Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
45
 

Gazze'nin sahte dostları

Son günlerde gündemde Gazze’de yaşanan savaş ve katil Siyonist İsrail’in orantısız ve eşit olmayan bir savaş sürdüğü gelişmeleri var. Bu gelişmeler medyada her zamankinden farklı olarak değerlendirilmelidir. Meseleyi okurken içimizdeki ve bu bölgedeki sahte dostları da tahlil etmeliyiz.
Dün Irak savaşına kayıtsız kalan iktidar, sonrasında reformlarla uyardığı Esed’i düşman ilan ederken bugün Davutoğlu’nun sıfır sorun politikasıyla hezimete uğradı. Maalesef içimizdeki sahte dostlar da bu gelişmeleri bile bile görmezden gelmeye devam etti.

                                                                             ***
Dünya kayıtsız kaldığı bir vahşete daha tanıklık ediyor. Ediyor da bize ne oluyor? Ne oluyor orta doğu yönetimlerine, ya da ne oluyor ülkemizdeki iktidara? “Gönlüm seninle, kılıcım yezitle” diyen bir anlayış maalesef iktidar yandaşlarının kanına kadar işlemiş durumda. Ve bu artık bir yaşam tarzı olmuş. Bu yaşam tarzı yeni değil aslında ve bu yaşam tarzı ülkemize has bir durum da değil. Dr Şeriati’nin Dine Karşı Din kitabında o meşhur tespit bakın ne diyor. “ Yer yüzünde Adem’den beri iki din vardır. Biri Tevhid dini bir bir diğeri ise küfür dinidir”. Bugün Gazze’de direnenler tevhid dinine mensupken, içimizdeki ve bölgedeki sahte dostlar küfür dinine mensuptur. Ve bu mensubiyet kendini bazen aynı safta da gösterebiliyor. Yani besle kargayı oysun gözünü olayı …
                                                                                ***
Bugün Gazze’de çocuklar ve kadınlar öldürülürken Siyonist katil İsrail devleti bunu kendi güvenliği gibi yansıtmakla kalmayıp bölgedeki Gazze’nin sahte dostlarıyla da meşru bir alan oluşturuyor. Sadece bölgede değil tüm dünya konjektöründe bu alanı muhafaza da edebilmeyi başarıyor. İki buçuk milyarlık Müslüman alemi bir tükürükle boğacağı katil Siyonist İsrail’in mallarını alarak da buna ekonomik katkı yapıyor. Bu ve bunun gibi çıkarımlarda bulunanlar ise ötekileştirerek ayrı bir safta kalıyor. İran’ın, Suriye’nin ve Lübnan’nın tavrı da bu ötekileştirmeye tepki vermekle kalmayıp Siyonist rejime adeta meydan okuyor.
                                                                               ***
Sorunun kaynağına indiğimizde mevzu aslında hiç de karmaşık değil. Sorunun kaynağında 67 sınırının öncesine çekilmesi gereken işgalci İsrail ve Filistinli direnişçilerin haklı ve onurlu mücadelesi var. Varda bu mücadelede destek olması lazım gelirken köstek olan sahte dostlar da yok değil. Onlar da bu olayın içinde saf tutmuş, kendi menfaatleri gibi algıladıkları kapitalist güçlerin piyonluğunu yapıyorlar. Aslında biz bu piyonluğa hiç de yabancı değiliz. Davutoğlu’nun stratejik derinlik tezi ve bölge içinde “abi” olmak isteyen bir akp zihniyeti ve geçmişte ABD’nin “jandarması” olan bir rejim.
                                                                                 ***
Bütün bu zulümler yaşanırken bu coğrafyada atılması gereken adımlar da gayet tabi yok değil. Bir Siyonist katil İsrail’in mallarını boykot etmek, iki içimizdeki hainleri tevil ve bedbaht etmek, üç statükonun esiri olan yönetimlere karşı bir tavır ve bir duruş sergilemek. Ne diyor Camus : “Aşılmaz duvarların ötesinde yaşamak köpekçe yaşamaktır” O zaman duvarları yıkma vakti gelmedi sualini vicdanınıza havale ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 213
Kayıt tarihi
: 15.07.14
 
 

Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster