Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
389
 

Gazeteci yazara suikast girişimi

Gazeteci yazara suikast girişimi
 

nerede kalmıştık


Hedefteki insanlar niçin hedefteler? Bir insanın hedef olmasını sağlayacak şartlar nasıl oluşur bunda kendi katkıları ne ölçüdedir? 

Bu tip yazıları kaleme almadan önce şöyle bir arkama yaslanır ve düşünürüm. Acaba nasıl kaleme alırsam bu yazı başıma dert açmaz ya da sansüre uğramam! Düşünce her ne kadar özgürse de, fütursuzca yarın ne olacağını hesap etmeden kaleme alınan yazılarında bir ölçüsü olması gerektiğini bilirim. paylaşamadıktan sonra neye yarar! O zaman yazılarımı biraz kendim kırparak bahsedeyim. Televizyon kanalımızda yok ki derdimizi anlatalım. Öyle ya! En kestirme yol insanların odalarına kadar girip düşüncelerini kafalara sokanlar izleyenin söz hakkı olamayacağı sanal bir cam ardındaki gerçekler. 

Son zamanlarda ekranlarda şahit olduğumuz olay şu. Başta TRT nin haber kanalları olmak üzere gündemin ve olayların tartışıldığı monolog halinde hazırlanan hiçbir muhalif görüşe sahip olmayan sözde günü yorumlayan taraf olan kişilerin aynı doğrultuda görüş çeşitliliğinden başka bir amacı olmayan aynı düşünceye sahip insanların güncel ve siyasi olaylar hakkındaki ( Ergenekon, balyoz, kürt meselesi, tutuklamalar vb.) açıklamalarına şahit olmaktayız. Dün resmen yandaşlığını neredeyse her paragrafta dikte eden iktidar yanlısı olduklarını açık açık söyleyen gazeteci yazar Mehmet Metiner ve yazar Nagihan Alçı’nın yürüttüğü TV 24 de yapılan ‘’nerde kalmıştık’’ isimli program başladığından bugüne gündem değerlendirmeleri yapmakta ve aralarında sözde düşünce ayrımına düştükleri görünümünü mizansen minik tartışmalarla vermekteler. 

Örnek çok ancak bu programı örnek göstermemin sebebi Mehmet Metiner’e suikast girişimi sebebiyle özellikle dikkatimi çekti zira bu programlarda günahlar çıkarılır ve savunmalar dile getirilir, sebepler sorgulanır. Neden? Ben ne yaptım ki gibi söylemlerle mazlum tavırlarla kendilerini ifade etmeye çalışırlar öyle de oldu. Hatırlarsak Başbakanın, generalle şakalaşmışlardı bende oradaydım diyen Mehmet Metiner yine bu program da, başbakanın, Metiner bu şakalaşma olayını söylememeliydin demesi Metiner’de büyük bir eziklik ve üzüntü yaratmış olacak ki savunmasını ve bir şekilde özrünü yanlış anlaşıldığını söyleyebilecek kadar bu iktidara bağımlı insanlar olduğunu izleyenler gözleriyle kulaklarıyla şahit olmuşlardır. Mehmet Metiner, Kürt meselesinde düşüncelerini açık olarak ifade eden bir yazar buna bir itiraz yok ancak unutmamalı ki bu sözde açılıma karşı önemli bir kitle bu ülkede yaşamakta ve yandaş değil! Doğal olarak bu zat bazı kişilerin ya da grupların hedefinde olabilir. 

Aslında her defasında akıllara takılan bir soru var aydın kime denir? Günümüzde aydın kimliği taşımak o kadar da zor değil zaten gazetecilerin hemen hepsi aydın olmuş elini sallasan aydına çarpacak. Bahsi geçen programda sözde bir tartışmada Metiner diyor ki Nagihan hanıma siz bir aydınsınız böyle düşünmemelisiniz diyor satır arasında hayırlı olsun yeni aydınınız! Sadece güldüm o kadar. Hele birde bir köşe yazıyorsanız ekranlara davet edilip çıkıyorsanız aydınlığınız tescillenmiştir. Birde program yapıyorsanız önünüzde kimse duramaz erki hakim olur zihinlerinde. Kendinin TC vatandaşı ve bir kürt aydını olarak tarif eden Mehmet Metiner’e bir tavsiyem var, tarafsız gazeteciliğin tarihe gömüldüğü bu keşmekeşte biraz ekranlardan uzak dursun. Beraber yaşamak zorunda olduğumuzu ve yüzlerce yıldır beraber yaşadığımız kürt halkına aksine zarar vermekten öte, orduya zarar vermekten öte yaptıkları bir şey yok. Beraber yaşamayı kimse öğretmesin. Bu zihniyetler ancak bugünkü gibi zeminler bulduklarında davulda bende tokmakta mantığı ile bakalım daha ne kadar var olacaklar çok merak ediyorum. Her şeye rağmen her ne düşünce de olursa olsun tehdit edilmeleri ve suikast gibi çirkin emelleri olan kişilerinde bu düşüncelerinden vazgeçmelerini öneririm. Bütün bu gelişmeler sadece Mehmet Metiner için değil daha bir çok kişi içinde geçerlidir. Meşru zeminlerde tartışma imkanı bulamayanların bu tip ses getirecek ve enteresandır aynı zamanda ses kesecek bir davranışa girmeleri olası olduğu kadar dikkat edilmesi gereken bir husustur. 

Aydınım diye ekrana çıkan bir kişinin/kişilerin açık açık taraf tuttuğunu söylemesi ve buna hakkım var demesi, benim kişisel hakkım var ve benim düşüncelerimde var açıklayabilirim demesi belki doğal karşılanmalıdır ancak tarafsızlık noktasından ne kadar uzakta olduklarının da bir kanıtıdır. o zaman akla gelen soru şudur bunlar daha önce nerelerdeydi? Mesela Mehmet Metiner Hadep yönetiminde yönetici idi!. Sonra Başbakanın danışmanı oldu on yıla yakındır. İlk bakışta çelişki gibi görünse de bir gerçek gün ışığı gibi ortadadır. Ümmetçilik türlü kisvelerde böyle ortaya çıkar. Önemli bir örnektir. Fakat nedense kimse de sorgulamaz. Merkezi olduğunu söyleyen, milli görüşçü ve ümmetçi olduğunu söyleyen iki parti (Anap, Refah) bugün artık yoktur bunların sentezinden muhafazakar demokrat olduğunu ifade eden fazilet partisinin uzantısından sonra doğan birkaç defa kapatılma sıkıntısı ile karşılaşan ve direkten dönen AKP hedeflerine ulaşmak için bu tip taşeron yazarların varlığını devam ettirmelerini istemektedir ve desteklemektedir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1024
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

1957 Eskişehir doğumlu, Esk.A.Ü İşletme, İşbankası emeklisi, İstanbul Büyükçekmece de yaşayan, ST..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster