Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '07

 
Kategori
Alternatif Tatil
Okunma Sayısı
2321
 

Frig Vadisinde üç kadın... (2)

Frig Vadisinde üç kadın... (2)
 

" Gitmek, gitmek uzaklara ! Belli ki kuşlar sarhoş..."

Yolculuklar iflah olmaz düşlerimiz bizim. Sıkışmışlıklardan özgürlüklere doğru uzanan...

Tam bir yıl önce başlayan, iç Ege serüvenimin odak noktalarından biri olmuştu " Frig Vadileri " tabelaları.

Mutlaka ama mutlaka keşfetmeliydim , adında bile gizem saklı olan bu vadileri.

Yağmur zamanı ile ilk tanıştığımızda ve onun Kütahya'da yaşayıp bana komşu olduğunu öğrendiğimde, ilk sözüm bu oldu: Seninle bi gün mutlaka... Frig vadilerini keşfetmeliyiz.

O gün , bu gündü işte. Üstelik, bir düş gezgini daha hazırdı dünden, bize katılmaya: Deniz...

İlk gün, Kütahya Kalesi , şehir turu... Bunlar paket programdı zaten. Frig Vadileri sözcüğü bile , bizi heyecanlara garketmeye yetiyor , vadi tüm gizemi ile bizi kendine çekiyordu. Sabahı zor ettik.

Bütün mesele , beş girişten hangisini seçeceğimizdeydi.

Frig Vadileri, Kütahya Afyon hatta Eskişehirin sınırları içinde kalan uçsuz bucaksız vadiler üzerinde ; eski bir yanardağ olan Türkmen Dağının, volkan tüflerinin doğa ile akıl almaz oyunlar oynayarak , büyüleyici görüntüler oluşturduğu kocaman bir alan. Yüzlerce kilometrekareye yayılmış, dağınık bir şekilde. Bu alan M.Ö. 900-600 yıllarında Frigler, daha sonra Romalılar ve Bizanslılar zamanında iskan görmüş.

Eskişehir- Kütahya-Afyon yolu üzerinde tam beş girişi var. Yağmur zamanının eşi sevgili Mehmetin önerisi, hemen Kütahyanın içindeki girişti.

Ama bu kolay yolu seçmek, racona tersti ! Gezgin ruhlarımıza uygun değildi tabii ki ! Paket programlar bize uymazdı. Biz kendimiz keşfetmeliydik vadiyi.

En uzak girişi tercih ettik hali ile. 50 km anayoldan giderek ulaştığımız, Afyon girişini tercih ettik. Daha doğrusu ben ettim. Kılavuz meselesi... " kızlar, benim yön duygum çok kuvvetlidir, merak etmeyin siz ... güvenli ellerdesiniz " diye kandırdım onları.

Ve köy yollarına attık kendimizi. Uçsuz bucaksız Afyon bozkırlarına. Sezenin iki kasedi bitti. Tanju Babayı dinlemeye başladık. Ardından gelen Secret Garden şarkısı da , içimizdeki gizli hüzün vadilerinin anahtarı olmuştu yolculuğumuz esnasında.

Leylekler yuva yapmışlar elektrik direklerine. Görünen o ki, alt katlarını da kırlangıçlara kiraya vermişler...Besili ördekler, kazlar... tembel tembel dolanıyorlar, su kenarlarında. Hamarat köy kadınları, tulumbadan su çekiyor. Köyde çamaşır günü o gün besbelli. Erkekler, köy kahvesinde hali ile. Her daim olduğu gibi. Eeee...onlar kahvede hazır ve nazır , tembel tembel oturmazlarsa, bizim gibi yollarını şaşırmışlara kim cevap verecek ? Pek memnun ve mutlu aynı zamanda da şaşkın görünüyorlar, köylerini ziyarete gelişimizden... Arada bir keçi sürüleri çıkıyor , tam yolumuzun önüne, başında çobanları...Bekliyoruz geçmelerini, aheste aheste...

Pes etmek yok ! Benim yön duygum kuvvetlidir !

Yolculuk gibisi var mı ? Yeni topraklar, yeni insanlar, yeni renkler, yeni sezişler, yeni çiçekler... Birlikte mutluyuz biz. Şarkılar söylüyoruz. Tanju babaya eşlik ediyoruz. Öyle sarhoş olsam kiiiiiii....Bir an seni unutsammm...

Yol , büyük çukurlarla dolu. Biz, bata çıka devam ediyoruz. Veee..tam ortada boydan boya bir sulama borusu ! Üzeri taşlar ve toprakla örtülü. Yola devam imkansız...

Geri dönüyoruz aynı köy yollarından, Frig Vadisini keşfedemeden...:((

" Kızlarrrr... bu gece dönmüyor kimse şehrine. Bir gece daha Sema'dayız. Geri dönüş yarın ! Frig vadisini keşfetmeden, geri dönmek yok ! " diyerek , o günkü geri dönüş kararımızı hemen erteliyoruz Denizle birlikte...

Yine gülmeye başlıyoruz anında.Yağmur zamanı, daha da mutlu. Bir gece daha birlikte olacağız. Hiç doyamadık ki birbirimize. Üstelik, Frig Vadileri hala bizi bekliyor...

İstikamet, doğru Kütahya- Sabuncupınar girişi ! ( Yine sevgili Mehmetin önerdiği giriş değil vallahi. O, askeriyenin yanını önermişti. ) Napalım, kılavuz meselesi... Benim yön duygum kuvvetlidir !

Sonunda oldu işte ! Sofça Barajı karşısında , kilise kalıntıları, halen yer yer ağıl olarak kullanılan mağaralar, volkanik kayaların doğa ile yüzyıllar boyu sevişmeleri sonucu oluşan enfes oluşumlar karşımızda... Yanımızda...Tepemizde , bütün haşmetleri ile !

Çocuklar gibi sevinçliyiz.

Çığlık çığlığız.

Şaşkınlık içinde seyrediyoruz, herşeyi.

Kayaları seviyoruz, okşuyoruz.

Frig kadınlarını hayal ediyoruz, beyaz uzun elbiseleri ve koç başlı altın takıları içinde...

Artık üçümüzde, bereket tanrıçası KYBELEyiz, Frig vadisinde...

Yine kaybediyoruz yolumuzu. Eskişehirin en uzak köyü, Kargında buluyoruz kendimizi.

Olsun, annemiz bizi merak etmiyo ki.

Gün bizim.

Sadece bizim.

Ve biz, sevinç, hayret, şaşkınlık, keşfetmenin büyüsü, kuşlar gibi sarhoş olmanın hafifliğini yaşarken...

Yolculukta, sitemsiz , kaprissiz sevgilerle seviyoruz birbirimizi....

Kaybolduğumuz yerden, kahkahalarla geri dönüp, bu kez " aşıklar yolu " adını verdiğimiz yollardan geçiyoruz. İNLİ ye varıyoruz.Yol boyu, yine Frig vadisi...

İnli Köyü şapelleri , son durağımız artık.

Mağaralara tırmanıyoruz. Friglerin yerleşim yeri olarak kullandıkları evlerini inceliyoruz, arkeolog edalarında.

Köy, aynı kayalardan elde edilmiş taştan yapılmış evlerle dolu bembeyaz. Friglerden günümüze uzanan, zaman tünelinden geçiyoruz. Hızdan sersem olup, birbirimiz kaybediyoruz.

Sesleniyorum : Semaaaaa... Denizzzzz.....nerdesiniz !!!!!

Sesim, Frig Vadilerinde yankılanıyor. Semaaaa... Denizzzzz.... nerdesiniz!!!

Onlar da beni arıyor.

Buralardan bir KYBELE geçti mi ?

Seslerı yankılanıyor, Frig Vadilerinde : KYBELEEeeeeeEEE....

Friglerden bu güne... Anadolu'nun bütün kadınları, Bereket Tanrıçası KYBELE aslında.







Blognot:
*Sevgili Yağmur Zamanına muhteşem konukseverliği ve sevgi dolu yüreği için çok teşekkür ederim , kendim ve Deniz adına.
*Yağmur Zamanının sevgili eşi Mehmet, yavruları Sevgi ve Murat'a bir dolu kocamaaan sevgiler...
*Sevgili Deniz- Sema, sizinle her yere giderim ben. Bilirsiniz , insanlar yolculukta belli olurmuş. Sizi yakından tanımak, yüreklerinize dokunmak harikaydı.
*Yaşamak denen oyunda , YORULMAK OLMAZ ve hayat bir kere yaşanır...
*Neşe- Deniz -Yağmur Zamanı
*Bu arada, 50. blogumu çok severek yaşadığım ve yazdığım bu blogla kutlamaktan dolayı çok mutluyum...
*Proje Bloğumuz:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45243

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Diğer blogcu Kybelelerle yaptığınız geziyi ve nefis haftasonunu ballandıra ballandıra anlattın valla:) Eeee kim olsa böyle yapardı tabii:) Fotoğraflardan da anladığım kadarıyla çok hoş mekanlar görmüşsünüz. Daha da bol bol gez ve anlat inşallah:))) Sana bir de sponsor bulduk mu tamamdır bu iş:) 50. blogun da vatana millete hayırlı uğurlu olsun Neşeciğim... Daha bir çok güzel anı biriktirmeni diliyorum bohçanda. Kucak dolusu sevgilerimle...

Yeşim Özdemir 
 04.07.2007 11:25
Cevap :
Bozkırlardaki Kybele'den...Akdenizdeki Kybele'ye........Hayat bohçalarımızda nice gülümseten, ışıtan anılar biriktirmemiz dileklerimle ve kocamaaannnn sevgilerimle....  04.07.2007 11:45
 

Blogun hayırlı uğurlu olsun. Daha nice nice 50 lerde buluşmak dileğimdir bilesin. Sevgilerimle

Abla 
 01.07.2007 10:22
Cevap :
Hep birlikte Sevimcimmm..Hep birlikte.. Eksilmeden, hep birlikte çoğalarak ve paylaşarak nice bloglara canım arkadaşım. BİZİM MAHALLEMİZ HEP YAŞASIN !  01.07.2007 23:48
 

Sevgili Neş'em, kıskanmadım desem yalan değil, imrenmedim desem o da yalan değil. Ne bu ya... Biz de buralarda böyleeee... Sen biliyorsun işte gitti güzelim izinler. Ne bir Eymir ne bir Frig gezisi hak getire. Canım arkadaşım Allah içinize sindirsin. Ne iyi etmişsiniz. Hele de ballandıra ballandıra anlatışın yok mu? İnsanın canı çekiyor valla...

Abla 
 01.07.2007 10:20
Cevap :
Benim hiç iznim yok Sevim Cancım. Böyle hafta sonu kaçamakları ile idare ediyoz işte. Onlar da olmasa patlarım valla buralarda ben. Yeter ki iç huzurumuz eksik olmasın canım. Ziyaretin ,paylaşımın için teşekkürler...Sevgilerimle kocamaaan öptüm seni canım arkadaşım benimmmm  01.07.2007 23:46
 

Bu şehirdeki mahkumiyetimin bir an önce bitmesini istedim. (daha sekiz yıl var oğlum ancak üniversiteyi bitirecek benimde emeklilik yaşım gelecek) Sessiz sakin doğal bir hayatın içinde var olmayı özledim. Neşecim Allah sizin bu keyifli dostluğunuzu hiç bozmasın daha da artırsın inşaallah. Bu arada daha nice nice 50. bloglara canım arkadaşım. Sen yeterki yaz biz okumaya dünden razıyız:) Sevgiler

Haşim Arıkan 
 30.06.2007 16:37
Cevap :
Aslında insanoğlu, hep elinde olmayanın özlemi içinde oluyor. İstanbul da benim gizli rüyamdır. Hep gönlümüm bi köşesinde öyle sinsi sinsi, bitmeyen bş sevda gibi yaşar. Dilerim, herşey gönlünün istediği gibi olur canım arkadaşım. Ama önündeki sekiz yılı, beklemekle geçirme sadece. Tadını çıkar. Biricik oğlunun her saniyesini,büyümesini izle mesela. Mesela benim için Piyer Lotiye gidin. Ve Tepeden seyredin Haliçi. Tarabya sırtlarında bi yer var. Ormanın içinde ... Orada kahvaltı yapın mesela , bi pazar sabahı...Balık tutun mesela, boğazda...Yerebatana gidin. Kadırga yeniden restore edilmiş ve harika olmuş. Oraya gidin.( ben oraları gezerken,kapkaça uğtamıştım gerçi ama...olsun ... Erol Taşın kahvesinin olduğu yerler işte.. Harikaydı. Müzeleri gezin Üff yaaa.. canım İstanbul çekti şimdi...:((( Sevgiler Haşımcim..  01.07.2007 23:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2236
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster