Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1352
 

Galatasaray-Trabzonspor maçından notlar ve arkaplan

Galatasaray-Trabzonspor maçından notlar ve arkaplan
 

Ntvspor


Terim ve Denizli benim teknik direktörlük anlayışımı dumura uğratmış. Takıntılı olmayan, icatçı olmayan her teknik direktörü iyi teknik direktör sanmamı sağlamış. Broos ne takıntılı ne de icatçı biri; yani insan olarak "rahat" biri; ama çok kötü bir teknik direktör. Denizli ve Terim’den sonra kendiyle kavga etmeyen bir manken de teknik direktörlük yapsa gözlerimiz demek ki onu iyi teknik direktörmüş gibi görecek. Kaybedenden başlayalım.

Trabzon’un bilinçaltı

Broos resmen elindeki imkanı kullanmak istememiş. Adaletli davranmış! "Galatasaray’ın orta saha oyuncusu yok, o halde ben de orta saha oyuncusu oynatmayayım" demiş. Sarp ve Ayhan'a karşılık Ceyhun ve Collman'ı kullanmış. İki zayıf orta saha 7 golü yaratan oyunun kaynağı. Bu tip bir oyunla etkili Galatasaray forvetlerini durdurmak zor. Trabzonspor’un klasik iki orta saha oyuncusu var. Selçuk, Djikuzu. Türkiye’nin en iyi üç orta saha oyuncusundan ikisi, diğer oyuncu Özer. Diğer oyuncuları da iyi; ama bu oyuncular tam orta saha. Orta saha oyuncusu olmanın ölçütü pas alışverişini iyi yapabilmek / az pas hatası yapmak, sırtı dönük top alıp etkili kullanabilmek, top rakipteyken alan savunması yapmayı bilmek, zaman zaman şut atmak, savunma arkasına top atmak ve en önemlisi soğuk olmak. Ceyhun ve Collman'dan kurulu bir orta sahayla Galatasaray ile ancak çata çat oyun oynanır; çata çat oynanan oyunda da daha fazla yeteneklisi olan kazanır, bkz maç.

Maçın birinci dakikasında Collman'ın kaptırdığı top Trabzonspor kalesine gol olarak dönüyordu. Hücum düşünceli oyuncu kendi kalene değil, rakip kaleye yakın oynamalı. Rakip kaleye Collman yerine Engin Baytar’ı yakın kullanmaları kendisini uyanık sanan birilerinin Broos’a uyarılarından doğmuş olmalı. Engin, geçen sene Gençlerbirliği formasıyla Galatasaray’a karşı Ankara'da oynanan maçta etkili bir oyun oynamış, birileri için de bu belirleyici olmuş. Galatasaray’ı orta saha oyuncularının etkinliğiyle yenebilecek takım geçtiğimiz seneki bir maçı esas alıp orta saha oyuncusunu oynatmayıp forvet oyuncusu oynatmış. Şunu belirtmek gerekir: Engin o maçta takımının tek ince oyuncusuydu; bu nedenle parlak görünmüştü. Broos; Selçuk, Djikuzu gibi takımın Galatasaray’a ikinci bölgede baskıyla rkibe top göstermemesini sağlayacak, savunma arkasına etkili toplar atacak oyuncularını sahaya sürmemiş; bu oyuncuların yokluğu Gabriç'i de olumsuz etkiledi. Engin ile hiç bir arada oynamamış bir oyuncu. Zaten yıldız değil, birlikte oyunun içinde değerli bir oyuncu. Engin'in varlığı onu da bozdu. Engin kötü bir oyuncu değil; iyi bir seçenek. Rakibin durumuna göre, olası sakatlık durumunda yararlanılabilecek bir oyuncu; bu durumda bile bir on numara olarak değil, takım içinde belirli bir görev verilerek yararlanılacak bir oyuncu.

Savunma arkasına top atma işi ise Ceyhun’a kaldı; üçüncü golün başlangıcı da Ceyhun’un nadiren attığı bu toplardan biri sonucunda geldi. Djikuzu için disiplinsiz deniyor; bu bir açıklama, tartışma götürür; ama bir açıklama. Selçuk’un oynamaması ise açıklamasız! Yanal etkisi olabilir. Yanal’ın aldığı para Trabzon’luları o kadar rahatsız etti ki, acısını Yanal’ın oyuncularından çıkartıyor olabilirler; bilinçaltı böyle bir şey, bilinçli olarak yaptıklarını sanmıyorum. Trabzon’lular Cale, Selçuk gibi oyuncuları bu nedenle sevmiyor olabilirler. Collman Selçuk’un yerinde, yani rakip kaleden uzaklaştırılmış -sezon başından beri oynanan maçlarda Collman kaleye ne kadar yakın oynarsa Trabzonspor için o kadar iyi olduğu açıkça ortadayken- Collman’ın yerinde de Engin. Engin oyundan çıkana kadar Trabzonspor'un on kişi oynadığı söylenebilir; Broos çıkarmasaydı muhtemelen hakem çıkartacaktı! Collman’ın golleri Collman'ın rakip kaleden uzakta tutulmuş olmasının, 3. golde Ceyhun’un savunma arkasına attığı top da Selçuk’un kulübede oturtulmuş olmasının hata olduğu gerçeğini açığa çıkardı. Selçuk sahada olsa bu tip en az 5 top daha atılırdı savunma arkasına.

Yenilen birinci ve üçüncü gol, yani oyunu kıran goller, Tayfun imzalı. Üçüncü golde Giray'ın da hatası var; ama Giray yerine oynayacak oyuncu olmadığı için (Ceyhun var; ama onu sadece orta sahada değerlendiriyorlar) üzerinde durmaya gerek yok. Tayfun, birinci golde Kewell’i bırakıp Giray’ın adamına yöneliyor, boş kalan Kewell da vuruş imkanı buluyor. İkinci ve dördüncü goller birinci ve üçüncü golün artçıları; “psikolojik artçı”; üçüncü golde Tayfun’un kısa olması golü hazırladı. Bir karış uzun oyuncu Baros’a büyük olasılıkla vurdurmaz, en kötü olasılıkla pozisyonunu bozar, verdiği pasın kalitesini düşürürdü, bkz. kulübedeki Song'un boyu. Özetle; Collman’ın rakip kaleden uzakta tutulması ve ön alanda Engin ile bir kişi eksik oynanmış olunması ile maçı kıran gollerin hazırlayıcısı Tayfun’un Song kadroda olduğu halde sahada olması yenilgiyi doğuran oyunun yaratıcısıydı. Bütün bunlara karşın Serkan oyun 2-2 iken kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonu gol yapsa maçı büyük olasılıkla Trabzonspor kazanacaktı. Trabzonspor teknik yönetimi hastalığı alevlendirecek seçimler yapıyor; belki de teknik taktiğe inanmıyor, uğur denemeleri yapıyorlar!, dalga geçmiyorum, yapılan seçimleri anlamaya çalışıyorum. Tedaviden vazgeçtim, dokunmasalar, ince düşünmeseler!, takım en az 7-8 puan daha öndeydi.

Korku iyidir, hayatta kalmayı sağlar!

Rijkaard bilindik kurgusuyla çıktı; bilindik oyununu oynadı; bilindik zaafları sürdü; bilindik goller attı. Sadece saçmalamaması kazanmasına yetti. Türkiye’de bu bir büyük takım için yeterli. Ayhan’ın çıkarken kaptırdığı top Collman ile beraberlik olarak geri döndü. Oyun 2-2 iken oyunun aynı şekilde sürmesi halinde Trabzonspor’un gol atacağını gördü ve Kewell yerine Barış’ı oyuna aldı. Bu değişiklikten sonra Galatasaray’ın golü geldi; çünkü Trabzonspor’un Galatasaray’a üstünlük kurmasını sağlayan orta saha etkinliğiydi; özellikle Ceyhun ve Collman. Orta saha oyuncusu sayısını artırması yerinde bir hamleydi; takım bir kişi fazla oynamaya başladı. Yorgun oyuncu çıktı, diri oyuncu girdi; mevki ve diziliş teferruat.

Oyun beş dakika daha sürse Trabzonspor’un golü geleblirdi. Galatasaray’ın üzerine rakipler çok kolay geliyor; buna çare bulamamış görünüyor. Fenerbahçe maçında Barış maçın başında kadroda olmalı; aksi takdirde Kadıköy Galatasaray için yine cehennem olabilir. Rikkaard, Aydın'a verdiği değeri Barış'a verse Galatasaray şu anda daha etkili futbol oynayan bir takım haline gelmiş olabilirdi. Rijkaard Kadıköy’de korkmalı(!); tıpkı bu maçın ikinci yarısında oyundan Kewell’i çıkarıp Barış’ı alırken korktuğu(!) gibi. Bir takımın bekleri futbolu biliyorsa, kısa değilse ve önlerinde oynayan açıklar dönüşü olan, savunma bilen açıklarsa, kalite çok önemli değil, Galatasaray’ın etkinliği bu takıma karşı rafa kalkar, bkz. Sturm Graz maçı. Cale ve Gabric Keita’yı kolay savundular. Keita topu ayağına aldığında etkili görünse de yeterince etkili değildi. Galatasaray buna çare üretmeli. Bu kadar hatalı kurgulanmış bir Trabzonspor kadrosuna karşı Serkan Balcı’nın şanssız / beceriksiz olduğu pozisyon gol ile sonuçlansa belki de dört beş gollü bir yenilgi alması sonucunu doğuracak bir oyun oynadı Galatasaray; bu Fenerbahçe maçı için Rijkaard’a ders olmalı.

futbolteknik@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 775
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Felsefe okudum. Sıkıldıkça yazıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster