Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
134
 

Galileo yüzünden bunlar!

Galileo yüzünden bunlar!
 

...


Yeni doğmuş bir bebeğin bakışları dikiz aynasından bakan dikkatli bir sürücünün bakışlarına benziyor. Onun bakışlarındaki keskinlik, hiçbir bilim adamının bakışlarında yok! Bazen yeni doğmuş bir bebeğin, dünyayı gözbebekleriyle içtiğini düşünüyorum. Nasıl ki doğar doğmaz hayata tutunmak için, derin bir yaşama güdüsüyle memeye sarılıyor, hayata karışabilmek için de gözbebekleriyle dünyayı, bütün görüntüleri, ışığı, renkleri, nesneleri içiyor.
Ölüm döşeğinde birinin bakışları da park etmekte olan bir aracın sönmek üzere olan farları gibi ölgün! Belki de her şeyi çok erken fark ediyoruz da yaşadıkça beynimiz bulanıyor, kafamız karışıyor! Yün çilesi gibi... Baştan yolunda giden hayat yumağı, çileyi tutanın ya da yumağı saranın beceriksizliği, bazen de dikkatsizliği yüzünden arap saçına dönüyor! Dolaşıklığı açmaya çalışmak zaman kaybı olunca da ipi koparıp, yeni bir yumak dolamaya başlıyoruz! Hayat böyle bir şey işte!
Bu keşmekeşlik içinde en kötüsü, kendi halimizde yaşamaya, yaşamı algılayıp kavramaya, bazen de yaşam adına bir şeyler üretmeye koyulduğumuzda, etrafımızın engizisyon yargıçlarıyla sarılmış olduğunu görmek! Kendi doğrularını dikte etmek için bizi korkutan, bize gözdağı veren, bizde karşı koyma eğilimi gördüklerinde bizi mahkûm etmeye can atan engizisyoncular…
Bunlar her yerdeler! Bazen en yakınımızda, burnumuzun dibinde, yanımızda yöremizde… Ailemizden, arkadaş sandıklarımızdan olabildikleri gibi, iş yerlerimizde, otobüste, metroda, markette, sokakta… her yerde, bir gölge gibi ensemizdeler.
Keşke Galileo, zamanında engizisyon yargıçlarına boyun eğmeseydi! Keşke hiç kimsenin baskısı ve etkisi altında kalmadan dünyayı kendi yeni doğmuş gözlerimizle algılayabilseydik! Keşke engizisyon yargıçlarından yeni haksız sorgucular, Galileo’dan da yeni çaresiz haklılar türemeseydi!
Şairler, bir dalgıç kararlığı ve azmiyle, dünyanın okyanus dibindeki kapılarını; bir kuş özgürlüğüyle de göğün kapılarını arayıp bulma, açma gayreti içindeler.
“(…)
evet, hepsinden kötüsü senin boyun bükmendir
Galileo Galilei 
hâlâ da büküyorsun 
sen boynunu büktükçe 
Galileo Galilei 
bil ki 
kanıyor dünyanın bütün çiçekleri!”
(A.Kadir Paksoy)
***
İnsan boyun büküyor, yürek kanıyor!
İnsan boyun büktükçe güzel olan her şey kanıyor!
Yetişkinler boyun büküyor, gençlik kanıyor!
Emekçi boyun büküyor, emek kanıyor!
Bilim, sanat boyun büküyor, insanlık kanıyor!
Nazım, o ünlü “Akrep gibisin kardeşim” şiirinde “Kabahatin çoğu senin canım kardeşim!” derken ne kadar haklı olsa da kabahatin çoğu Galileio Galilei’nindi!
Boyun eğmeyecekti engizisyon yargıçlarına!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet biliyorum Sırcanın başı Galileo, tüm kötülük organizasyonlarının suçlusu ve müsebbibi de o, ama düşünceleri uğruna diri diri yakılan Bruno'yuda pek yüceltmiyoruz doğrusu, metaforu çok güçlü bir yazı idi, tebrikler, selamlar (Konu ile ilgili bir yazı yazdığım bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum; http://blog.milliyet.com.tr/dusunceleri-ugruna-diri-diri-yanmak/Blog/?BlogNo=370945)

Nizamettin BİBER 
 04.07.2017 14:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 993
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster