Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
571
 

GATA'dan çirkin tavır

GATA'dan çirkin tavır
 

Nejat Uygur'un eşi Necla Uygur, 'Gelmemesi gerektiğini bana söylettiler' dedi.

Emine Erdoğan'ın Nejat Uygur'u GATA'da ziyaret edememesinin perde arkasını ünlü tiyatrocunun eşi Necla Uygur anlattı. Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı olayla ilgili 'Keşke yaşanmasaydı' yorumunu yapan Uygur, 'Gelmemesi gerektiğini bana söylettiler' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üç yıl önce GATA'da tedavi gören Nejat Uygur'u ziyaret etmek isteyen Emine Erdoğan'ın türbanlı olduğu için hastaneye girişine izin verilmediğini canlı yayında açıklamıştı. 'Bugüne kadar bu olayı açıklamadım. Bunun yapılmasına müsaade eden irade dürüst müdür, özgürlükçü müdür?' diyen Erdoğan'a, Nejat Uygur'un eşi Necla Uygur'dan destek geldi. Necla Uygur 'Emine Erdoğan'a karşı çok mahcup olduk. Olaydan sonra kendisi ile Ankara Kalesi'nde buluştuk. Çok üzücü bir olaydı, keşke hiç yaşanmasaydı' dedi.

- Bu olayın üç yıl sonra ortaya çıkması üzerine neler hissettiniz?

Şaşkınlık içerisindeyim. Böyle bir olayın tekrar gündeme gelmesi benim adıma çok üzücü bir durum. Keşke böyle bir olay hiç yaşanmasaydı. Maalesef üç yıl önce başımıza böyle bir olay geldi. Başbakanımızı da dinledim ve kendileri haklıdır.

ÇOK UTANDIM

- O gün yaşananları bize anlatır mısınız?

Nejat, GATA Hastanesi'nde yatıyordu. Emine Erdoğan bana telefon etti, Nejat'ı hastanede ziyaret etmek istediğini söyledi ve 'Bir mahsuru var mı?' diye sordu. Ben de 'Şeref verirsiniz' dedim. Doktorlara gidip Emine Hanım'ın geleceğini ve bir protokolün hazırlanmasını istedim. Doktorlar daha sonra odama geldi. Kendisi türbanlı olduğu için bu ziyaretin kabul edilemeyeceğini söylediler. Bunu Erdoğan'a bizim söylememiz gerektiğini belirttiler. 'Böyle bir durumu kendilerine nasıl iletebilirim? Bunun imkanı var mı?' dedim. Ben hastanede eşarplı insanlar görmüştüm. Bunu da doktorlara söyledim, 'Türbanla eşarp ayrı şeyler' dediler. İki arada bir derede kaldım. Halimi düşünebiliyor musunuz? Benden randevu alındığı için benim söylemem icap ettiğini söylediler. Durumu anlatırken çok sıkıntı yaşadım. Çok ayıp bir şeydi, çok utandım.

EMİNE HANIM ÜZÜLDÜ

- Emine Erdoğan'ın tepkisi ne oldu?

Emine Hanım çok üzüldü. Ben bin kat daha çok üzüldüm. Olaydan sonra benimle dışarıda buluşmak istediğini söyledi. Arabalarını göndererek beni aldırdılar, Ankara Kalesi'nde buluştuk. Bize ikramda bulundular. İki kardeş, anne-evlat gibi çayımızı, kahvemizi içtik. Yaşanan çok acı bir olaydı. Kendisine karşı çok mahcup olduk. Keşke hiç yaşanmasaydı.

GÖRÜŞÜYORUZ

-Kendisiyle görüşüyor musunuz?

Özel günlerde, bayramlarda telefonla arıyorum Emine Hanım'ı, konuşuyoruz. Onun dışında görüşmüyoruz.

- Başbakan Erdoğan ile konuştunuz mu?

Başbakanımızla konuştum. Kendisi bizim durumumuzla yakından ilgilendi. ( Kaynak: Milliyet)

Haberi okuduğumda ‘galiba bişey kaçırdım’ diyerek tekrar okudum… tekrar ve tekrar… Hayır hiçbişey kaçırmamıştım. Haber aynen anladığım gibiydi.

Yani; Sayın Emine Erdoğan türbanlı olduğu için GATA yetkilileri ve doktorların direktifleri doğrultusunda ziyaretçi olarak alınmamıştı ve buna bağlı olarak Sayın Nejat Uygur’u ziyaret edememişti.

Bir kadın olarak; Emine Erdoğan’a yapılan bu yakışıksız ve haksız davranışa sebep olan GATA doktorlarını ve yetkililerini şiddetle kınıyorum!

Sayın Emine Erdoğan oraya memur olarak çalışmak için başvurmadı. Sadece değerli bir tiyatrocuyu yatağında ziyaret etmek istedi.

Ziyaretçilerin de kıyafetine karışılacaksa bu ülkeyi terk edelim o zaman…

Amacım 'Demokrasi nedir?' e girip polemik başlatmak değil. Zaten bu saate kadar bunun anlamı öğrenilemediyse bırakın dağınık kalsın...

Ne olduğu bir tarafa ne olmadığı çok açık;

Demokrasi; başkalarının din ve vicdan hürriyetini elinden almak değildir!

http://www.esmakahraman.com/gatadan-cirkin-tavir/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ailemin büyük çoğunluğu TSK mensubu. Kızkardeşimin eşi de. Kardeşim GATA'da tedavi görüyordu. Kontrol için hastaneye gideceği bir gün ona eşlik etmemi istedi. Kapıdan çevrildim. Türbanımı açmam istendi. Omuzlarıma tutturulmuş iğneleri çıkardım, böylelikle türban diye tanımladıkları görünümden kurtulacağımı düşündüm. Ama asker, hayır öyle değil dedi ve bir tablo çıkarıp gösterdi. Böyle olacak dedi. :) Tabloda çizilmiş bir kadın portresi -hastanelerdeki sus işareti yapan hemşire gibi- eşarbını tavşan kulağı dediğimiz bağlama tipinde çenesinin altından bağlamış. Bu şekilde bağlanacak dedi. Görmek istemeyen, duymak istemeyen inanmaz ama ben bu komediyi yaşadım. Türkiye'de.. Başkentimizde.. Ama nasıl oluyorsa çarşaflı da, türbanlı da her yere giriyoruz...

A. Z. 
 09.02.2010 13:26
Cevap :
Sayın A.Z; bugün bir yazı okudum... çok beğendim. Tam da altını çizmeye çalıştığım şeydi. Yazıda der ki; 'Kadın, ne bağnazların kölesi, ne de sömürü üzerinden güç kazananların sermayesi olmalıdır.' Sevgiler.  09.02.2010 17:06
 

Demokrasi, başkalarının din ve vicdan hürriyetlerini elinden almak değildir! İşin özü bu. Merak ediyorum, Kuralları kim belirliyor? Neye göre belirliyor? Her kurala sorgusuz boyun eğeceksek, insan olmanın; kul olmanın anlamı nedir? Ya bir gün tam tersi kurallar hakim olursa ne olacak? Kuraldır uymak lazım deyip geçecek misiniz... Kardeşimi askere yolladım. Annen, ablan, sülalen türbanlı demediler. Seve seve aldılar, yolladılar dağlara. İki ay sonra kuzenimin düğünü var orduevinde. İçeriye giremeyecek olmanın üzüntüsünü şimdiden yaşıyorum. Yazık...

A. Z. 
 09.02.2010 12:45
Cevap :
Sayın A.Z. ; ekleyecek birşey bulamadım. Sevgiler.  10.02.2010 23:26
 

bu olay 2007'de meydana gelmiş. aradan 3 yıl geçmiş o zamanda bu konu tartışılmış hem de milliyet yayınlamış bu konuyu. neden tekrar gündeme bu konu servis edildi yok alınmış mı yok alınmamış mı? eğer orada bir kural varsa buna cumhurbaşkanının eşi de başbakanının eşi de uymak zorundadır. ayrıcalık olmasın. herkesin uyduğu bir şeye siz neden uymuyorsunuz hem de bir konuyu 2 defa 3 yıl arayla neden tartışmaya açıyorsunuz. elinizde daha konu yok mu gündemi meşgul edecek? yoksa zamanı mı gelmedi ? ha bu arada unutmadan bu ülke neleri kaldırmadı ki evrakta sahtecilik, kayıp trilyon, baş örtüsü, kaçak villa, zengin olan oğullar, el ayak öpmeler söylemeyenlere duyurulur siz daha elınızın altında ne varsa çıkarın kaldırmaz diye düşündüğünüzden değil düşündüğünüz gündemi yeri ve zamanı gelince meşgul etmek olmasın sakın...

yalniz-efe 
 07.02.2010 15:17
Cevap :
Düşüncelerimin altına bir kez daha imza atıyorum; insanların giyimlerinden dolayı kamuya alınmamaları tek kelimeyle trajikomedi. Bunun dışında bahsettiklerin iktidarla ilgili. Sevgiler.  07.02.2010 16:24
 

Ben hala bu bilginin doğruluğuna inanamıyorum, zira askerliğim sırasında 2 gün GATA'da kaldım. Yaralı askerlerin ziyaretine gelen başörtülü anneleri, eşleri vardı (yıl:2000) Yine de böyle bir şey varsa bunu askerin mertçe kendisinin söylemesi lazımdı..

Görkem 
 03.02.2010 13:50
Cevap :
Sayın Yazarım, gerçekten hoş bir tavır değildi. Bilgi doğru olmasa böyle isim beyan edilerek açıklanamazdı. Böyle bir konuda böylesine uyduruk bir haber cesaret ister hem de aptal cesareti. Teşekkür ediyorum. Sevgiler.  03.02.2010 14:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1930
Toplam yorum
: 7351
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 643
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster