Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '10

 
Kategori
Spor
 

Galatasaray'da Hagi ve Tugay'la geri gelen 2000 ruhu

Galatasaray'da Hagi ve Tugay'la geri gelen 2000 ruhu
 

Hangi sporcuyu bir hafta boyunca bu şekilde küçümserseniz sonunda ondan üst düzeyde bir performans izlersiniz. İşte Galatasaray’ın Kadıköy’deki görüntüsü Hagi-Tugay’ın da gelişiyle birlikte bir anlamda 2000 ruhunun canlanmasıydı.

Daha ilk dakikadan itibaren farklı bir Galatasaray izleyeceğimizin sinyalleri gelmişti. Temeldeki motivasyon gücü hafta boyunca aşağılanmış olmanın yarattığı psikolojik dopingdi. Üstüne takımın Rijkaard ile arasında kopan iletişim bozukluğunu eklemek gerekiyor. Aslında böyle zamanlarda dikkatlerden kaçan bir şey oluyor. Dün Fenerbahçe’ye karşı ekstra mücadele ortaya koyan futbolcuların bu hafta sonu Bursaspor’dan beş gol yemiş Ankaragücü’ne karşı nasıl oluyordu da mahkûm oynayabiliyorlardı?

Taze olanın her zaman dışarıdan bakan bir göz olarak takımdaki yanlışları daha iyi görebildiği bir gerçekliktir. Hagi’nin kulübedeki duruşundan bize yansıyan şey kendisine duyduğu güven duygusunun en üst düzeyde oluşuydu. Bu bir takım için çok önemlidir. Ancak biz yine biliyoruz ki on hafta sonra Hagi aynı şekilde kenarda duramayacak. Hagi’nin ikinci yarı düşen takımını canlı tutmak adına yerinde ve zamanında yaptığı değişikliklerin maçın son bölümlerine nasıl etkili olduğunu hep beraber izledik.

Galatasaray on yıldır bu kadar formsuz ve moralsiz çıktığı bir derbiyi ilk defa galibiyete yakın taraf olarak tamamladı. Maçın geneline baktığımızda belki de kazanması gerekiyordu.

Fenerbahçe’de bir şeyler eksik gidiyor. Ne zaman kendi ayarında bir takımla mücadeleye giriyor takımın bütün kimyasının değiştiğini görüyoruz. Trabzonspor, Kayserispor, Beşiktaş ve Galatasaray karşılaşmalarının bize gösterdiği şey Fenerbahçe’nin takım kurgusunda çok ciddi bir sıkıntı var.

Aykut Kocaman belki de bütün sorunların merkezinde Brezilyalılar ve Alex olduğunu düşünüyor olabilir. Hatta Konyaspor maçının bu anlamda tam da kendisini haklı çıkardığını söyleyebilir. Ancak Aykut Kocaman ne zaman Alex ile ilgili bir karar alsa bu takımın bütün düzenini olumsuz şekilde etkiliyor. İkinci yarı takım nispeten daha iyi oynamaya çalışırken Alex-Semih değişikliğine ilk tepkiyi Alex’in karısı verdi. Alex’in çıkmasıyla Emre ve Mehmet Topuz’un önlerinde geniş bir boşluk doğdu. Bu boşluğun iki futbolcunun bütün hareketlerinde aynen kalması gerçekten dikkat çekici detaydı. Hatta Fenerbahçe’nin sol kanattan getirdiği bir hücum organizasyonunda top penaltı noktasına doğru açıldığında gözler Alex’i aradı. Sahada olmuş olsaydı geçtiğimiz sezonun son maçında Trabzonspor’a attığı ve belki de sezonun kaderini belirleyen şut benzeri bir gol vuruşu yapabilirdi. Ancak Semih ön direkte, Niang ona yakın durumdayken Galatasaray ceza sahasının boş kaldığı bölgede Fenerbahçeli tek bir oyuncu yoktu.

Aykut Kocaman’ın baktığı yerden nasıl göründüğünü bilmiyorum ama sorun en azından bu maçta Alex değildi. Stoch’du, fazlasıyla da Dia’ydı. Hani Dia sakatlanmış olmasa muhtemelen maçın sonuna kadar sahada kalacaktı.

Aykut Hoca bu takıntısında ısrar ederse muhtemelen kabak kendi başında patlayacaktır. Henüz büyük maç kazanmadığı ve her büyük maçta Alex üzerine oynadığına dikkat edelim.

Ayrıca son on yıldır Fenerbahçe'nin başına geçmiş başarılı-başarısız olmuş ancak Galatasaray'a karşı her şekilde üstünlük kurmuş teknik direktörlerin yaptığı şeyi başaramamış olması da Fenerbahçe kamuoyu tarafından yüksek sesle tartışılacaktır.

Fenerbahçe defansının Pino ile baş edemeyişi ve maç boyunca bu oyuncuya 5 şut çektirmiş olması ciddiye alınması gereken bir detaydı. Belki Pino hayatının en rahat ve kendi futbolunu ön plana çıkartan maçlarından birini çıkardı. İlk dakikada çıkardığı mutlak gole karşın sağ kanatta Gökhan ve solda Caner çok etkisiz ve formsuz gözüktüler.

Orta sahada bütün yük Emre ve Mehmet Topuz’un üzerine çökünce bu iki oyuncu gereğinden fazla zorlandı.

Bu oyun Galatasaray’a çok ciddi bir moral verecektir. Ancak böylesine üstün oynadığı karşılaşmada dahi kötü Fenerbahçe’ye karşı organize atak geliştirememiş olması ve yakaladığı önemli pozisyonları golle sonuçlandıramaması baskılı tam saha alan savunması düzeni içinde oynamış olan Galatasaray’ın ilerleyen günlerde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağının işaretleriydi.

Dikkat edilmesi gereken şey bu karşılaşmada Galatasaray’ın düzeni, Fenerbahçe’yi oynatmamak ve gol attırmamak üzerine kurulmuştu. Yarın kendi sahasında hücum etmek istediğinde, kazanmak için sahaya çıktığında aynı motivasyon gücüne sahip olamayacağı için benzer sorunlar yaşayabilecektir.

Şu bir gerçek ki Galatasaray’ın kadrosu sorunludur.

Hakem Bülent Yıldırım için birkaç şey yazmak gerekiyor. Maalesef futbolumuzun seviyesi ne ise hakemlerimiz de oradan bir adım ötede değil. Ne şiş yansın ne kebap tarzında herkesi doyurmaya yönelik yönetimin adı hakemlik değil aşçılık olsa gerek. Yardımcı hakemlerse kaldırdıkları bayraklarla gol olabilecek önemli atakları kestiler.

Maç öncesinde yaptığımız analizde maçın bu şekilde sonuçlanabileceği olasılığı üzerinde durmuştuk. Pozisyon olarak fakir, uzaktan şutlarla gol aranan, golü olmayan bir derbi izledik. Türkiye kendisini şuna hazırlamalıdır, ne Fenerbahçe ne Galatasaray bu ligi sonuna kadar götürecek güçleri yok gibi gözüküyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Caner ve Gönül'ün etkisizliği önlerindeki Dİa ve Stoch'un bu kadar maçtan kopuk oynamalarından kaynaklandı. Her zaman söylüyorum TV sadece topun peşinde koştuğu için belki anlaşılmıyor ama Stoch'un topsuz alanda ne kadar boş işler yaptığına ilk defa şahit oldum. Keza Dia'nın da rakibin sertliğinden çekindiğini hissettim. Sonunda kasıkta gitti zaten. GS'nin sert ve agresif oyununda Alex yerine Stoch Christian değişikliğiyle Emre Christian Topuz 3'lüsü yapıp, Alex biraz daha rahatlatılabilirdi... Kocaman hamle konusunda bence geç kararlar veriyor. İlk 45 sonunda ki görüntüye, 10 senedir rakibini domine eden takımın hocası bir reaksiyon vermeliydi. Her geçen gün görüyorum ki, Kocaman'ın gerçekten süreye ihtiyacı var, sabır gösterilirse ve bu süre de şans da yanında olursa daha iyi bir takım izleyeceğiz. Saygılarımla

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ 
 25.10.2010 12:40
Cevap :
Katkıların için teşekkür ediyorum. Söylediklerinde gerçekten çok haklısın. Ancak bu Aykut'a karşı bir güvensizliğe dönüşmemelidir.  25.10.2010 14:37
 

eh objektif yorum diyebiliz.. bekir KAYA

bekir kaya 
 25.10.2010 11:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 2003
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1283
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster