Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
835
 

Galatasaray Sturm Graz'a da takıldı...

Galatasaray Sturm Graz'a da takıldı...
 

Resim: www.sabah.com.tr


Avrupa Fatihi Galatasaray ruhu! Geldiysen iki kere vur! Her neredeysen çabuk gel. Ne oldu sana böyle Cimbom? Nazara mı geldin nedir? Karşılaşmanın ilk yarısı bittiğinde yüzümüz asık, ağzımızda buruk bir tat kaldı.

Hani gümbür gümbür oynarsın da futbol şansına mağlup olursun anlarım. Bu ne böyle? Ortada sana yakışan bir futbol yok!

Dakika 35 dediğinde henüz doğru dürüst atak yoktu. Her iki takım da rölantiye almış sanki. İlk ciddi tehlike Sturm Graz’dan geldiğinde uyanma vaktinin geldiğini anlarlar diye düşündük.

Orta saha da klasik bir görüntü haline gelen bal yapmaz arı modundaki futbol oyununu izlemeye alışacak gibiyiz. Alan paylaşımı, arka ve orta bölümlerdeki dayanışma tamam ancak her ne hikmetse ortadan koordineli ve organize bir şekilde atak geliştirme yeteneğinde körelme mevcut. Ataklar etkili ve tehlikeli hale getirilemiyor. Rakibin defansındaki tel örgü modelinin de bunda katkısı büyük kuşkusuz. Sturm Graz ortada ve kendi sahasında iyi yardımlaşıyor ve oyunu istedikleri gibi kilitliyorlar.

Sturm Graz’lı oyuncuların acelesi yok. Oyunu olabildiğince yavaşlatmak ve rölantide tutmak işlerine geliyor. Buradan 1 puan ile dönmek bile onlar için kar çünkü. Ancak Galatasaray’ın hem hafta sonu oynadığı ve puan kaybettiği Eskişehir maçını unutturmak hem de UEFA Avrupa Liginde kayıpsız devam etmesi açısından önemli olan bu karşılaşmada erken bulacağı gol rahatlama sağlayacak, üzerlerindeki stresi azaltacaktı. Ancak Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmanın alemi yoktu. Takım halinde atağa çıkıldığı bir anda kaptırılan top golü getiren bir hatalar zincirini başlattı.

Devre bittiğinde ne yazık ki skorboardda 1-0 mağlup durumda olduğumuz resmediliyordu…

- *** -
Yazının buraya kadarki kısmı ilk yarı sonunda yazılmıştır.
- *** -

İlk yarıda defans ve orta sahada fazlaca bir problem göze çarpmıyordu. İlerde Elano-Arda Turan-Keita üçlüsünün önünde Milan Baros’dan oluşan forvet hattı net pozisyonla üretmekte zorlandılar. Ortadan yapılan akınlarda defans hattı gecit vermiyor ancak ne hikmetse kanatlara sarkma fikri de hayata geçirilmiyordu. Ne zaman kanatlar çalıştırıldı pozisyonlar gelmeye başladı. İlk yarının bitimine 5 dakika kala Galatasaray istediği baskıyı kurmaya başlamıştı ve hakemin faul gerekçesi ile vermediği gol de bu yolla olmuştu. Bizim gördüğümüz kadarıyla belirgin bir faul yoktu ancak hareket halinde ve hele de sıçramış oyuncuya arkadan hafif temas bile dengesini bozar ki %100 faul olmadığı kanaatine varmak bu açıdan zordu. Olsun, nasılolsa yine atarız diye fazla da üzülmedik doğrusu. Ancak atacağız derken yemek yakışmadı. Üstelik o ana kadar ahım şahım oynamayan bir takımdan…

İkinci yarıya bu düşüncelerle ve büyük ümitle başladık doğrusu. Ancak ilk yarıdaki oyundan kısmen daha hareketli, az biraz daha girişken bir oyun izlemekteydik. Galatasaray ön bölgedeki baskısını arttırıyor, Sturm Graz da açık vermemeye uğraşıyorken Milan Baroş 59. dakikada altı pas içinden topu direğe nişanlayınca kaçan balığın büyük olacağı aşikar hale gelmişti. Ancak 63’te bu defa Milan Baros kaçırmadı ve beraberlik golünü attı. 68.dakikada Arda Turan’a ceza sahası içinde yapılan faulle bizler penaltı beklerken Hollandalı hakem “3 korner bir penaltı” ilkesinin “3 penaltı bir korner” olarak değiştiğini ilan ediyordu! Nitekim 3 dakika sonra elle oynamayı da es geçti, üçüncü penaltıyı beklemeye koyuldu!!

Bundan sonra azap dakikaları başladı. Rijkaard Eskişehir maçında yapmadığını bu maçta yaptı, orta sahadan Mehmet Topal’ı çıkartarak Kewell’i aldı ve forveti beşledi. “Beşi bir yerde forvet hattı” ile daha çok yüklenmeye başladık ancak zaman zaman kontraya da yakalıyorduk. Bereket ki Sturm Graz’ın mahalle takımından seçerek getirdiği forvetleri gol atamıyordu. Hoş bizimkilerin de attığı yoktu ama bizimkilerin adı yeterdi bir kere! Her ne kadar bu maçta yetmese de!!

Hakem penaltı pozisyonlarına dek kötü değildi. Ancak iki penaltıyı afiyetle yedikten sonra Sturm Grazlılara çıkartmadığı kartları bizimkilere beleşe dağıtıyordu ve maçın en kötüleri arasındaki yerini alıyordu!

Galatasaray belli ki Eskişehir etkisinden kurtulamamış. Sturm Graz gibi doğru dürüst teknik oyuncusu olmayan ve tek bildiği uzun toplarla gol aramak olan bir takıma bir puan kaptırdı. Oysaki onların 11 kişisi bizim bir Arda’mız etmezdi. Hele ki eski Arda hiç etmezdi. Ancak sahada etikete ve paraya bakan yok, skorboard kimsenin babasını malı da değil. Gol atarsan sana yazıyorlar değilse beleşe gol de yok puan da!!

Bu sonuç hiçbir şeyin sonu değil elbet. Bu gruptan rahat çıkacağımızdan kuşkumuz yok. Ancak işi şansa ve son dakikaya bırakmamakta da fayda vardır. Önemli olan bir diğer nokta da ligdeki puan kaybının etkisinden kurtulmak gerekliliğidir ki bunu da teknik ekip başarmalı. Bizim hariçten okuyacağımız gazellerin onlara da faydası yok, bize de :)

Hoş Arda’nın golü verilse yahut o penaltılardan biri çalınsa idi şimdi millet bayram yapıyor olacaktı. Bu da ayrı bir konu :)

Maçın üçlüsü: Ayçekirdeği – Kabak çekirdeği – Beyaz leblebi
Maçın kötüsü: Hakem kardeş (düdük kardeşliği sona ermiştir!)
Maçın iyisi: Sen – Ben – Bizim oğlan (Sabırla 90 dakika izledik)
Maçın yorumu: Kaçan puanlara yazık oldu…

Murat HACIOĞLU

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim maçı izlemedik ama sizinkini izledik, niye kızıyorsunuz, ne güzel oynadı çocuklar...Siz hala 10 yıl önceki ruhu çağırıyorsunuz, biz 2. yıl önceki ruha bile ulaşamazken...hem Ligin adı değişti bi kere, unutun gari şu UEFA kupacığını:)) Ben beğendim cimbomu...Arda yorgundu sadece, o kadar...Selamlar-saygılar...

Fatma Köse  
 02.10.2009 12:40
Cevap :
Ruh çağırma seansları düzenleyeceğiz, taktık kafaya. Tamam çok kötü değildik denilebilir de, karşıdaki takım da çok sıradan bir takımdı. Ali Sami Yende puan kaybetmek hoşuma gitmiyor :)) Sizi de Şerif Taytıs kurtarmış yine :))  03.10.2009 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1599
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster