Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
2090
 

Gazetecilikte uzmanlık...

Gazetecilik kamuoyu adına yapılan bir görevdir. Bu görev yerine getirilirken öncelikle kamuoyunun doğru ve en kısa sürede bilgilendirilmesi düşünülür ve buna göre hareket edilir. Bunu yaparken de insan unsurunun yanı sıra teknoloji de gerektiği şekilde ve gerektiği ölçülerde kullanılır.

Gazetecilik yapan kişi, gazeteci sıfatını alana kadar oldukça çaba harcar. Çünkü gerçek gazeteci, gazetecilik belli aşamalardan geçtikten sonra ortaya çıkar.

Bu arada gazetecilik ile muhabirliği de ayırt etmek gerek. Gazetecilik genel bir tanımdır. Basın ya da medyanın herhangi bir dalında uğraşan da kendini gazeteci görmektedir. Ama görsel medya ortaya çıkmadan önce yalnızca ‘yazılı basın’ da denen gazetecilik var olduğu için gazeteye yazı ve haber yazanlara gazeteci denirdi.

Eskiden basın patronları da gazeteciydi veya yalnızca gazeteciler gazete çıkardığı için gazeteyle, gazete sahibi özdeşti. Ama şimdi öyle değil. Gazete, basın ya da medya, bir holdingin parçalarından biri durumunda. Sahibi belki bir müteahhit, belki de bir siyasetçi veya genel tanımıyla işadamı. O yüzden gazetecilerle, çalıştığı kurumu ya da holdingi veya sahibini özdeşleştirmemek gerek.

Gazeteci kendi başına bir kişiliktir ve sorumluğunu kendi adına taşır. Ama günümüzde bunu yapmak oldukça zor. Gazetelerin, basın kuruluşlarının kendi politikaları var ve çalışanlar da kim olursa olsun buna uymak zorunda kalmaktadır. Aksi takdirde çalışma alanı bulamamaktadır.

Gazetelere haber taşıyan haberciler ise muhabirdir. Olaya, anlatılana, söylenene kendi yorumunu katmadan, duyduğunu, gördüğünü haber şekline sokup, kamuoyuna aktaran kişidir.

Muhabir bazen tüm belge ve bilgileri getirir ama haberi daha tecrübeli, konunun uzmanı bir başkası yazabilir. Çünkü haber yazmak ayrı bir yetenek gerektirir. Ama doğrusu haberi bilgi ve belgeleri toplayanın yazmasıdır.

Gazetecilik mesleğinin başlangıcında belki her türlü habere gidilebilir, geniş anlamda mesleği kavramak için çeşitli alanlarda top koşturulabilir ama zaman içinde sahadaki yerinizin belirlenmesi ve sahanın neresinde bulunacağınıza karar vermeniz gerekir.

Aksi takdirde sahanın her yerinde koşturunca top ayağınıza hiç gelmez ve gol atamazsınız. Ya kaleci olup, atılacak golleri engelleyeceksiniz ya defansta ya da ileri de oynayacaksınız.

Bu gazetecilik mesleğindeki görev bölümüdür. Ya büroda çalışırsınız, editörlük gibi işleri yaparsınız. Ya da muhabirlik, yani habercilik yaparsınız.

Gazeteciliğin mesleki alandaki bu görev bölümün yanı sıra habercilik yapmada da bir ayrım, yani uzmanlaşma denen kavram söz konusudur.

Örneğin siyaset, ekonomi, spor, polis, magazin, sağlık, eğitim muhabirliği gibi. Gazeteciliğin bu dallarında uzmanlaşmak hem yazı işlerinde çalışanlar, hem de muhabirlik yapanlar için önem taşır. Gazetelerin, televizyonların yani hem yazılı hem de görsel medyanın sayfalarında, programlarında bu bölümleri açık bir şekilde görebiliriz.

Ekonomi sayfaları, spor sayfaları, polis, adliye haberlerinin ön plana çıktığı üçüncü sayfalar ya da televizyon kanallarındaki ayni tip programlar. Sabah saatlerinde magazin, özellikle hanımlara yönelik şarkılı türkülü yemek tarifi programları, saat başı haber bültenleri, sonra borsa, banka, döviz işleri ekonomi programları. Veya her şeyden bir parça alınıp yapılan tele vole, kritik, pazar gibi programlar.

Siyaset yazarlarının gruplar halinde belli konuları tartıştıkları ya da politikacıları konuk edip, söyleşi de bulundukları siyaset programları vs, çeşit çeşit özel haber programları var.

Bu dallarda okuyucuya, seyirciye ve izleyiciye bir şeyler verebilmek için mutlaka işi bilmek gerekir. Bizim üzerinde duracağımız olay ise habercilikte uzmanlaşmak. Çünkü gazetecilik denince akla ilk gelen haberciliktir.

Ama zaman içinde kişiye özel çalışmalar yapılır o ayrı konu.

Bir alanda uzmanlaşmak için mutlaka belli bir yolu katetmek, tecrübe ve bilgi sahibi olmak gerek.

Gazetecilik artık bilgisizliği kaldırmıyor. Eline bir fotoğraf makinesi alıp, bir kalemle kağıdı pantolonunun cebine sokup, basın toplantılarına gitmek artık gazetecilikten sayılmıyor. Yapanlar da diken gibi insan gözüne batıyor zaten.

Teknoloji basın mesleğinin her alanında fazlasıyla kullanılmaya başlandı. Kameraların yanı sıra fotoğraf makineleri de dijital oldu. Dağ başından bir lap op, bir cep telefonu ile fotoğraf geçilebiliyor. Gazeteci için bunları kullanmayı bilmek artık çok doğal sayılıyor ve zorunlu görülüyor. Kullanamazsanız görevinizi yerine getiremezsiniz. İstediğiniz kadar fotoğraf çekin, haber yazın rakiplerinizden önce merkezinize geçip, kamuoyuna duyuramazsanız o işi yapmamış sayılırsınız.

Teknoloji gazetecilik mesleğinin daha hızlı ve kolay yapılmasını sağlamakta ancak insan unsuru hiçbir zaman geri planda kalmamaktadır. Kalmayacaktır da. Çünkü bizim işimiz insanlarla. Bu yüzden haber denilen kavramı topluma ulaştıran kişinin bilgisi, tecrübesi, yeteneği her zaman büyük önem taşımaktadır.

Eğer haber istenilen bilgileri içermiyorsa, istenilen belge ve fotoğraf ve görüntüler temin edilememişse elinizdeki teknoloji ne kadar yüksek olursa olsun hiç bir işe yaramaz.

Bu yüzden öncelikle habercinin çok iyi donanımlı olması gerekir. İşte uzmanlık denen olay da burada ortaya çıkıyor. Tıpkı bir doktor gibi. Nasıl ki bir pratisyen doktor tüm hastalıklardan birazcık anlıyor da bir KBB, göz, cerrah, kalp doktoru sahip olduğu bilgi ve becerisi ile özel tedavi yapıyorsa, alanında uzman gazeteci de habere daha rahat ulaşıp, daha anlaşılır, daha bilgi dolu, daha geniş çerçeveli haberler ortaya çıkarıyor.

Gazetecilikte uzmanlık belli bilgi birikimi ve tecrübeyi gerektirse de bu olay fazla zaman almamalı. Aksi takdirde bizim yıllarca çalışıp da hala kendine bir köşe kapamayan ve uzmanlaşmayanlara dediğimiz ' ortalık muhabiri' olur çıkarsınız. Yani herkes sizi her yerde görür ama belli bir kategoriye giremez ve söz sahibi olamazsınız.

Görevinde daha geniş bilgi ve tecrübe sahibi olmak uzmanlaşmayı getirirken bunun yararları da kendiliğinden ortaya çıkar. Ama bunu yapmak için de önceden bazı şeyleri ekmek gerek. Örneğin bir polis muhabirinin uzmanlığı onun görev yaptığı yerdeki emniyet birimleriyle dostluk kurmasını, içlerinden bazılarıyla samimi arkadaşlıklar oluşturmasını, birim amirlerini tanımasını, birimlerin görev alanını, suçların niteliğini, kapsamını, çalışma şekillerini bilmesini gerektirir. Hangi olaya ne zaman müdahale etmesi gerektiğini, gazetecinin ne zaman devreye girmesini gerektiğini, girip girmemesinin zamanını bilmesini gerektirir.

Bazen yayımlayabileceğiniz bir haber emniyet birimlerinin çok geniş bir suç şebekesini kaçırmasına neden olabilir. Bunun için ambargolu haberlere uymak gerekir.

Adliye muhabiri, kanunları bilmese bile elinin altında mutlaka kanunlarla ilgili kitaplar bulunmalı, hangi olayın haber olabileceğini, ya da hangisinin toplumu ilgilendirip ilgilendirmeyeceğini, bilmesi gerekir.

Spor muhabirliği de aynıdır, ekonomi muhabirliği de. Çalışılan her alanda zaman içinde bir bilgi birikimi oluşur.

Ankara da Başbakanlık, TBMM, Cumhurbaşkanlığı muhabirleri var. Ya da her partinin ayrı bir muhabiri. Burada çalışan herkesi tüm özellikleri ile tanırlar ya da tanımaya çalışırlar. Bu kurumların çalışma prensiplerini öğrenirler.

Sağlık muhabirleri zaman içinde bir çok hastalığın nedenini, ilaçların hangi hastalılara iyi geldiğini öğrenirler. Hatta yarı doktor olmakta, sağlıkla ilgili haber yaparken yanlış bilgi verildiği takdirde bunun yanlış olduğunu görüp, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesini önlemektedirler.

Eğer gazetecinin çalıştığı alanda eksik bilgisi varsa, haber kaynağı ne söylerse, hangi yolu gösterirse o yöne gider. Bu durum kamuoyunun yanlış bilgilenmesine neden olurken, basın kuruluşuna da ve tekzip üstüne tekzip gelir.

Oysa dalında uzman olan haberci mutlaka detaylı bir araştırma yapar, olayın taraflarının hepsinden ayrı ayrı görüş alıp, varsa belge ve fotoğrafları temin ettikten sonra haberi bir bütün halinde servis yapar.

Zaten bu işi yapa yapa uzmanlaşmak da kaçınılmaz olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

derli toplu bir yazı olmuş. Özellikle yerel gazetelerde çalışan arkadaşların da bu tür bilgilendirmeleri çok yerinde olur. Fethiyede yazdığım Gerçek Fethiye gazetesinde bu yazıyı gazeteci arkadaşlara yazmak isterim eğer aim latarsanız ve izin verirseniz. coskunkarabulut.yahoo.com Selamlar

Coskun Karabulut 
 06.09.2007 18:35
Cevap :
Tabi ki sözü mü olur coşkun bey, yayınlayabilirsiniz hatta, gazeteden bana da gönderirseniz sevinirim. selamlar  06.09.2007 19:52
 

Gazetecilik bilgileri,bizim blogcular çarşısında geçerlilik kazanacak,kısa zamanda.Şimdiye kadar böylesi bilgilendirici makale yazılmamıştı.Kutlarım.Bir tanım da ben ekleyeyim,(Attila İlhan Hocam' dan): ''Haber,bir mini etek gibi,her şeyi,içine almaalıdır...'' Böylesi bir tanımı,sizin okulda okutmamışlardır sanırım. Ehh,bu vesile ile aramıza hoş geldiniz derim. Başarı dileklerimle.

Muzaffer Cellek 
 03.09.2007 13:20
Cevap :
Haklısınız Attila Hoca doğru demiş, haber kısa ama her şeyi anlatmalıdır. Tanıştığımıza sevindim. Hoşçakalın  03.09.2007 15:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 75
Ort. okunma sayısı
: 1415
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunuyum. 28 yıllık g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster