Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '12

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
241
 

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarih Bölümü Öğrencisi İbrahim Öğretmen ile....

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ İBRAHİM ÖĞRETMEN KİSİSEL GELİŞİMİ ANLATTI : “ KİŞİSEL GELİŞİM TESTİ MİSALİ DOLMAK VE YAVAŞ YAVAŞ BOŞALMAK GİBİ BİR ŞEY”

İbrahim Öğretmen Bitlisli bir öğrenci ve Kişisel Gelişimi önemseyerek Kişisel Gelişim konferanslarına gitmekte, Kişisel gelişim kitap ve dergileri ile hayatını güzelleştirmeye çalışmakta . Bizde onunla bu gelişimini konuştuk.

SORU- Yaklaşık 1 yıldan bu yana Tokat’ta Tarih bölümünde Üniversite okumaktasınız ve kişisel gelişim ile ilgilenmektesiniz. Bu 1 yılda hayatınızda neler değişti?

İBRAHİM ÖĞRETMEN- Değerli okurlar, 1 yılımı su testisi misali doldurmak ile geçirdim. İnsanoğlu insanlığa anlam katmak istediği zaman hem sosyal hayatında hem de günübirlik hayatında bazı gereksiz aktivitelerden ödün vermektedir. İnsan hayatında değindiğim gibi su testisi önce dolmalı. Dolu olmayan testi su veremez. Yoksa sadece boş testi olur. Bir insan gelişimini tamamlamayarak , kendisini bilgiler ile donatmamışsa bir boş testiden farkı olamaz. Kocaman boş bir insan olur. Kişisel Gelişim açısından kendime bu sene bir şeyler kattığımı düşünüyorum. Bu gelişimim ile insanlığa hizmet ederek bahtiyar olacağıma inanıyorum. Hz. Ali bir sözünde şöyle buyuruyor “Mutluluğu insanları mutlu etmekte aramalıyız” Bizde eğer bu silsilenin devamı olarak kendimizi görüyorsak, bilgilerimizi bir egoist gibi değil de Hz. Ali gibi cömertçe insanlarla paylaşmalıyız ki o mutluluğa erişelim. Bir sonraki gelişim konusunda faaliyetlerim, kitap okuyarak ve en çok sevdiğim insanlar ile diyalog kurarak eylemini hayata geçirdim. Tabii ki bunun yanında Kişisel Gelişim ile alakalı konferanslara katılmaktan kendimi tabii ki de boş durmadan bu güzel programlara katıldım. Buda benim için güzel bir ders ve tecrübe oldu.

SORU- 1 yıla yakın okulunuzda olsun, il merkezinde olsun konferanslara katıldınız . Bu konferansları dinlemekle neler elde ettiniz ?

İBRAHİM ÖĞRETMEN – Özellikle şunu söylemek istiyorum ki, konferanslar bizzat insan cemaline hitap ettiği için hem inandırıcılık hem de bilgi alış verişinde net bir şekilde alış veriş gerçekleştirebiliyor insan. Lakin şunu da belirtmek gerekir ki, konferanslar bilinçlendirme babında olmalı. İnsanlar lehine bir şeyler dile getirmek yani temel kural bizzat insanlığa hizmet olmalı. Evet bir çok konferansa riayet ettim. Kişisel gelişim bazında tasavvuf , tarih ve siyaset gibi konulu konferanslara katıldım. Bazı konferansların amacına gelme açısından biraz farklılıklarla karşılaşıyoruz. Bu konferanslarda çok güzel şeyler konuşuldu. Çok güzel şeyler ortaya kondu ama siyasi konferansların temel amacı kendi fikirlerini insanlara bir şekilde empoze ettirmektir. Gerçeğin bizzat kendileri olduğunu, bizi takip edin gibi sloganlarla karşılaştım. Ama bir tanesi olsun insanlara havale etmiyordu. Fikirlerimizi savunmuyordu. Düşünce hakkında insanları mahrum bırakıyorlardı. Bu da insanların düşünce yeteneğini yok eden tekçi bir ideolojiye sebebiyet veriyor. Kur’an bazen akla havale eder. Ama ne yazık ki bu insanlar insanlara ne havale ettiler. Onlara sadece bu anlattıklarımız budur dediler. Bunu kabul edin dediler. Kurtuluş ondadır. Tek temennim Allah’ın böyle empozevari konferanslardan ziyade bizzat insanlık için yavaş yavaş adım atmalarıdır. Bunu da dile getireyim. Kişisel Gelişim konferanslarından hem etkilendim hem de tavsiye ediyorum.

SORU-Kişisel Gelişimi önemsedikten sonra , öğrencilerin kişisel gelişim ile tanışmaları için hocalardan ricada bulunarak kişisel gelişim konuşmaları organize ettiniz. Bu konuşmalar size ne kazandırdı?

İBRAHİM ÖĞRETMEN- Bu tür faaliyetlerde bulunmayı kendime borç olarak görüyorum. Çünkü amaç insan merkezli bir hizmettir. Mutluluğu insanları mutlu etmekte aradığım için, Bu tür faaliyetler benim nazarımda bir tür hobi gibidir. Örneğin bu organizasyonda birden fazla sınıfa Turan yalçın abimizi davet ettim. Sağ olsun bizi kırmadı. İşitme engelli olan Turan Yalçın güzel konuşmaları ile bizim arkadaşlarımızı motive edici konuşmalar ile mest etti. Motive edici konuşmalarının faydalı olacağına inanarak davet ettim bende tabii ki. Sağ olsun bir çok arkadaşım da kendi hayatlarında yeni dünyaları keşfetmesine vesile oldular. Başarı nasıl öğreniliyorsa, başarısızlıkta öyle öğrenilebiliyor. Bu da öğrenilmiş çaresizlik oluyor. Bu düşünceyi o beyinlerden bertaraf etmek için böyle faaliyetlerde bulundum. Çok da faydalı oldu. Bu tür konuşmalar insanın konuşmasından duruşuna kadar bir çok konuda arkadaşlarımıza değer katıyor. Diksiyon açısından olsun, özgüven açısından olsun kendini ifade etmekte olsun , insanlarla diyalog kurmakta olsun artılar katıyor insana. İnşallah bu çalışmalarımı artırarak devam edeceğim. Bizim umutsuz arkadaşlarımıza da umut aşılamış oluruz.

SORU- Öğrencilerin daha çok gelişimi için okuldaki kulüp ve okul yönetimine neler düşmekte size göre ?

İBRAHİM ÖĞRETMEN- Teşbihte hata olmasın. Örneğin Kuran var Ama bunun bir açıklayıcısı bir rehberi yok. Bu insanlara ne kadar faydalı olur.. Onun için Allah insanlara bunu açıklamak için bir elçi gönderdi. İnsanlara rehberlik etmesi için. Bu yüzden okulda kulüplerde var ve öğrenciler canı gönülden bir şeyler yapmak istiyorlar. Eğer rektörlük desteğini esirgerse o zaman bu kulüpler nasıl faydalı olur. Bunun için şunu söyleyebilirim ki bir çalgı çalmak için nasıl parmaklara ihtiyaç varsa Bunun için de öğrencilerin desteğe ihtiyacı vardır bu faaliyetler için. Çünkü insanoğlu ilgi gördükten sonra o işe duyduğu sevgi artıyor. Bu da o işin otomatikman içine girmesine vesile oluyor. Önerim o kulüplere varlıklarını hissettirmek Yeni arkadaşlar ile bir güç ve imaj ortaya koyacaklardır. Böylece güzel bir oluşum olur ve devam eder diye düşünüyorum.

SORU- Öğrencilerin gelişimi önemsemesi konusunda başka ne anlatacaksınız ?

İBRAHİM ÖĞRETMEN- Öğrencilerin gelişimini anne karnındaki bir çocuğun gelişimi ile kıyaslamak istiyorum. Düşünün ki o çocuk anne karnındaki gelişimini tamamlamadan dünyaya geldiği zaman Ya sakat doğuyor ya da bir eksiği oluyor. Ama gelişimini tamamladıktan sonra sağlıklı bir çocuk olarak dünyaya gelir. Bir öğrenci de gelişimini tamamladıktan sonra hayata atılırsa etkilediği insanlar ya sakat olur ya da eksik olur. Çünkü bu insan eksik fikirleri ile eksik bir toplum oluşturmuş olur. Onun için de size soruyorum. Değindiğim gibi insan testisini dolduracak ki insanlara hizmet edebilsin.

İnsanlara bu konuda anlatmak istediğim bir şeyde hayatta karşı bakış açısıdır. Bu bakış açısını düzeltmek için de düzgün şeyler düşünmeliyiz. Örneğin gülün neden dikeni vardır? Diye dertleneceğimize dikenler içinde güzel bir gül var diye düşünmeliyiz. Bizim bakış açımız davranışlarımıza dönüşsün. Davranışlarımız alışkanlıklarımıza, alışkanlıklarımız ise hayatımız olur. Yeter ki insanoğlu bu düşünceyi kendinde bulundurabilsin.

TURAN YALÇIN-TOKAT

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1050
Toplam yorum
: 338
Toplam mesaj
: 293
Ort. okunma sayısı
: 1502
Kayıt tarihi
: 28.12.07
 
 

1967 Tokat'ın  Pazar ilçesi doğumluyum. İşitme engelliyim. İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster