Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
64
 

Galiba bu Eğitimde hepimiz suçluyuz

Eğitim ve öğretim,  her insanın en doğal hakkıdır. Kimse bu haktan soyutlanamaz, alıkonamaz.

Eğitim öğretim ilerlemesinde herkes üzerine düşen görevi yerine getirmek zorundadır.

Ortaokul, liseyi bitireli uzun bir süre oldu. Şimdi ki öğrencileri ve yaptıklarını görünce, hemen öğrencilik yıllarımı hatırlıyorum. Doğrusu o günleri mumla arıyor ve imreniyorum, özlüyorum.

Öğrencilik yıllarında haylaz, yaramaz ve vurdumduymaz, haşarı olmayan yok gibidir.

İnsanın kanının fokur fokur kaynadığı, yaşı gereği sürekli hareket halinde olduğu dönemlerdir.

Önce de böyleydi, şimdi de öyle ve gelecekte de öyle olacaktır eminim; ancak bazen öyle nahoş olaylar tezahür ediyor ki, insan ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyor.

Şimdi öğrenciler okuldan kaçıyor, (kaytarıyor, ekiyor artık adına ne derseniz deyin,) eskiden biz de kaçardık.

Şimdi öğrenciler öğretmenlerden dayak yemiyor, yiyemiyor; ama bizler dayak, fırça yerdik.

Şimdiki öğrenciler dayak, fırça yemek bir yana; yüzünü ekşiten öğretmenleri sevmiyor, saygı göstermiyor; ama bizler her şeye rağmen öğretmenlerimizi sever, sayar, hürmet ederdik.

Şimdiki öğrenciler öğretmeninden ya uluorta sigara istiyor ya da sigara veriyor; ama biz bırakın sigara alıp vermeyi, gördüğümüzde gizliden gizliye sigarayı avucumuzda söndürerek görmesin diye cebimize koyardık.

Sayın ebeveynler, ortaokul ve lise önlerine hiç gittiniz mi bilmiyorum!

Eğer gitmediyseniz, lütfen özellikle okul çıkışlarında, çocuğunuz olsun veya olmasın bir gidin derim.

Oradaki havayı bir teneffüs edin, oradaki olan biteni bir gözlemleyin, nelerle karşılaşacağınızı bir görün derim.

Okul çıkışlarında anlaşılmaz şekilde, bir an da ortaya çıkan tartışmalar ve sonucunda kavgalar oluyor.

Kızlı-erkekli gruplar halinde, sahip olduklarını paylaşamayan azılı düşmanlar gibi birbirine giriyorlar, saldırıyorlar. Çoğu zaman kolluk kuvvetlerini bile zor durumda bırakıyorlar.

Okul kapısından çıkarken, kızlı-erkekli öğrenciler sigara yakmaya başlıyorlar, çoğu kez yanından geçen öğretmenlerinin yüzlerine bile sigara dumanını üflüyorlar.

Öğretmenler, ola ki “ yazık çocuklar size, içmeyin etmeyin, eylemeyin” gibisinden müdahalelerde bulunduklarında; vay efendim  “sen misin bunu söyleyen”  diyerek, olmadık küfürlere ve değişik söz ve söylemlere maruz kalıyorlar.

Öğretmenine bıçak çeken, pompalıyla saldıran münferit olaylar bile oluyor.

Aman yarabbi! Ne günlere kaldık.

İlerlemiş yaşımıza rağmen, evlendik, çoluk çocuğa karışmamamıza rağmen, caddede, sokakta, toplantıda, cemaatte bir öğretmenimi görsem, hele bir de sigara içiyorsam; yine kaçacak, sığınacak delik ararım. Saygıda kusur etmem, hal ve hatırını sorar, sonra ayrılırım.

O zamanki insanlardı, bu zamandaki de insanlar. Peki, ne oldu da her şey bu kadar çok değişti, değişikliğe uğradı?

Biz mi değiştik, çocuklarımız mı değiştirildi?

Eğitim sistemimizden mi bir aksaklık var, okul disiplinlerde mi bir sıkıntı var, yoksa okula giden çocuklarımızda mı, öğrencilerimizde mi bir anormallik var acaba?

Galiba ebeveynler olarak biz veliler, eğitim-öğretim veren idareciler ve öğretmenler; oturup düşünmeliyiz. Başımızı iki elimizin arasına alarak düşünmeliyiz, düşünmeliyiz, “nerede hata yaptık/yapıyoruz” diye…

Öyle ki artık günümüz gençliğinden kimsenin bir umudu, bir beklentisi kalmadı gibi.

Yarış atı haline getirdiğimiz çocuklarımızdan, Özel Dershaneler müdavimi, internetin bağımlısı, kölesi olmuş bir gençlikten, batının köhnemiş alışkanlıklarının tuzağında kaybolan bir halde olan öğrencilerimizden, büyük bir başarı beklemek; sevgi, sayagı, hürmet ve hoşgörü beklemek, çok da akıllıca bir durum olmasa gerek.

Evet, zihniyet değişmeli, kafalar değişmeli, bencillikten, taklitçilikten, inançsızlıktan uzaklaşmadığımız sürece, ne yaparsak yapalım, istediğimiz/istenilen seviyeyi yakalayamayız.

Yoksa işte böyle her yıl 69. Yetmiş bilmem kaçıncı olur, hep bir yerleri suçlar, suçlu olacak bir günah keçisi aramaya başlarız. Anlaşılıyor ki bu işte hepimizin suçu var, hepimiz suçluyuz.
  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Kerim Baydak;Evet hepimiz suçluyuz.Bela gelmez kula Hak yazmadıkça, Hak bela vermez kula kul azmadıkça. Eğitime, öğretime önem vermedik,çocuklarımızı kreşlere verdik,sadece harçlıklarını ceplerine koyduk nereye gidiyor,ne ediyor diye düşmedik.Nebat gibi çoğalan ve yararlı/zararlı olduklarını bilemediğimiz,birbirleriyle yarışan dershanelere yöneldik. Çocuğumuzun gerçek kimliğini tanıyamadık,onlarla ilgilenip okul idaresiyle toplantılara gitmedik.Okullarımızda Ankara dayatmalı ezberli,sisteme ses çıkarmadık,Öğretmenlere gereken önemi vermedik.Maneviyattan ayrıldık.Doğruyu,yanlışı öğretemedik.Eğitimi esaret altında tuttuk.Meselenin derinliklerine inmeden,Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum..

Mehmet Burakgazi 
 08.04.2013 16:26
Cevap :
Allah razı olsun Mehmet bey üstadım.Ne kadar doğru yerlere temas etmişsiniz. Doğrusu yazımda değinmedim onlarca konulardan siz bahsetmişsiniz. Maalesef söylediklerinizin hepsinde haklısınız. Bunları hakediyor muyuz, doğru derinlemesine düşünmek gerekir kaantindeyim Selam ve saygılar dua ile kalın  09.04.2013 7:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 985
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 212
Kayıt tarihi
: 06.11.12
 
 

Kerim BAYDAK 01.01.1961  ADIYAMAN  doğumlu.. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi  İşletme Fakultesi İ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster