Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1397
 

Gaz Ocağı

Gaz Ocağı
 

Gaz ocağı; Nuh nebiden evvel kullanılan ve bir zamanların mutfaktaki en lüks ve pratik, yemek ya da çay pişirme gereciydi. Sesli ocak ve ispirtolu ocak olarak ta anılırdı. Gaz ocağını yakmak ve üzerinde sabah çayımızı demlemek, mutfakta en çok zevk alarak yaptığım işlerden biriydi.

Altı kardeşten en büyüğümüz olan kız kardeşimiz evlenerek gittiği için, biz beş erkek kardeş annemizin her türlü ev işlerine yardım ederdik. Sabahları mutfakta gaz ocağını yakarak çayı genellikle ben demlerdim. Çünkü gaz ocağını yakmaktan çok büyük bir keyif alırdım. Gaz ocağının tükenen gazını ikmal etmek ve onun bakımını yapmak ta benim işimdi.

Gaz ocağının, ispirto haznesi dediğimiz ve benim minarenin şerefesine benzettiğim çanağa ispirto kutusundan bir miktar ispirto döküp, kibritle yakarak gazın geçiş yapacağı tüm içi delikli boş borular ile birlikte gazın püskürtme memesinin de ısıtılması sağlanırdı. İspirto çanağındaki ispirto yanarak tükenir ve sönerdi. Daha sonra gaz ocağının teknesindeki pompa çubuğunu seri şekilde bir ileri bir geri çekerek gaz haznesindeki gazın hava ile karıştırılarak sıkıştırılması sağlanırdı. Sıkışan gaz, gaz teknesinin tam ortasındaki ince gaz borusuna monte edilmiş püskürtme memesinden alevlik dediğimiz yanma yerine doğru basınçla hucüm ederdi. Siz de bir kibrit çakarak, bu alevliğin tepesindeki yanma başlığına yaklaştırdığınızda, mavi renkli bir alevle yanmaya başlardı. Bu arada çok ta kuvvetli bir yanma sesi duyulurdu. İşte herkes bu sesten rahatsız olurdu, ama ben o kadar çok zevk alırdım ki, bu yanma sesi adeta bana bir ninni gibi gelirdi. Emin olun kafamı gaz ocağının yanına atar uyurdum. Yanma kokusundan bile rahatsız olmazdım. Gaz ocağı hem evlerimizin hem de bana mahsus olmak üzere, benim vazgeçilmez mutfak gereçlerimizden biriydi.

Bazen gaz ocağının, gaz teknesinde gaz yağından oluşan ufak tefek tortulardan dolayı gazın alevliğe doğru çıkış yaptığı incecik püskürtme memesinin deliğini tıkar ve gaz ocağının sönmesine sebep olurdu. Hemen bir gaz ocağı iğnesinin ucuna monte edilmiş incecik sert teli bu tıkanan ince deliğe batırır, tıkanan nesnenin dışarı atılmasını sağlardık. Tekrar bir kibrit daha yakarak, alevliğin başlığına doğru tutup, gaz ocağının tekrar yanmasını sağlardık.

Gaz ocağının zaman zaman ince püskürtme deliğinin tıkanması sonucu sönmesi durumunda çıkarttığı çiğ gazın sesi ile, yanış halinde çıkarttığı ses farklıydı. Gaz ocağı, söndüğünde sadece bir "tısss" sesi çıkarırdı, yanarken ise bir çeşit horultulu bir ses çıkarırdı. Biz gaz ocağını yakıp üstüne pişireceğimiz yemek tenceresini ya da çaydanlığı yerleştirdikten sonra, bir başka işimizi yapmak üzere mutfaktan ayrılırdık. İşte, o ara püskürtme memesi tıkanınca gaz ocağı söner ve içeri bir çiğ gaz kokusu yayılırdı. Hem sesinden hem de bu kokudan gaz ocağının söndüğünü anlar hemen mutfağa koşar, püskürtme memesini iğneler ve tekrar gaz ocağını yakardık. İşimiz bittiğinde de hava boşaltma kelebeğinini çevirerek gaz teknesindeki havayı boşaltarak, gaz ocağının sönmesini sağlardık. Gaz ocağının en iyi tarafı; hem sobadan ve duvar ocağından daha çabuk pişirirdi, hem de kullanılan gaz yağı, diğer gazlar gibi tehlikeli değildi.

Tavan arasında çürümeye terk ettiğimiz bu emektar ocağı, geçenlerde çıkardım ve yufka ekmek yaptığımız ve tandırlık olarak adlandırdığımız kapalı mekanın duvarına bir çivi çakarak astım ki, oraya girip çıktıkça bari hatırlayalım diye...
 

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar hocam. Çocukluk dönemimden gaz ocağını bende hatırlıyorum, annem yakmama pek izin vermez kendisi yakardı bunun yanı sıra ipragaz tüpümüz vardı, annemin müsaadesiyle ben onu kullanırdım. Aslında kötü birde anım var, alt komşumuzun benden 2 yaş küçük 10 yaşındaki kızı gaz ocağının parlaması sonucunda kısmen yanmıştı. Sizin yazınızın sayesinde ta uzaklara çocukluğuma 50 yıl öncesine gittim, var olasınız. Selam ve saygılarımla.

gülsen tunçkal 
 28.02.2018 14:14
Cevap :
Merhabalar Gülsen Tunçkal, Hoş geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Evet sizin de bahsettiğiniz gibi, gaz ocağından sonra tüplü ocaklara geçiş yapılmıştı da ne kadar rahatlamıştık. Çünkü bir düğmeye basıp çakmakla yakıyorduk. Oysa gaz ocağını yakmak bayağı bir zaman alıyordu. O günler bizlere, yani o günleri yaşayanlara güzel. Şimdiki nesle o eski günlerin güzelliğini sadece anlatmakla kalırız. Bire bir yaşamak lazım. Evet gerek gaz lambalarının olsun, gerek gaz ocaklarının olsun elbette çok tehlikeleri vardı. Sizin de anlattığınız gibi bu gereçler dikkat edilmezse yangın çıkarmaya ve insanlara zarar vermeye çok müsait gereçlerdi. Selam ve dualarımla.   28.02.2018 22:14
 

Bizde var mıydı yok muydu tam olarak hatırlamıyorum. Ama ilk tüple başlamadık ya diyeceğim lakin bildiğimiz ocak yakardık biz, şehirde bile; köy evi gibi. Ne güzel anlatmışsın.

Kerim Korkut 
 07.01.2018 20:41
Cevap :
Merhabalar Kerim Bey, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. O sizin dediğiniz ocak; evlerin içindeki duvara gömülü üst tarafından dama kadar uzanan ve damdan sonra da biraz yüksekçe bacası olan ocak mı? Eğer bahsettiğiniz ocak buysa, bu ocak da odun, kerme, tezek gibi katı yakıtlar yakılırdı. Yemek ve çay bu ocaklarda pişirilirdi. Selam ve dualarımla.   10.01.2018 22:32
 

Bu aralar nostalji yaşıyorum sayenizde dostum, teşekkürler. Çocukluğumda yemekler ya kuzinede ya da gaz ocağında pişirilirdi. Anneannemin gaz ocağı hâlâ bende, saklıyorum. Ne mutlu bize ki o mütevazı günleri yaşamışız. Yoksulduk; ama mutluyduk. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 03.01.2018 9:56
Cevap :
Merhabalar Atabey, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Epeyden beri paylaşım yapmıyordum. Bunlar da daha önce paylaştığım ancak, kapattığım hesaplarımdaki paylaşımlardı. Yeniden paylaşmakla hem anıları tazelemiş, hem de bu hesabımın arşivine dahil etmiş oldum. Değerli dostum Atabey, o günler belki henüz daha çocuktuk ama, gerçekten çok güzel huzurlu ve mutlu olduğumuz günlerdi. Selam ve dualarımla.   03.01.2018 22:52
 
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 472
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 440
Kayıt tarihi
: 12.01.12
 
 

Lise mezunu, bir kamu kurumu emeklisiyim. Her konuda okumayı, yazmayı, araştırma yapmayı seviyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster