Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
5828
 

Gazanfer Özcan'ın ardından...

Gazanfer Özcan'ın ardından...
 

Yattığın yer cennet mekan olsun.


Yıl 1966. Yer Beyazıt Gedikpaşa’nın ara sokaklarından biri. O yıllarda lisede öğrenciyiz. Her hafta bir tiyatroya gidiyoruz. Devamlı gittiğimiz tiyatrolardan biri de ara sokakta bulunan şimdi BW The President Hotel’in bulunduğu yer. Otelin karşısına geçiyorum ve o binanın eski halini anımsıyorum. Kapısında “Azak tiyatrosu” yazan binanın içindeki “Gazanfer Özcan&Gönül Ülkü Tiyatrosu”na giriyorum. İçerisi tıklım tıklım. Hiç boş yer yok. Birden sahne ışıkları yanıyor. Rol sırasına göre oyuncular sahneye çıkıyorlar. Gönül Ülkü, Adile Naşit, Selim Naşit Özcan, Zihni Küçümen ve dün kaybettiğimiz büyük usta Gazanfer Özcan. Her sanatçı sahneye ilk ayak bastığında büyük alkış alıyor. Orada izlediğim oyunlardan aklımda kalanlar, “Ben çağırmadım”, “Deli deli”, “Hüsnü Kuruntu” ve isimlerini hatırlayamadığım bir çok oyun. Büyük bir zevkle oyunu seyrediyorum. Her hafta değişik bir oyun olsa her hafta gelirim diye düşünüyorum ve oyunun hiç bitmemesini istiyorum.

Yıllar sonra Gazanfer Özcan&Gönül Ülkü tiyatrosuna Şişli’de rastlıyorum. Kadroda bu defa Zihni Küçümen, Adile Naşit, Selim Naşit yok. Onların yerine kızı Fulya Özcan ve damadı Gazanfer Ündüz var. Oyunlarını yine büyük bir zevkle izliyorum.

Sonra birden ortadan yok oluyorlar. Vergi borçları olduklarını duyuyorum. Maddi yüklerini azaltmak için televizyon dizileri ve filmler çeviriyorlar. Ama Gazanfer Özcan benim için her zaman bir tiyatro ustası olarak aklımda kalıyor.

Aradan yıllar geçiyor. Çalıştığım işyerinin arka sokağına geliyor tiyatrosu. Mecidiyeköy’e. Tiyatronun geldiği ilk hafta oyunlarına bilet alıyorum ve eski günlerdeki gibi büyük bir zevkle izliyorum kendisini ve ekibini.

2005 Milliyet Gazetesine verdiği bir röportajı okuyorum. 5 milyar TL. vergi borcunu ödeyemediğinden bu borcun 30 milyara çıktığını söylüyor. Daha sonra hastalığı dolayısıyla bu borcu da ödeyemediğini anlatıyor. Ama gerek dizilerden gerekse tiyatrodan kıt kanaat kazandığı paralarla, vergi dairesine giderek haftada 2,5 milyar ödediğini anlatıyor. Vergi dairesine ana borcunun ne kadar olduğunu hiç sormadığını anlatıyor. Biliyor ki borcu o sıralarda üç haneli milyarlara ulaşmış. Ödediği para borcunun faizini ancak karşılıyor ama o yine ödemeye devam ediyor.

Aklıma trilyonlarca vergi borcu olup, lüks yatlarda gezen ve lüks villalarda oturan, başkalarının üzerine şirketler kurarak çalıştıran veya paralarını yurt dışına çıkararak sosyete sayfalarında görülen vergi yüzsüzleri geliyor.

Senin kimseye borcun yok sayın Özcan. Uzun yıllar bizlere oyunlarını zevkle izlettirdiğin için bizlerin sana borcu var. Hakkını helal et. Allah bulunduğun yeri cennet mekan eylesin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3288
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster