Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '14

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
6733
 

Futbolda altyapı

Futbolda altyapı
 

yenişafak.com.tr


 Türkiye’de takımlar son yıllarda ne kadar değiştiler. Hele takımlarda 6 tane yabancı futbolcu kararından sonra (bir iki futbolcu da Türk pasaportlu yabancı oluyor…) ister misiniz size 8 yabancılı Türk takımları boy boy görünsün. Şimdi bile hemen hemen bu görünüşte çoğu takımlar. Bazı takımlara bakıyorsunuz Kara Afrika’nın Türkiye temsilcisi gibiler. Üstüne üstlük Anadolu takımları da bu modaya kapıldılar. Şimdi herkes oluk oluk milyon Dolarları, Euroları yabancı futbolcu almaya harcıyorlar.

Aslında bütün Lig takımlarına bakacak olursanız, hiç birisi de kârda gözükmüyor. Hepsi de bilmem kaç yüzbinlerce dolar borçlu. Sağa sola… Sponsorlara, yöneticilere… Ama hala hepside en pahalı, en yaşlı, en şöhretli futbolcuları alacağım ,diye kesenin ağzını sonuna kadar açıyorlar… Ve ondan sonra bekliyorlar. Yeni gelen futbolcular buranın ortamına alışsın da gol atsınlar, diye. Onlar da “Yavaş yavaş alışıyoruz..” diye milleti avutup duruyorlar. Bir yerden sonra taraftarın tepesi atıyor ve o milyon dolarlara alınan adamlar, zenciler gidiyor.. Hadi yerine, bilmem kaç yaşında, saçı sakalı ağarmış tecrübeli yabancı futbolcular, yalvar yakar getirtiliyorlar.

Ben görmedim, Avrupa’nın ünlü takımlarının bizim üç beş futbolcumuza talepkar olduklarını. Sadece “Arda” mızı satabildik. O da Allah için yüzümüzü kara çıkarmadı.

Ama bir de Mesut’a bakın. Ne Milli Takım’a geliyor… Ne de Türkiye’de bir büyük takıma gelmek için hevesli? Peki, neden? Bunun cevabı, bir bakıma futbolumuzun nerede olduğu sorusuna cevap oluşturabilir. Futbolda neredeyiz biz?

Elalem.. Gavurlar, alıyorlar (6-7) yaşındaki çocukları. Onları yavaş yavaş, eğerek bükerek, kafalarını futbol kafası yaparak, aynı zamanda ahlaklı olmanın, terbiyeli futbol oynamanın ne demek olduğunu öğreterek, adım adım tepelere çıkartıyorlar. Gerek Mesut olsun, gerek Nuri ve diğer Almanya’da yetişen ve sivrilip çıkan hangi Türk futbolcusu bu aşamalardan geçmemiştir.

Minik ve genç takımları çalıştıran antrenörlerin tümünün de kafasında belli kalıplar vardır. Bu konular Avrupa ekollerinde çok iyi çalışılmış ve her yaş grubundaki futbol öğrencilerinin nasıl eğitileceği, nasıl antrenman yapacakları, nasıl çalışacakları ince ince hesap edilmiştir. Onlar miniklere futbol sevgisini aşılarken aynı zamanda derslerinde başarılı olmasının gerekliliğini de öğretirler. Dersleri başarısız olan bir öğrenci futbol sahalarında, çalışmalarda yer alamaz. Onlara göre iyi bir futbolcu ahlaklı bir insan, dürüst bir insanlık örneğidir. Buna göre yetiştirirler, buna göre kişinin başarılı olmasını isterler.

Küçük futbolcular, futboldan çok zevk almalıdırlar; vazife için değil, futbolu sevdikleri için futbol oynamalıdırlar. Futbolda belli bir idolleri olmalı ama kendileri de başkaları için örnek oluşturmalıdırlar.

Genç futbolunda bir çok öğrenilmesi gereken terminoloji var. Bu tanımlar kulüpten kulübe değiştiği gibi Ülkeden ülkeye göre de değişebilir. Fakat son yıllarda UEFA bu kavramları ortaklaşa bazı skalalara bağlamıştır.

PAF takımı (A2):  profesyonellige aday futbolcuların oynadıgı takımdır. as kadro için futbolcu yetiştiren genç takımdır.
 A2 Ligi; A, Ümit ve Genç Millî Futbol Takımlarının altyapısını oluşturmak ve Süper Lig'de yer alan kulüpler ile şirketlerin kendi altyapılarını güçlendirerek, tüm futbolcularının resmi müsabaka oynamalarını ve deneyimlerini artırmalarını sağlamak amacıyla 1996 yılından itibaren düzenlenmeye başlanan futbol organizasyonudur.[1]

UEFA’nın yaş gruplarına göre ayırt etmiş olduğu gruplandırmalar aşağı yukarı şöyledir:

1. U9 (Mini-Minik Takım)

2. U10 (Mini-Minik Takım)

3.U11(Mini-Minik Takım)

4.U12(Premier -Minik Takım)

5. U13 (Minik-Elit takım)

6.U14 (Yıldız Takım)

7.U15 (Yıldız Takım)

8. U16 ( Genç Takım)

9. U17 (Genç Takımı)

10. U18 (Genç Takım)

11.U19. (Süper genç)

Ama genellikle , genel çalışmalarda gruplar halinde  (6-13 Yaş) ve (14-19 Yaş) grupları halinde çalışmalar yapılır.

Diğer yandan belli başlı büyük takımların da  minik ve genç futbolcuları gruplandırmak için kendilerine göre skalaları vardır. Örneğin Galatasaray  genç futbolcuları alıp çalıştırırken, onları şöyle sınıflandırmaktadır.

Galatasaray Takımı Yaş Grupları
 • Süper Genç , U19 yaş grubu
 • A Genç , U18 yaş grubu
 • B Genç , U17 yaş grubu
 • C Genç , U16 yaş grubu
 • Yıldız .   U15 yaş grubu
 • Yıldız B , U14 yaş grubu
 • Minik (Elit), U13 yaş grubu
 • Premier , U12 yaş grubu
 • Miniminik , U11 yaş grubu
 • B Miniminik , U10 yaş grubu
 • C Miniminik , 9 yaş ve altı

Eğer Türk fubolunda, profesyonel olsun, amatör olsun asıl takımların alt yapılarını kuramazsak, miniklere, yıldızlara ve gençlere yeteri kadar önem vermezsek, durmadan Avrupa takımlarından yaşlı başlı futbolcuları transfer etmek ve onlara bel bağlamak zorunda kalacağız.
 Yaşlı futbolcuların oluşturduğu takımların encamı da sonunda belli oluyor.
 Galatasaray teknik direktörü ve yöneticileri, durmadan daha çok transfer… daha çok transfer…diye bağırıp dururken. Fenerbahçe Teknik Direktör’ü Ersun Yanal : “Bizim transfere ihtiyacımız yok. Bizim takımın oyuncuları bize yeter…” diyor.

Hala şu gerçek bilinmiyor. Sanki, zannediliyor ki, “dünyanın ismi en büyük futbolcularını bir araya getirirsek, bizim takım en iyi takım olur…”  Hayır… Sizin takım her şeyden önce TAKIM olmaz… Sahada dolaşıp duran bir takım isimlerden ibaret olur. Onlar da bir iki yılda doyduktan sonra, “Haydi eyvallah” deyip kendi ülkelerine giderler. Sen de yine, el elde, baş başta kalırsın.

Boşuna bağırmıyoruz. Alt yapıya önem verin, diye.. Yapıyoruz, yapıyoruz, diyorlar.. Ondan sonra hadi bakalım yeni transferler. Alt yapı kurgusu hikaye olunca sonuç da bu oluyor. Bu konuda Anadolu takımları daha başarılı.

Geçen gün televizyonda, Beşiktaş’tan İbrahim Toraman, alt yapıdan nasıl yetiştiğini anlatıyordu. Beşiktaş’ta değil, Sivas’ da yetişmiş ama… Şimdi 11 yıldır Beşiktaş’ın as elemanı olarak hizmet ediyor. Kimler gelip, kimler gidiyor ama İbrahim hala İbrahim… Beşiktaş ondan vazgeçemiyor.

Büyük takımlar, size sesleniyorum, gözlerinizi durmadan Avrupa takımlarının yaşlı başlı futbolcularına dikeceğinize; gözlerinizin önündeki genç futbolculara bir kez daha alıcı gözle bakın… Oralarda ne değerler var… Yoksa da… Ne yapalım, adam olun da yetiştirin. Memleket sizden ahlaklı, mazbut sporcular bekliyor. Hadi bakalım.


  

Türkiye’de takımlar son yıllarda ne kadar değiştiler. Hele takımlarda 6 tane yabancı futbolcu kararından sonra (bir iki futbolcu da Türk pasaportlu yabancı oluyor…) ister misiniz size 8 yabancılı Türk takımları boy boy görünsün. Şimdi bile hemen hemen bu görünüşte çoğu takımlar. Bazı takımlara bakıyorsunuz Kara Afrika’nın Türkiye temsilcisi gibiler. Üstüne üstlük Anadolu takımları da bu modaya kapıldılar. Şimdi herkes oluk oluk milyon Dolarları, Euroları yabancı futbolcu almaya harcıyorlar.

Aslında bütün Lig takımlarına bakacak olursanız, hiç birisi de kârda gözükmüyor. Hepsi de bilmem kaç yüzbinlerce dolar borçlu. Sağa sola… Sponsorlara, yöneticilere… Ama hala hepside en pahalı, en yaşlı, en şöhretli futbolcuları alacağım ,diye kesenin ağzını sonuna kadar açıyorlar… Ve ondan sonra bekliyorlar. Yeni gelen futbolcular buranın ortamına alışsın da gol atsınlar, diye. Onlar da “Yavaş yavaş alışıyoruz..” diye milleti avutup duruyorlar. Bir yerden sonra taraftarın tepesi atıyor ve o milyon dolarlara alınan adamlar, zenciler gidiyor.. Hadi yerine, bilmem kaç yaşında, saçı sakalı ağarmış tecrübeli yabancı futbolcular, yalvar yakar getirtiliyorlar.

Ben görmedim, Avrupa’nın ünlü takımlarının bizim üç beş futbolcumuza talepkar olduklarını. Sadece “Arda” mızı satabildik. O da Allah için yüzümüzü kara çıkarmadı.

Ama bir de Mesut’a bakın. Ne Milli Takım’a geliyor… Ne de Türkiye’de bir büyük takıma gelmek için hevesli? Peki, neden? Bunun cevabı, bir bakıma futbolumuzun nerede olduğu sorusuna cevap oluşturabilir. Futbolda neredeyiz biz?

Elalem.. Gavurlar, alıyorlar (6-7) yaşındaki çocukları. Onları yavaş yavaş, eğerek bükerek, kafalarını futbol kafası yaparak, aynı zamanda ahlaklı olmanın, terbiyeli futbol oynamanın ne demek olduğunu öğreterek, adım adım tepelere çıkartıyorlar. Gerek Mesut olsun, gerek Nuri ve diğer Almanya’da yetişen ve sivrilip çıkan hangi Türk futbolcusu bu aşamalardan geçmemiştir.

Minik ve genç takımları çalıştıran antrenörlerin tümünün de kafasında belli kalıplar vardır. Bu konular Avrupa ekollerinde çok iyi çalışılmış ve her yaş grubundaki futbol öğrencilerinin nasıl eğitileceği, nasıl antrenman yapacakları, nasıl çalışacakları ince ince hesap edilmiştir. Onlar miniklere futbol sevgisini aşılarken aynı zamanda derslerinde başarılı olmasının gerekliliğini de öğretirler. Dersleri başarısız olan bir öğrenci futbol sahalarında, çalışmalarda yer alamaz. Onlara göre iyi bir futbolcu ahlaklı bir insan, dürüst bir insanlık örneğidir. Buna göre yetiştirirler, buna göre kişinin başarılı olmasını isterler.

Küçük futbolcular, futboldan çok zevk almalıdırlar; vazife için değil, futbolu sevdikleri için futbol oynamalıdırlar. Futbolda belli bir idolleri olmalı ama kendileri de başkaları için örnek oluşturmalıdırlar.

Genç futbolunda bir çok öğrenilmesi gereken terminoloji var. Bu tanımlar kulüpten kulübe değiştiği gibi Ülkeden ülkeye göre de değişebilir. Fakat son yıllarda UEFA bu kavramları ortaklaşa bazı skalalara bağlamıştır.

PAF takımı (A2):  profesyonellige aday futbolcuların oynadıgı takımdır. as kadro için futbolcu yetiştiren genç takımdır.
 A2 Ligi; A, Ümit ve Genç Millî Futbol Takımlarının altyapısını oluşturmak ve Süper Lig'de yer alan kulüpler ile şirketlerin kendi altyapılarını güçlendirerek, tüm futbolcularının resmi müsabaka oynamalarını ve deneyimlerini artırmalarını sağlamak amacıyla 1996 yılından itibaren düzenlenmeye başlanan futbol organizasyonudur.[1]

UEFA’nın yaş gruplarına göre ayırt etmiş olduğu gruplandırmalar aşağı yukarı şöyledir:

1. U9 (Mini-Minik Takım)

2. U10 (Mini-Minik Takım)

3.U11(Mini-Minik Takım)

4.U12(Premier -Minik Takım)

5. U13 (Minik-Elit takım)

6.U14 (Yıldız Takım)

7.U15 (Yıldız Takım)

8. U16 ( Genç Takım)

9. U17 (Genç Takımı)

10. U18 (Genç Takım)

11.U19. (Süper genç)

Ama genellikle , genel çalışmalarda gruplar halinde  (6-13 Yaş) ve (14-19 Yaş) grupları halinde çalışmalar yapılır.

Diğer yandan belli başlı büyük takımların da  minik ve genç futbolcuları gruplandırmak için kendilerine göre skalaları vardır. Örneğin Galatasaray  genç futbolcuları alıp çalıştırırken, onları şöyle sınıflandırmaktadır.

Galatasaray Takımı Yaş Grupları

Süper Genç , U19 yaş grubu
A Genç, U18 yaş grubu
B Genç, U17 yaş grubu
C Genç, U16 yaş grubu
Yıldız .   U15 yaş grubu
Yıldız B, U14 yaş grubu
Minik (Elit), U13 yaş grubu
Premier , U12 yaş grubu
Miniminik, U11 yaş grubu
B Miniminik, U10 yaş grubu
C Miniminik, 9 yaş ve altı

Eğer Türk fubolunda, profesyonel olsun, amatör olsun asıl takımların alt yapılarını kuramazsak, miniklere, yıldızlara ve gençlere yeteri kadar önem vermezsek, durmadan Avrupa takımlarından yaşlı başlı futbolcuları transfer etmek ve onlara bel bağlamak zorunda kalacağız.
Yaşlı futbolcuların oluşturduğu takımların encamı da sonunda belli oluyor.
Galatasaray teknik direktörü ve yöneticileri, durmadan daha çok transfer… daha çok transfer…diye bağırıp dururken. Fenerbahçe Teknik Direktör’ü Ersun Yanal : “Bizim transfere ihtiyacımız yok. Bizim takımın oyuncuları bize yeter…” diyor.

Hala şu gerçek bilinmiyor. Sanki, zannediliyor ki, “dünyanın ismi en büyük futbolcularını bir araya getirirsek, bizim takım en iyi takım olur…”  Hayır… Sizin takım her şeyden önce TAKIM olmaz… Sahada dolaşıp duran bir takım isimlerden ibaret olur. Onlar da bir iki yılda doyduktan sonra, “Haydi eyvallah” deyip kendi ülkelerine giderler. Sen de yine, el elde, baş başta kalırsın.

Boşuna bağırmıyoruz. Alt yapıya önem verin, diye.. Yapıyoruz, yapıyoruz, diyorlar.. Ondan sonra hadi bakalım yeni transferler. Alt yapı kurgusu hikaye olunca sonuç da bu oluyor. Bu konuda Anadolu takımları daha başarılı.

Geçen gün televizyonda, Beşiktaş’tan İbrahim Toraman, alt yapıdan nasıl yetiştiğini anlatıyordu. Beşiktaş’ta değil, Sivas’ da yetişmiş ama… Şimdi 11 yıldır Beşiktaş’ın as elemanı olarak hizmet ediyor. Kimler gelip, kimler gidiyor ama İbrahim hala İbrahim… Beşiktaş ondan vazgeçemiyor.

Büyük takımlar, size sesleniyorum, gözlerinizi durmadan Avrupa takımlarının yaşlı başlı futbolcularına dikeceğinize; gözlerinizin önündeki genç futbolculara bir kez daha alıcı gözle bakın… Oralarda ne değerler var… Yoksa da… Ne yapalım, adam olun da yetiştirin. Memleket sizden ahlaklı, mazbut sporcular bekliyor. Hadi bakalım.


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ilk okuldan basliyarak aileler cocuklarini duzenli spor musabakalarina tasir onlari bekler tesvik eder yilmadan usanmadan. Ailenin cok onemli bir isidir. Peki spor ne demek en azindan cocugun yuksek okul masraflarinin tamamindan kurtulmak saglikli bir nesil her hangi bir bransta yildizin reklam gelirleri milyon dolarlar! Ulkede ise futboldan baska ne var hocam? o da yarim yamalak orient isi!

Newyorker 
 10.01.2014 18:57
Cevap :
İşte dediğini duysunlar. Çağdaş ülkelerde spor böyle özendiriliyor. Evet, aile alır çocuğunu sahaya götürür. bağırır çağırır, alkışlar... bizde ise futbol oynamak isteyen çocuğun cezası bir kalın şaplaktır. Hem toplum olarak, hem aile olarak gençlerimizi mahkum ediyoruz. Öldürüyoruz. Spor yapamayan bir ülke ölmüştür. Üç beş kişinin futbol topunun peşinden koşması hiç bir şey ifade etmez. Teşekkür ederim, değerli arkadaşım. Sagol.  11.01.2014 17:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 824
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster