Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
573
 

Fuzuli bir yazı

Fuzuli bir yazı
 

16 YÜZ YIL ŞAİRİ FUZULİ


Kıl sabâ gönlüm perişân olduğın cânâna arz

Sûret- i hâlin bu vîrân mülkün et sultâna arz

FUZULİ

Sanat zevkimizin oluşmasına kimler karar veriyor , daha doğrusu bu yolda bize yön verenler kimler?

Aslında çok düşünmeden buna yanıt verebiliriz:

Aile: Çocukluk dönemlerde evet ; ama baş kaldırı dönemi dediğimiz dönemde mutlaka aileyi beğenmeme ve zıtlaşma söz konusu olduğu için yani ergenlik döneminde asla, sonra yani yetişkinlik döneminde aileden alınan sanat beğenisi tekrar ortaya çıkar.

Arkadaşlarımız: Yaşamın her döneminde her noktada etkilenebiliriz onlardan ; ancak ileri yaşlarda sadece dost bildiklerimiz bizi etkiler.

Medya:Çok yaygın ve büyük oranda...

Okul ve Öğretmenler:

İşte bu noktaya sizlerin dikkatini çekmek istediğimden yazıma 16.yüzyıl Divan Şairi Fuzili‘nin bir gazelinden bir beyitle başladım.


Size bu dizeler ne ifade etti bilemiyorum ; ama birçoğunuzu büyük olasılıkla lise günlerine ve çoğu zaman korkunçtu diye hatırladığınız , Fâ ilatün fâ ilatün ‘lü edebiyat derslerine taşıdı.

Kişisel ilgi alanları geliştirilirken dayatmaların ve zorlamaların olumsuz etkilerini çoğumuz yaşadık Türk eğitim sistemi içerisinde. Belki çok hoşumuza gidecek bir alandan ya da sanattan nefret ettik bireyler sayesinde belki de hiç ciddiye almadık doğru yönlendirmeleri.

Ben temelinin sağlamlığına inanmadığım bir binada oturmak istemem. (Hoş ülke şartlarında hangimiz oturduğumuz yerin temelinden haberdarız.) Temeli sağlam olmayan her şey yıkılır. Yaşayan her sanatın oluşum evrelerini izlemek, anlamak ve temelini görmek gerektiği tartışılmaz bir gerçektir.

Bugün eğer Orhan Pamuk okuyorsanız, Yaşar Kemal ‘i seviyorsanız, Küçük İskender hayranıysanız, Can Yücel sevdalısıysanız üsteki dizeleri de anlamaya çalışmalısınız. Belki inceliklerini keşfederseniz ve size bunu keşfettirecek birileri varsa etrafınızda bir divan şiiri meraklısı bile olabilirsiniz.

Bana katılmayıp divan şiirinin dili zorlayıcı, çağdışı bir zihniyeti var ve yüzyıllar öncesi basitliğine sahip diyebilirsiniz.

İngiliz edebiyatından Shakespeare 16 .yüzyılda yaşamış günümüz İngilizcesini bilenlerin anlayamadığı bir İngilizce’yle eserler oluşturmuş ve edillere pelesenk olmuş ‘’Hamlet ‘’ replikleriyle halen dünyada anılan ve beğenilen bir sanatçı.

Fuzuli’yi bırakın dünyadan birilerini bizler bile tanımıyoruz ve eserlerinden , sanatından bihaber yaşıyoruz .

İşte üstteki dizelerin yorumu:

Ey bahar rüzgarı , gönlümün perişan olduğunu canana (sevgiliye )arz et. Bu viran mülkün ne halde olduğunu sultana arz et.
Bu gün acıların çocuğu diye adlandırdığımız tiplerin yüzyıllar öncesi örneğidir Fuzuli. Tam bir ıstırap şairi. Aşk ve aşık ulaşılmaz olmalı, platonik olmalı sevdalar ona göre ve sevgili eğer acı çektiriyorsa gerçek sevgilidir. Anlayacağınız biraz mazoşist bir şair.

Bahar rüzgarından bile- esişiyle sevgiliye ulaşıp aşkından ne kadar perişan olduğunu anlatması konusunda- medet uman bir nezaket. Aşığın gönlü sevgilinin mülküdür ve sevgili oranın sultanıdır. Ama sultan bu mülkü viran edecek kadar da zalimdir .

Anlamaya dayalı bir yöntemle divan şiirinin içine dalış yapılsa, şu zor ve içinden çıkılmaz kuralları, kültürümüze sahip çıkacak bireylere zorla ezberletilip sonra - sanatın sınavı yapılmaz ama - sınavlarda zayıf vermek için insanlara kök söktürülmese; Yunanlılara Karagöz perde oyununu, Mevlana ‘yı, kuru fasulyeyi vs., vs. kaptırmayacağız.

Kime yansam sûz-i dilden yüreği biryân olur

Kime ağlarsam közümden eşk-i çeşmi kan olur ZATİ

(suz-i dil:gönül ateşi, biryan:kebap , eşk-i çeşm:göz yaşı )

Bu dizelerin yorumunu, ne duyumsadıysanız, sizlerden bekliyorum. Belki ilgilenen olur. Yorumlarınızla divan şiirinde buluşalım...

Dayatmalı eğitimin bir gün son bulması arzusuyla ...

Arzuliden.....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizde Fuzuli'yi bilmezler de... Emin olun bizi bizden iyi bilen yerler var!. Bunu doğrulayak çok olayla karşılaştım. 20 yıl oldu. Öğrenciyim, üniversitenin kampüs girişinde mevlananın kocaman bir posteri asılı. Ne oluyor diye merakla araştırıyorum. Konferans düzenlemişler. Mevlana ile ilgili. Hemen giriyorum içeriye. Belki konuşacak birilerini bulurum diye. Ama nerdeee? Onlarca konuşmacı, 50 civarında ülkeden katılımcı, tek bir Türk yok. Bir hafta sürdü. Konferansın son günü bildirilerin olduğu iki koca cilt yayınlandı. Belki gözümden kaçan birşeyler olmuştur diye bildiri kitaplarını aldım. O yaz İstanbul da Edebiyat fakültesinde bir arkadaşıma bildiri kitaplarını verdim. Aldı da, pek ilgilenmedi. "Ya bizden kimler varmış?" bile demedi. (Sanki bilir gibi) Şimdi profesör olmuştur herhalde... 10 yıl var görmüyorum... Edebiyattan pek anlamam, lisede hep kalırdım. Ama üniversitede çok hissettim eksikliğini. Sayılarla çözemediğim problemler çok oldu. Saygılarımla

Murat SEVGİ 
 15.08.2008 19:49
Cevap :
mesela Nasrettin Hocanın fıkralarını derleyenler Almanlar , Göktürk Yazıtlarını ilk kez çözen gene bir Alman dilbilimci vesaire...sanırım biz çok tembeliz ya da değerlerimizin kıymetini öğrenmeden büyüdük...altında yatan binlerce neden bulabiliriz...teşekkürler yorum için....  16.08.2008 10:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 228
Toplam mesaj
: 50
Ort. okunma sayısı
: 2680
Kayıt tarihi
: 17.07.08
 
 

Her şey ya da hiçbir şey... Ben misali gailesi olanlar, bir arzunuz varsa yaşamdan arzuliden arzular..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster