Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '09

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
394
 

Gazeteci Gider, Kavga Biter (mi?)

Gazeteci Gider, Kavga Biter (mi?)
 

Bir Hayvan Dostu


Bekir Coşkun „Hürriyet Gazetesi“nden ayrılmış.

Üzüldüm.

Ayşe Arman köşesinde ona güzel bir veda yazısı yazmış. Herşeyden önce insan olarak onu değerlendiren, zarif, utangaç ve mütevazi kişiliğini, saflığını öven, „ezilenleri, fakirleri, ihtiyaç sahiplerini koruyup esirgeyen“ tavrına alkış tutan. „yaşlılara, çocuklara, hayvanlara olan sevgisine“ ve „dibine kadar sahici olan haline“ hayranlık duyan.

Bunlar Arman’ın sözleri. Sonunu da güzel bitirmiş. Hiçbir şeyin Coşkun’a olan sevgisini değiştiremiyeceğini belirterek.

Evet, insanlar işyerlerinden ayrılırlar, o veya bu sebeple. Gazeteci, köşe yazarı olsalar da.

Başka bir yerlerde yazmaya devam da edebilirler. Arman, Coşkun’un „Habertürk“ de yazacağını söylüyor. Bakalım, göreceğiz. Sevenleri oradan takip edebilirler belki.

Ama olay buna rağmen üzücü.

Olay, Bekir Coşkun’un Hürriyet’ten ayrılmasının çok ötesinde üzücü.

Coşkun’un “Akşam” gazetesinde anlattıklarına bakılırsa, Hürriyet gazetesine bir liste verilmiş, on kişilik. Bu liste gazetede hükümete muhalefet eden yazarları kapsıyormuş. Bu on kişi içinde kendisi de varmış ve o da kovulmayı beklemeden kendisi ayrılmış.

İşte üzüntünün asıl kaynağı!

Demokrasilerde eleştiri, sistemin temel taşlarından biridir.

Demokrasilerde politikacılar eleştirilerin en acımasızına katlanmak durumundadırlar. Hükümette bulunan iktidar partisinden, en önemsiz bir derneğin yöneticilerine kadar; o toplumu teşkil eden bütün fertlerin, idare tarzını veya bizzat icraatleri eleştirmeye, sorular sormaya, gereğinde şu veya bu suçlamayı yöneltmeye hakları vardır. Yönetici denetlenmelidir, bu demokrasinin en önemli kurallarından biridir.

Eleştirilerin yöneltildiği kişi veya kuruluşların yapacağı bir tek şey vardır. Kendi savlarını ortaya koymak, iddiaları, karşı delillerle çürütmek. Bunu yapamıyorlarsa eksikliklerini, hatalarını kabul etmek. Bu durumda çoğu kere de, oturdukları koltuğu boşaltmaktan başka çareleri kalmaz.

Demokrasilerde basın yazar, medya haber yapar, halk olup biteni öğrenir, yönetici hesap verir.

Herhangi bir baskı aracını kullanarak, bir hatadan dolayı oluşan ödenmez vergi borçlarını masaya sürerek, kapalı kapılar ardından listeler ortaya koyarak, eleştiri yapanların bir şekilde bertaraf edilmesi pazarlığının yapıldığı sistemlere, demokrasi denemez.

İşte üzücü olan nokta buradadır.

Demokrasi olamamış sistemlerde, yeni seçimler yapılır, iktidarlar değişir, kafalar değişmez.

Gücü eline alanlar, demokrasinin seçimi kazanmakla gerçekleştiğini varsayıp, sonrasını işlerine geldiği biçimde götürürler.

Eleştiriler susmalı, koro tek sesli olmalıdır.

Demokrasi, seçimin kazanıldığı noktada biter.

Demokrasinin seçim yapmak ve seçim kazanmak olduğu sanılır.

Demokrasi bir türlü öğrenilmez.

Ülke bir türlü düze çıkmaz.

Kısır döngü değişmez.

Üzüntü bitmez.



Ayşe Arman'ın yazısı:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12456060.asp?yazarid=12&gid=61

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olayın bir başka boyutu söz konusu bence. Şöyle ki, önceki dönemde "askeri andıç" olayını dillerine pelesenk eden güruh bu son "siyasi andıç" gelişmesinde neden suskun kalırlar. Çifte standart denilen tanıma çok uyuyor bence...
Esenkalın...

TEKBAŞINA 
 15.09.2009 2:44
Cevap :
En kötüsü, basının susturulması olayına, yine basının suskun kalması. Düşünce ve fikir özgürlüğünün bastırılması, ilk önce fikir işçileri tarafından öne çıkarılmalı, eleştirilmeliydi. Ama görüyoruz, işi "kendi ayrıldı" ya getirenler de var, ama nedenine kimse girmiyor. Ancak kısık seslerle kulaktan kulağa fısıldanıyor. Bir şekilde halı altına süpürülüyor. Maalesef çifte standart heryerde. "Bana dokunmayan..." meselesi herhalde. Yorumunuza teşekkür ederim. Selamlarımla.  15.09.2009 17:01
 

Ayşe Arman’ın yazısını yayımlandığı gün okumuştum, sizinde altını çizdiğiniz gibi samimi bulmuştum...Bekir Coşkun’un ayrılması ile ilgili bir sürü rivayet dolaşıyor ortalıkta, Emin Çölaşan Hürriyet’ten ayrıldıktan sonra iki kitap yazdı, kitaplar özellikle ilki inanılmaz sattı...Ahmet Hakan köşesinde işlemiş konuyu bugün, kendi isteği ile ayrıldıya getirmiş olayı...Emin Çölaşan Hürriyetten, Haşmet Babaoğlu Vatan Gazetesinden ayrıldıktan sonra okumadım iki yazarı da...

Ali Gülcü 
 13.09.2009 15:28
Cevap :
Sevgili Ali bey, sonuçta herhalde kendi isteğiyle ayrıldı. İşler o hale geldi ki herhalde artık kalamadı, kalamıyacağını anladı. Bakalım Hürriyet'in tutumu ne olacak, diğer muhalif yazarlar nasıl yazacaklar? Herhalde bir zaman sonra durum daha iyi anlaşılacak. Ayrılanlar, sonra kitap da yazsalar, başka gazetelerde de devam etseler, Hürriyet gibi bir gazetenin etki alanı dışına çıkmış (çıkarılmış) oluyorlar neticede. Liste meselesi filan doğru ise, iktidar adına kötü bir puvan. Selam ve sevgilerimle.  13.09.2009 21:55
 

Çoğunluğun darbesi ile tek sesli bir ülke olmaya zorlanıyoruz. Ahmet Taner Kışlalı'nın sözleri geldi aklıma bir kez daha tekrarlamakta bir sakınca yok sanırım; " Halkın her dediği, Demokrasinin gerekleri olarak kabul edilirse bu bir çoğunluk diktatörlüğü yaratabilir. Demokrasinin sınırlarını halk belirlemez, Demokrasinin temel ilkeleri belirler." İlkeli günler hayali ile...Sevgilerimle..

Saime Eren 
 12.09.2009 12:01
Cevap :
Zaten bütün mesele, çoğunluğun demokrasiyi doğru anlamamış olmasından kaynaklanıyor. Kışlalı doğru ifade etmiş. Sancılı olacak ilkeli günlere kavuşmak Türkiye için. Benden de sevgiler Saime'ciğim.  12.09.2009 17:03
 

Hürriyet'te yapılması planlanan temizliğin bir benzeri (beş kişi) ramazan sonrası sabahta da yapılacak... Millet, "askeri darbe hazırlayıcıları / Ergenekon falan konuşurken "sivil darbe" neredeyse yerleşti bile... Serdar Turgut'un da dediği gibi, yakında AKP karşıtlarının (Hitler'in Yahudiler'e yaptığı gibi) kollarına "kırmızı bant" takarak gezmelerini de isteyebilir siyasi iktidar... Halkım mı dediniz, duyamadım? Balık hafızadır ya... Yarın seçim olsa %50 ile bu siyasal iktidar kazanır, merak etmeyin... Siz, evdeki dişik makinesinin başına geçip bir "kırmızı bant" hazırlayın... Yakında bu siyasal iktidar, Antalya'yı ilçe; Alanya'yı da İL yaparsa şaşırmayın... Pek özendikleri bir siyasal iktidar da KIRŞEHİR' i ilçe yapmıştı zamanında... Allah sonlarını benzetmesin... Saygımla...

UFUK KESİCİ 
 12.09.2009 10:22
Cevap :
Merhaba Ufuk bey, 12.09.da yazdığınız yorumunuz bugün, 24.09. da elime geçti. Nerelerde takıldığını bilemiyorum. Elimde olmayan sebeplerden oluşan geç cevap için özür dilerim. Umarız dediğiniz şekle bürünmez işler. Ama bu şekilde hareket edenlerin sonu bir şekilde arabayı yardan aşağıya sürmektir. Yaşayıp göreceğiz. Selam ve saygılar.  24.09.2009 13:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 555
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1387
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster