Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
461
 

Fuhuş ve dayak

Fuhuş ve dayak
 

Ağırlaşan yoksulluk ve yoksunluk zincirini bir nebze olsun gevşetmenin gayretindedirler. Bu nedenledir ülkelerinden, köylerinden kilometrelerce uzağa gitmeleri. İstemeseler de “ bu işi yapacaksın” demelerine boyun eğerler. Düşledikleri daha iyi yaşam koşullarıdır. Söylenenlere boyun eğmeleri bundandır. Geride bıraktıkları çocuklarına, yaşlılarına, hastalarına bakabilmektir terk dertleri aslında. Bir gün bu amaçla terk ederler ata yurdunu bilmedikleri diyarlara doğru.

Şanslı olanlar hastalara bakar, evleri temizler. Şanslı olmayanlar insan tacirlerinin elinde savrulurlar.

Sonrası insan onurunun elvermeyeceği koşullar. Bedenlerinin satılmasına ses çıkaramazlar. Korku bir yandan baskı diğer yandan itilirler fuhuş bataklığına insan tacirlerince. Yabancı olmaları, dil bilmemeleri duvar gibi çıkar karşılarına. Ne düşündükleri kimsenin umurunda değildir. İlgiyi çeken onların kazanacakları paradır. Onlarınsa kazanacakları para ile geride bıraktıklarına bakmaktır. Devran böyle devam eder yıllardır.

Para kazanmak, daha iyi yaşam koşullarında yaşamak niyeti ile yerini yurdunu terk edenlerin binbir türlü acıları göz pınarlarında sel olur akar. Gören olmaz. Feryatlarını işiten olmaz çoğu kez.

Yabancı kadınların sorunlarını irdelemek bir yana, yüzyılların imbiğinden süzülüp gelen kadim topraklarımızda kadınların sorunları nelerdir?

Hangi sorunlar ataerkil anlayışının hâkim olduğu bu topraklarda kadınların karşısına çıkmakta, çıkarılmaktadır?

Hangi birini anlatacaksın bu sorunların?

Gazetelerin üçüncü sayfalarına bakmak kadınların yaşadıkları sorunları görmeye yetiyor da artıyor bile.

Daha dün Adapazarı’nda otuz yaşında ki “bedensel engelli” Şenay Oktar’ın maruz kaldığı insanlık dışı muameleyi okuduk o sayfalarda. Eşi ile tartışan Şenay Oktar eşi tarafından kaynar su ile haşlanır. Keserle başına ve ayaklarına vurulur. Hastaneye götürmeyip günlerce evde tutulur. Tehditlere maruz kalır. Vücudunda kırıklar, kesikler ve yanıklar olan Şenay Oktar verdiği ifadede : “ O gece esrar içtiği için çok kötüydü. Eve gelerek odalarda başka erkek aradı. Benim eve başka erkek aldığımı iddia etti. Evde kimseyi bulamayınca bana saldırdı…”

Şimdi bu duruma ne denir?

 Kadına üstelik bedensel engelli bir kadına bu yapılanlar hangi vicdana sığar?

Vicdanları kanatmaz mı bu olanlar?

İşte tam da burada insanın yüreği burkuluyor. Gözleri nemleniyor. İnsan hakları, ahlâk anlayışı, eşitlik, adalet anlayışı, kadın hakları kavramlarını düşünüyor insan. Kimi zaman insanımızca görülmek istenmeyen kavramlar, hiçe sayılan kavramlar.

Bu bir kırılma noktası değil midir?

Ve üçüncü sayfa da yer alan bir başka haber dikkatleri üzerine çekti şu günlerde.

Ne diyordu Çorum Belediye Meclisinde “Haydi Kızlar Okula” kampanyasının çalışmaları görüşülürken AKP’li il genel meclisi üyesi Erhan Ekmekçi: “Evet, kızlarımız okuyor ama bu seferde erkeklerimizi evlendirecek kız bulamıyoruz”.

Bu söyleme katılmıyorum.

Ülkemizde kadına bakış açısını gösteren bu söyleme katılmak ne kadın hakları bakımından ne de insan hakları ve eşitlik bakımından doğru değildir. Eğitim öğretim hakkından yararlanmadan tutun da çocuk sözleşmelerine kadar değişik platformlarda da onaylanmayacak bir söylemdir.

Say ki kızlarımızı okutmayalım. Bilinçlenmesinler, cahil kalsınlar.

Sonra da kocalarından dayak yesinler, işkence görsünler, kaburgaları kırılsın, yüzleri morartılsın, üstlerine kaynar su dökülsün.

Sesleri çıkmasın!

Haklarını aramasını bilmesinler!

Bu vicdanları kanatmaz mı?

Lakin ülkemizde küçük yaşta evlendirilen “çocuk gelinler” gerçeği ile kadınlara yönelik “töre, aile meclisi kararı” gibi nedenlerle yapılan şiddetin varlığı, sokak ortasında sudan sebeplerle işlenen kadın cinayetleri ile kadına bakış açımız kabul edilebilir değildir.

Derin kuyulardan gelir bir sestir işitilen.

Sesin geldiği yöne kulak kabartılır. Kısa ya da uzun bir sessizlik çöker etrafa.

O ses misal “Ben Selin” diye yükselir gök kubbeye.

Kırgın, yılgın lakin çaresiz bir sestir bu. Usulca devam eder sonrasında “bana sormadan hakkımda verdiğiniz karar doğru değil”.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 207
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 901
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster