Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '14

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
146
 

Galatasaray Yönetimi Uyudu, Taraftar Zarar Veriyor

Galatasaray Yönetimi Uyudu, Taraftar Zarar Veriyor
 

Resim; www.sporx.com sitesinden alınmıştır.


"Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye" diye boşuna dememişler. Tarık, Pandev derken mesele unutulmuş olsa gerek ki; TFF sessiz sedasız "ceza"yı bastı. Sonrasında da feryat figan..

29 Ağustos günü yayınlanan yazımda; tam da Galatasaray'ın bugünkü açıklamasında yer alan bazı cümleleri söylemiştim. 

http://blog.milliyet.com.tr/tff-cezayi-kendisine-kesmeli/Blog/?BlogNo=472302

Dileyen bakıp okuyabilir. "Ben yazmıştım bak" demek için söylemiyorum bunları. Çünkü, bunu o gün söylemek için, bir futbol bilgini, sosyoloji uzmanı, hukuk akil adamı falan olmaya gerek yok. Olay gayet açık ve net. Bir organizasyonun sahibi kimse, o organizasyondan doğacak her türlü zararı ve bedeli karşılamak da onun boynunun borcu! Kaldı ki; organizasyon sizin olduğu için, katılımcı her iki kulübü de "aman siz karışmayın, ben hallederim" diyerek devre dışı bırakmışsınız. Güvenlikten tutun, stat içinde satılan su ve çekirdeğe kadar herşey sizin kontrolünüzde. Sahaya atılan domatesler, kabaklar, şarj aletleri vs. Hepsinin sorumlusu "organizasyon sahibi". 

Gelin görün ki; bizim kulüp olarak "nadide", ancak yönetim olarak "avare" takımlarımız, daha ilk PFDK sevkinde yaygarayı koparmalıydı. Bugün Galatasaray yönetiminin bangır bangır yaptığı açıklama geç kalınmış, Niğde pazarına yolcu bir açıklamadır. Fenerbahçe'nin henüz açıklama yapmamış olması normal; çünkü saha kapama cezası almadılar! Almasınlar da zaten! Ancak Galatasaray açıklamasında, saçma bir şekilde kendine yer bulan "şike" kavramı sebebiyle, gece yarısı Galatasaray'a karşı bir açıklama yapmalarını bekliyorum ben. O kelimeyi oraya yerleştirmek hangi aklı evvelin aklına geldiyse artık...

Adam akıllı iki yönetim kurulu olsaydı; en azından maçtan sonra oturur; "Arkadaş organizasyon bizim değil, güvenlik bizim değil, taraftar bizim mi o da belli değil.. Birlikte hareket edelim ve ceza almayalım" fikrinde uzlaşırlardı. Ama nerde o iki yönetim?

Galatasaray; "TFF cezayı kendine kesmelidir" demekte geç kaldı. Bugün yapılacak olan savunma bu değildir artık. Bugün savunmanın temeli; bu sezon uygulamaya konulan tribün kapatma cezası olmalıdır. Manisadaki statta ortalama 12bin Galatasaray seyircisi alındı ise, Galatasaray bu kadar seyircinin stada alınmaması için girişimde bulunmalıdır. Daha kötüsü; "orda 12 bin seyirci vardı ama, stadın yarısıydı" şeklinde bir karşı tez için de; Arena'nın yarısını boş bırakmak şeklinde öneriler getirmelidir. 

Aslolan, doğru olan şey, Fenerbahçe ile birlikte hareket etmektir ama, önümüzdeki bir kaç yıl için daha böyle bir mucize öngörülmüyor yıldız fallarında! Ayrı ayrı da olsa; Fenerbahçe de, kendisine verilen para cezasının 5 katına çıkarılmasına tepki göstermelidir. Ancak, bu "düşman kardeşler" başarmak yerine, rakibinin başarısızlığı ile beslendiğinden, ben bu cezaya itiraz edeceklerini de sanmıyorum. Aziz Yıldırım kendi cebinden o parayı öder ama, sırf Galatasaray seyircisiz oynasın diye kendi cezasına itiraz etmez. Tam tersi durum olsaydı ne olurdu derseniz? Galatasaray da itiraz etmezdi! Ama, Aysal cezayı kendi cebinden değil, kulübün kasasından öderdi :) Bu da minik bir yarı şaka yarı ciddi espri olsun.

Gelelim taraftara. Aslında bir yazı dizisi yazmak gerek Galatasaray taraftarı için! Tabi ki; genelleme yapmadan, ama tribünlere hakim taraftarları göz önünde bulundurarak değerlendiriyorum. Galatasaray taraftarının, tribünlere hakim görüntü sergileyen kesimi, ne yazık ki Türkiye'deki en vefasız taraftar grubudur. Bunları bir Galatasaraylı olarak söylemekten çekinmiyorum. Bedeli ne olursa olsun (Bakınız Arda Turan'ın gitmesi, forma sponsoru bulunamaması), hangi yöntemle ve futbolcularla olursa olsun (bakınız Eboue, Melo), hangi teknik direktör olursa olsun ille de başarı ister! Başarısızlık durumunda, hem diğer taraftarlara, hem de takıma zarar vermeye başlar. Bu zarar, zaman zaman takım kaptanının gönderilmesine, forma sponsoru bulunamamasına, seyircisiz maç cezalarına, en önemlisi de uluslararası etiketinin değerinin düşmesine yol açar. 

Hele hele, taraftarın sahiplendiği kimseler var ki; onlara kimse dokunamaz! Hatırlayın, son sezonunda Harry Kewell, taraftar baskısı yüzünden gönderilmemiş, yabancı sınırından dolayı Shabani Nonda gönderilmiş ve koca bir 17 lig maçı serisi boyunca takım forvetsiz kalmıştı! Yine Mersin İdman Yurdu ve Ordu maçlarında, kendisinin ve Galatasaray'ın adına yakışmayacak şekilde -kim bilir belki de bilinçli olarak- kendisini sahadan attıran Fatih Terim'i kimse eleştirememişti. 

Şampiyon olunan 2 sezon boyunca hiç seyircisiz maç cezası almayan bir Galatasaray varken, ikinci olunan geçen sezonda seyircisiz oynama cezasıyla takımını başbaşa bırakan da bu taraftardı. 

Fenerbahçe'nin kendi sorunudur ama; ben Galatasaray tarafındayım ve dolayısıyla da bunları söylemek hakkım. Galatasaray'ın yaptığı açıklamadaki 4 maddeye ithafen, ben de Galatasaray'a 4 maddelik bir açıklama yapmak istiyorum.

1- Bundan sonraki gerek kurumsal, gerekse kişisel açıklama ve beyanlarda, "şike" ile ilgili tek bir söz söylenmemesi makul olan çözümdür. Zira, hem bu TFF' yi şikeden dolayı beğenmeyip, hem Kulüpler Birliği başkanlığına TFF'nin istediği kişinin seçilmesine ses çıkarmamak, ikiyüzlülüktür. Dolayısıyla, eylemleriniz söylemlerinizi yansıtmadığı için, "şike" edebiyatı yapmanın alemi yoktur. Şahsım adına şikenin yapıldığından emin olsam da; bu açıklamalarla hiçbir şeyin değişmeyeceği, olası bir barış sürecinin daha da uzak bir zamana kalacağı gün gibi ortadadır. Eğer samimiyetiniz varsa; rakibinizin de samimiyetini test etmek adına bir milat başlatmayı teklif edin. 

2- Daha ceza artırımı müracaatı yapıldığı gün, bu talebin onaylanacağı belli iken, bugüne kadar hiçbir kamuoyu oluşturmamanız, bugün yaptığınız açıklamayı da yok hükmüne sokmuştur. Yukarıda belirttiğim gibi, en kötü ihtimal, "tribün cezası" konusunda hemen girişimde bulunulması, açıklama yapılmasından daha faydalı olurdu.

3- "Besleme Taraftar Grupları" ile her türlü ilişiğinizi derhal keserek; gerçek, vefakar, iyi günde ve kötü günde takımını destekleyen, kendi kaptanını en kötü gününde bile yuhalatmayan, hiç ilgisi olmayan bir maçta bile ezeli rakibine ve her kim olursa olsun başkanına küfür etmeyi "ceza korkusuyla" değil, "haya" duygularıyla aklından bile geçirmeyen taraftarlara tribünleri teslim edin. 

4- Sevgili Galatasaray taraftarı. Her fırsatta Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe'ye küfür etmekten artık vazgeçin. Aziz Yıldırım'ı sevmeyebilirsiniz -ki ben de sevmiyorum-; ama ona küfür etmek, ne şikeyi bitirir, ne de ona zarar verir. Cezayı yediğinizle kalırsınız. Son 2 sezondur FB sezona seyircisiz cezası ile başlıyordu. Biz bu sene siftahı yaptık. Dilerim bu ceza burda kalır ve bir daha da bu cezayı aldırmazsınız. 

 

Sağlıcakla efendim..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 553
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

Elektronik ve haberleşme mühendisiyim. Galatasaray taraftarı; evli; 1 erkek çocuk babasıyım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster