Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '15

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
54
 

Gaziantep tarihi

Z İ N C İ R L İ
 
Hitit İmparatorluğu'nun yaklaşık M.Ö. 1200'lerde yıkılmasından sonra Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de kurulan, Hitit etki alanlarında ortaya çıktıkları ve bir bakıma bu kültürün mirasını sürdürdükleri için komşularınca ''Hititli'' olarak nitelendirildiklerinden, arkeoloji literatüründe genellikle Geç Hitit Devletleri adı altında toplanan kent krallıklarından biridir. Eski adları Asurca Sam'al ve Aramca Bit Gabbar olan kent, bugünkü adını, Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı Fevzipaşa beldesindeki tren istasyonu yakınındaki köyden ve içindeki höyükten almaktadır. Halkın büyük bir kesiminin Arami kökenli olduğu, kimi krallarının Hitit-Luvi adları taşımasına karşın, kimilerinin Arami adları kullandıkları, yazıtlardan anlaşılmaktadır. Ülkenin bir adı da Ya'idi olarak geçmektedir.
 
Zincirli höyük, İlk Tunç Çağı'ndan (M.Ö. 3000) Roma dönemine (yaklaşık 2000 yıl önce) dek yerleşim görmüştür. Zincirli'nin tarihi, öncelikle Asur kaynaklarından, yapılan kazılarda Sam'al kentinde ortaya çıkarılan Fenikece ve Aramca yazıtlardan ve bu kentin yakınlarındaki Gerçin'de bulunmuş bir stelden elde edilen bilgilerden öğrenilmektedir. İyi bilinen Asur kronolojisiyle koşutluk gösterdiği yerlerde bu bilgiler kesin bir tarihsel çerçeveye oturtulabilmekte, ötekilerse yaklaşık olarak değerlendirilmektedir. Sam'al kentinde, yaklaşık M.Ö. 900-700 arasında egemen olan krallar arasında Kilamuwa ve Bar-Rakib'in kentte geniş çaplı bayındırlık eylemlerinde bulundukları anlaşılmaktadır. Kentin, bütün tarihi boyunca Asur yanlısı ya da bağlaşığı (müttefiki) bir politika izlediği ve ancak böylelikle varlığını sürdürebildiği yazıtlardan anlaşılmaktadır. Sam'al kentinin sarayları ve önemli yapılarını içeren akropolisi ile dış surları 1888-1902 arasında, Alman araştırmacılar Karl Humann, Robert Koldewey ve Felix von Luschan tarafından yapılan kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Bulunan yapıtlar, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde ve Berlin Müzesi'ndedir. Bugün Zincirli'de, bu eski kazıların izleri dışında görülebilen bir kalıntı yoktur.
 
Kent, Eski Doğu'nun pek çok yerleşiminde görülen oval ya da daire biçimli kent planı kavramına uygun olarak, tam çember biçimli bir savunma duvarı içinde kurulmuştur. Topoğrafyanın izin verdiği ölçüde bu biçimin yeğlenmesinin nedeni, en az duvar uzunluğuyla en geniş alanı çevirme olanağı vermesidir. Çember planın en güzel örneğini veren Sam'al surları, çapı 720 m olan bir alanı çevirir. Savunmanın güçlü olmasını sağlamak amacıyla surlar, iç içe iki çember halinde, 7.30 m aralıklı çift kale bedeni olarak yapılmıştır. Her iki çember, birbirinden eşit aralıklarda bulunan kulelerle sağlamlaştırılmıştır. Güney, batı ve kuzeydoğuda yer alan kent kapıları da birbirine eşit uzaklıkta yapılmıştır. Kapı yapıları da, çift kale bedenine uygun olarak ikişer tanedir. Özellikle güney kapısının dış surdaki bölümü, savaş durumunda içeri girişi zorlaştıracak bir plan göstermektedir. Ayrıca, Sam'al kralının da oturduğu akropolis surla çevrilmiştir. Bu sur, güney ve batıda dış sur duvarlarına koşut bir yay biçiminde olmasına karşın, kuzey ve kuzeydoğuda düzleşmekte ve böylelikle akropolis, kent alanını ikiye böldüğü varsayılacak kuzeybatı-güneydoğu ekseninin alt yarısında kalmaktadır. Akropolis'in tek girişi, hemen hemen kuzey-güney ekseni üzerinde ve kentin güney kapısı karşısındadır. Bu bölümde savunma olanaklarını artırmak için 50 m kadar içeriye doğu-batı doğrultusunda uzanan bir iç sur daha yapılmıştır. Bunun kapısıysa akropolis surundaki kapının tam karşısına getirilmeyerek batıya doğru kaydırılmıştır. Akropolis'in gerek iç, gerek dış suru da belirli aralıklarla yerleştirilmiş kulelerle güçlendirilmiştir; ancak akropolis'in dış surundaki kulelerin aralıkları her yerde aynı değildir, kimi kesimlerde sık, kimi kesimlerdeyse çok seyrektir.
 
Akropolis'teki yapıların en büyük özelliği ''hilani yapısı'' adı verilen bir plana uygun olmalarıdır. İmparatorluk Dönemi tapınak mimarlığında kullanılan ve hilammar adındaki sütunlu avlu girişiyle ad ve tasarım yönünden benzerlik gösterdiği anlaşılan bu tür, uzun kenarına açılmış sütunlu bir girişi olan dikdörtgen bir ana salon ve arkasındaki birkaç ikincil odadan oluşmaktaydı. Özellikle Kuzey Suriye'de bu dönem yapılarına sıklıkla uygulanan bu plan genişletilmeye uygun olmadığından, Sam'al kentindeki örneklerde de görüldüğü gibi, bir avlu çevresine birkaç hilani yapılarak daha fazla mekanlı yapı kompleksleri elde edilmiştir. Zincirli'de saraylardan biri, üç hilani'nin revaklı bir avluyla birleştirilmesinden oluşmuştur. Ayrıca, burada bağımsız bir hilani türü yapı daha ortaya çıkarılmıştır. Yukarı Saray olarak nitelendirilen bir başka büyük yapıdaysa gene dikdörtgen biçimli büyük salonlar bulunmasına karşın genel planı hilani değildir.
 
Zincirli'de bulunmuş heykeller M.Ö. 9.-7.yy'lar arasındaki plastik sanatın güzel örneklerini oluşturur. Sfenks betimli sütun kaidesi, kapı aslanı, bir çift aslanı dizginleyen insan figürleriyle bezenmiş heykel kaidesi ve üstünde tam plastik olarak işlenmiş kral heykeli, İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi'ndedir. Mimari bezeme parçalarından olan kabartmalar da dikkat çekicidir. Kısa etekli giysisi, sivri uçlu pabuçları, boynuzlu başlığıyla tipik bir Fırtına Tanrısı'nın betimlendiği kabartma da aynı müzede bulunmaktadır. Kral heykeliyse başlıksız oluşu, ayaklarında sandalet türünden pabuçlar bulunuşu, uzun etekli giysisi ve elinde tuttuğu asasıyla Fırtına Tanrısı'nın kılığına karşıt bir görünümdedir. Ancak, her ikisi de sakallıdır ve bellerindeki kılıçların kabzaları bezelidir. Kral Bar-Rakib'i tahtında otururken gösteren kabartma da, döneminin giysi ve mobilyalarını ayrıntılarıyla betimlemektedir. Kralın karşısında, elinde ve koltuğunun altında tuttuğu yazı gereçleriyle bir yazman yer almaktadır. Alından dümdüz inen iri burunlar ve büyük gözler, Sam'al heykel sanatında insanların değişmez yüz özellikleridir.
 
Ağustos 2000

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 578
Kayıt tarihi
: 24.12.07
 
 

Anadolu'da var olan, varlığını Anadolu'nun yaşamına vermiş kişiler için var olanlara. Atatürk Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster