daha iyi yanıtlayacaktır ama benim gördüğüm, anladığım AB’nin bu tavrının 2 sebebi, hatta 3 sebebi var. Birincisi ekonomik. AB dünya klasmanında ekonomik olarak büyük bir dev. Dünyayı bölgelere ayırdığınızda, büyük bir ekonomi bölgesi olarak ayrılır. Üretim, dış ticaret, kişi başına düşen milli gelir, teknoloji, Pazar payı gibi Ekonomik değerleri tartışılmaz var. Türkiye büyük bir nüfusa sahip ve bugün Avrupa sınırları içinde bu ekonomisi ile ilk sıralarda. Dolayısı ile olası bir AB üyeliğinde Türkiye’nin AB kaynaklarından ciddi bir pay alması söz konusu. Bunu istemiyorlar. Hatta Türkiye’nin biraz daha güçlenip, söz sahibi olmasını dahi istemiyorlar. Bu Avrupa’daki ekonomik yaklaşım. Türkiye’deki ekonomik yaklaşım ise; ortak Pazar’a bakışımız nasılsa aynı bakış devam ediyor. Kimilerine göre AB bizim için büyük bir fırsat. Çünkü gümrüksüz mal ve insan dolaşımı olacak. Sınırlar ortadan kalkacak, kimilerine göre iş kapısı açılacak, işsizlik son bulacak, kimilerine göre ise, “onlar ortak biz pazarız” anlayışı hala devam ediyor. Kimilerine göre de AB’de de genel olarak sıkıntı olan işsizlik olması sebebi ile Türkler istediği gibi bir iş bulamayacaklar. Bu görüş daha hakim.

Diğer sebep ise siyasi. Bunun Avrupa Birliği tarafındaki görüntüsü; yukarıdaki açıklamalardan da çıkartılabileceği gibi Türkiye’nin sosyo-politik konumu itibari ile %90’ının Asya kıtasında olduğu ve halkının Avrupa yaşantısına yakın olmadığı, anti-demokratik bir sistemin olduğu, hukukun oturmadığı, insan hakları ihlalinin olduğu gibi mazeretler öne sürüyorlar. Ve en önemli sebep ise Kürt kartı. Bunu her seferinde önümüze getiriyorlar. Çünkü bu çok önemli bir kart zira zaten bir dayanak arayan PKK destekçileri, sağdan soldan aldıkları destek yetmeyince, şimdi en büyük desteği AB ülkelerinden alıyorlar. Kuzey Irak’taki oluşumda öyle. Bugün itibari ile Kuzey Irak’taki sözde oluşum –ki çok yakın zamanda adı bir Kürt devleti olacaktır göreceksiniz- dünyanın neresinde temsilcilik açacak ve hangi ülkeler, gel bizde temsilcilik aç dedi dersiniz. AB ülkeleri.. Evet, çok ama çok yakında en başta Fransa ve Yunanistan’da olmak üzere pek çok ülkede temsilcilik açacaklar. Bu da dolaylı olarak tanıma anlamına geliyor. Neden? Türkiye istemiyor diye. Hatta, 3-5 sene sonra AB ülkesi bile yaparlar? Güney Kıbrıs’ı üye yaptılar ya !.

Bu AB’deki siyasi oluşum. Peki Türkiye’deki siyasi görüş nedir? O da AB’nin Türkiye’yi bölmek istediği fikridir. Yani yeni bir Sevr olacağı söylenmektedir. Bunda da çok haksız sayılmazlar. Çünkü daha iki gün önce AB kaynaklı ve destekli bir kurum, binlerce adet bir kitapçık sattı ve o kitapçıkta ne vardı biliyor musunuz? Bir harita!. AB genişleme haritası ve bir dünya haritası. Bir bölge fokus yapılmış. Türkiye’nin doğu Anadolu bölgesinden güneyine kadar (Mersin dahil) bölünmüş, bu alan bugünkü Kuzey Irak’taki sözde ayrılmış bölge ile de birleşmiş, kocaman ayrı bir ülke sınırları meydana çıkmış ve adına Kürdistan demişler. Ve sıkı durun, ikinci bomba’da şu. Harita da ülkeler bölümünde ne var biliyor musunuz? Kürdistan bayrağı. İşte bu AB2nin öngördüğü, ileriye dönük Türkiye ve Ortadoğu senaryolarının projeksiyonudur. Bazıları pek de haksız sayılmaz değil mi ?

Üç sebep var demiştik. Üçüncüsü de kendinden makul. İkinci sebebe bağlı, ona paralel vücut bulan tarihsel sebepler. Bunun için de tarihçi olmak gerekmiyor. Tarihsel süreçte yaşananlar, Avrupa devletlerinin Türkiye’ye ve Anadolu’ya diş geçirememeleri, bu topraklara hakim olamama dürtüsü, bu topraklarda aldıkları tarihi yenilgileri ve ezilmişliklerini bir türlü içlerine sindirememiş olmaları. Bakın Fransa’ya, Yunanistan’a, Almanya’ya, Hollanda’ya, Belçika’ya.. En sert muhalefeti yapan, Türkiye karşıtı terör örgütlerini besleyen, himaye eden, buradan kaçıp kendilerine sığınanları krallar gibi yaşatan, bir Türk turist’e Elçiliklerde, gümrük kapılarında eziyet çektiren ama Türk kimliği ile gidip “ben siyasi mülteciyim” diyeni hemen hoş geldin diyenler bunlar. Demokrasi’den, hukuktan bahsedip, kendi topraklarındaki Türklere 3. sınıf insan muamelesi yapan yine bunlar. Neden acaba? Almanya hep bizim dostumuz müttefikimizdi. Şimdi neden karşımızda? Çünkü hükümette şansölye hanım Angela Merkel var. Dişlerini gıcırdatıyor. Ben onun genlerinin doğu Almanya’dan geldiğini düşünüyorum. Bakışları çok donuk, samimi değil. Başka Almanlara benzemiyor. Bir Schröder ya da Derwall gibi değil. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır umarım.

Önümüzdeki günler çok şeye gebe ama neler olacağına dair bazı sinyaller geliyor. Herkes 22 Temmuz’u bekliyor. Çünkü AKP’nin AB tutumunu herkes gördü. Olası bir başka partinin hükümetinde AB politikası ne olacak diye merak ediliyor. CHP daha ılıman ve kuralcı, MHP ise AB karşıtı, DP’nin ne yapacağı belli değil. Bir de koalisyon olursa AB politikası ne olacak göreceğiz. Onlarda bunu merak ediyor. Öyle ki, geçen gün yapılan Karadeniz Ekonomik İş birliği toplantısında da sorulan soru buydu? Ama şu bir gerçek ki, ne Avrupa, ne AB, ne Vatikan bizleri AB çatısı altında görmek istemiyor. Türklerin AB tutumunun ne olacağını biraz da AB politikaları belirleyecek. Ben öyle düşünüyorum. Hep beraber yaşayıp göreceğiz !..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2557
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster