Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1032
 

GDO yönetmeliği ve tarımda kaos

GDO yönetmeliği ve tarımda kaos
 

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair koşulları belirleyen 27388 sayılı yönetmeliğin 26 Ekim 2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesi ülkemiz kamuoyunda çok büyük tartışmalara neden olmuştur. Yönetmelikten çok GDO’lu ürünlerin olası yarar ve zararlarının tartışılıyor olması yine gündemi meşgul eden Domuz Gribi olayında olduğu gibi bilgi kirliliği yaratarak kamuoyunda endişelerin artmasına sebep olmuştur.

Hazırlanan Yönetmelik başta hayvancılık sektörü olmak üzere ilgili birçok sektörde belirsizliğe sebep olacak nitelikte görünürken aynı zamanda birçok gerçeği de gözler önüne sermiştir. Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce GDO’lu ürünlerin ithalat, üretim veya işlenmesinin denetimi yapılmıyor muydu? Mısır, soya fasulyesi, kolza ve pamuk gibi tarımsal ürünlerde dışa bağımlı hale gelmiş ülkemizde, olası bir ithalat sorununda nasıl bir çözüm yolu izleyecektir? GDO’lu ürünlerin kontrol, denetim ve tespiti konusunda yeterli altyapı ve uzman işgücü mevcut mudur? Kamuoyu kuşkuları nasıl giderilebilir?

GDO’lu tarımsal ürünler 1990’lı yılların başında ilk olarak Çin’de üretilmeye başlanmıştır. Bu ürünlerin uluslararası çapta ticareti ise 1996 yılından itibaren yapılmıştır. Dünyada GDO’lu ürünlerin ekim alanı 2007 yılı itibariyle 100 milyon hektardan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Dünyada ticari olarak GDO’lu tarımsal ürünlerin üretiminin çok büyük bir kısmı (% 99) ABD, Arjantin, Kanada ve Brezilya ve Çin’de yapılmaktadır. En fazla üretimi yapılan GDO’lu tarımsal ürünler ise sırasıyla soya, mısır, pamuk, kolza ve kanola gelmektedir. Ülkemiz mısır, soya fasulyesi, kolza vb tarımsal ürünlerin büyük bir kısmını ABD’den ithal etmektedir. Bu ürünler birçok sektörün ve özellikle de hayvan yemlerinin vazgeçilmez yem hammaddeleridir. İthal edilen mısır ise Nişasta sanayinin de en temel hammaddesidir. Yürürlüğe giren Yönetmeliğin bir ilk olması şimdiye kadar ithal edilen veya ülkemizde gayri resmi olarak üretilmiş olan tarımsal ürünlerin hiçbir şekilde GDO’lar bakımdan bir analiz ve incelemeye tabii tutulmadığının bir kanıtı niteliğindedir.

Yönetmeliğin 5. Maddesinin 7. bendinde belirtilen “Gıda veya yemin % 0, 5 ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmez.” Ve yine 5. Maddenin 6. bendinde yer alan “Gıda veya yem, GDO lardan biri ya da birkaçını toplamda en az % 0, 9 oranında içeriyor ise, GDO lu olarak kabul edilir.” Ülkemiz GDO’lu olduğu bilinen mısır, soya fasulyesi ve pamuk ve kolza gibi tarımsal ürünlerin çok büyük bir kısmını ABD’den ithal etmektedir. İthal edilen bu ürünler şayet Yönetmeliğin belirlediği gibi (% 0.5 ve %0, 9’den fazla) GDO içeriyorsa ithalatın durdurulması söz konusu olacaktır. Böyle bir aksama başta hayvancılık olmak üzere birçok sektörü telafisi güç bir çıkmaza sürükleyecektir.

Yönetmeliğin işlevsel hale gelmesi için ihtiyaç duyulan analizlerin yapılması ile mümkün olacaktır. Ancak ülkemizde ürünlerde GDO’ların tespitinin yapılabildiği sadece 3 adet analiz laboratuarının mevcut olduğu bildirilmektedir. Bu analizleri gerçekleştirecek vasıflı eleman sayısı hakkında ise kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Kamuoyunda bu konunun tartışılması bile bitkisel ürünlerin ticaretinde bir krize neden olmuş, sebze ve meyvelerin satışında büyük azalmalar meydana getirmiştir. Bu endişenin devam etmesi durumunda başta hayvancılık sektörü olmak üzere birçok sektörün olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır.

Gerekli bilimsel altyapı ve teknolojik donanıma sahip merkezlerin kurulmasıyla burada yapılacak analizler sonucunda hangi ürünlerin ne düzeyde GDO’ içerdiği tespit edilmesi temel bir zorunluluk haline gelmiştir. Bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilecek bilgilerin kamuoyuna tarafsız bir şekilde sunulması ise bilgi kirliliğini önleyip olası yapay krizleri de ortadan kaldırmış olacaktır. Bunun yolu ise pozitif bilimi önemseyerek ona yatırım yapmakla mümkün olacaktır. Aksi durumda domuz gribi olayında olduğu gibi bize sunulan bilim ve teknolojiyi kabul etmekten başka bir seçeneğimiz kalmayacaktır.

Not: Adıyaman'da Bugün Gazetesi (11.11.2009)

http://www.adiyamanhaber.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2708
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster