Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
373
 

Futbol

Futbol
 

FUTBOL SADECE SPORDAN İBARET DEĞİL

İçinde bulunduğumuz bugünlerde, eminim ki; pek çoğunuz olduğunuz yere çöküvermiş; evde, işte, lokantada, kahvehane yada ne bileyim müptelası olduğunuz başka yerlerinizde “Dünyanın Kupası” için kıran kırana yarışan takımların birbirlerine üstün gelme gayretlerini izliyorsunuzdur. Sallama küfürler arasında tarihe de tanıklık etmiş oluyorsunuzdur böylelikle. Uzun yılları geride bıraktığınızda, bugünleri soran yeniyetmelere göğsünüzü gere gere anlatacağınızda düşünün bu arada ; “ya bir Ronaldinho vardı ki!..sormayın… sonra neydi o Roberto Carlos’un hareketleri…aman be! Bir de Maradona… hayır yok o daha önceki kupalardaydı karıştırdım galiba…” cümlelerini şimdiden hazırlamışsınızdır… Eskimiş kupalarınız çoksa belleğinizde bugünde aynı şeyleri yaşıyorsunuzdur eminim.

İşte sizler, sayın baylar ve bayanlar, futbolu yuvarlak bir top ve dikdörtgen bir alan içerisine hapsedip başka bir şey kurgulayamayan fanatik yada fena-tik’ler.. sözüm sizlere; topu kare, sahayı yuvarlak hayal edebilmeniz gerekiyor bu yazıdan ders çıkarabilmeniz için. Çünkü, bu hayali, Almanya hayal olmaktan çıkarıp, izlemekte olduğunuz LCD ekranların arka planında başarı ile gerçekleştiriyor..

Almanya’da Dünya Kupası futboldan ibaret değil!..

Franz Beckenbaur; “Dünyayı ağırlıyoruz” sloganı ile dünyanın gözüne neleri sokabiliriz amacını da anlatıyordu açılıştaki basın toplantılarında..Bu slogan top yekün Almanya’da yaşayan herkesin, doğulu batılı yada başka bir coğrafyadan geldiniz ayrımı yapılmadan herkesi alman vatandaşı olarak gören bir anlayışla; yaşayan her vatandaşın ev sahibi olduğunu, bu mega etkinliği, içten ve sıcakkanlı bir organizasyon olarak şekillendirmeleri gerektiğini, hoş bir havada geçirilmesini sağlama gayretlerini ve gereğini yerine getirebilmenin ağır sorumluluk bilincini ve bu ittifakın nasıl ortaya çıkarıldığını da sergiliyorlar.

Evet…Almanya, Dünyayı en iyi şekilde ağırlıyor. Bu slogan bana yıllar önce tanıştığım Alman vatandaşı bir Kimya Profesörü ile ülkemizde ki eğitim sistemini ülkesiyle karşılaştırdığımız tartışmayı hatırlattı. Alman Hoca; “gerek aile içerisinde gerekse eğitim kurumlarında verilen ve özelliklede tek amaç olarak hedeflenen, ülkeyi herkese sahiplendirebilme yöntemlerini anlatıyordu. Her öğrenciye, her vatandaşa; bu ülke senin sayende ayakta kalabilir, yapacağın iyi şeyler seninle birlikte ülkeni de ileriye taşır, olumsuzluklar ise geriye. Ama her ne olursa olsun, her ne düşünürsen düşün ülken daima yanında olacaktır. İyi de olabilirsin kötüde, hayat senin hayatın, dilediğin gibi yaşama hakkına sahipsin…Karar, bu eğitimi alan kişilerin kendi özgür iradelerinde, diyordu…”

2006 Dünya Kupası, yeterince tanınan Almanya’yı daha farklı tanıtma ve dünyanın gündemine sokmak içinde bir fırsat bulmuş oldular. Dört yılı bulan uzun soluklu hazırlıklar sonucunda başlattılar kupa açılışını. Geçmişte yaratmış oldukları acı yıkımların üzerine sayısız insanın birbirleri ile buluşmasını engelleyen duvarları 1990 yılında ortadan kaldırdıkları tarihe de uzayabilir bu hazırlığın öncesi. Ve tarihi tartışmakla beraber bu kupayla dışarıda açık, içeride kenetlenmiş bir Almanya; Avrupa’lı Almanya… İnsanların artık birbirleri ile karşılaştığı, tartıştığı, seviştiği ve buluştuğu festivaller coğrafyası olduğu imajını da vermiş oldular. Aslında gelecekte ev sahibi olacak ülkeler içinde yeni bir anlayış, farklı bir bakış açısı kazandırdılar bir bakıma. Kupayı almaya odaklanmış olmalarına rağmen yenildiklerinde bile ayakta alkışlama olgunluğunu da sergileyebildiler… (Kazandıracağını umuyorum en azından. Mesela bizim uluslararası bir organizasyon olan Formula1’e ev sahipliği yapıyoruz diye kükrediğimiz sosyete partisi de böylece kendisine küçük bir çap bulur…)

Nitzsche’nin son Alman dediği Goethe’den beri aslında hiç de durağan olmayan, olumlu olumsuz, yapıcı yada yıkıcı fikirlerin ortaya özgürce çıkabildiği ülkelerini, tabir yerindeyse dünyanın gözüne sokmuş oldular. Öyle ki; muhteşem düzenli, bakımlı (sahtekarlığın ve hırsızlığın olmadığı) 6000 müze, ki; bunun 600’ü sanat müzesi, 400’ü tiyatro, 100 müzik tiyatrosu ve opera. “Şairler ve düşünürler ülkesi” sloganıyla da, sene de 80.000 yeni basımla en büyük kitap okuru kitlesine sahip olduklarını, yazılı- görsel basınla, etkinlikler, çeşitli tanıtım kitapçıkları ve benzeri materyallerle dünyaya aktarıyorlar.

Federal Hükümetin, dünya futbol kupası için geliştirdiği büyük kültür ve sanat programı için; resim, heykel, edebiyat, mimarlık, moda, dans, müzik, tiyatro, sinema gibi pek çok alanda 40.000 den fazla proje başvurusunun değerlendirerek uygulanabilecek olanlarının çeşitli şehirlerde uygulanması ile ülkenin geneline yayılmış ve kuşkusuz bugüne kadar bir dünya kupası kapsamındaki en büyük program özelliğini taşıyor. Bu büyük kültürel etkinlikler dizisinin küratörlüğünü ve sanat direktörlüğünü, Avrupa’nın çok yönlü sanatçısı, Avusturyalı Andre Heller yürütüyor. Heller, amaçlarının “futbol, sadece spordan ibaret değildir” fikrini tanıtmak ve sanatsal araçlarla dünya kupası heyecanını arttırmak olarak tanımlıyor. Programın etkinlik yelpazesinde kamusal alanlarda performans sergileri, spordaki tiyatro aktarımları ile tek kalple futbol eksik kalır entegrasyon konusuna eğilen grupların sunumları, genç moda tasarımcıları ve moda tasarım öğrencilerinin futbolu tam anlamıyla “giydirerek” Almanya’nın büyük defilesinde podyuma çıkarıyorlar. Tasarımlar, büyük maket uygulamaları, çeşitli sergi ve gösterilerle konuklara futbolun farklı bir yüzünü gösteriyorlar. Bir müzede otomobil tasarımları yer alırken başka bir köşede klasik Alman içeceklerine eklenen Alman şarapları tattırılıyor. Reichstag önünde dev çivili ayakkabıların koşusu, bir otoyolun üzerinde ülkemiz basınında da yer alan futbolcu maketleri ile dünya kupası festival havasına bürünüyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Hayattan alıyorum bütün kaynağımı. Sokağı takip ediyorum, insanları gözlemliyorum, kendimi sorguluyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster