Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
429
 

Gece-i kabus

Gece-i kabus
 

Cuma akşamı olması demek onun için, uyuşukluk, sersemlik, bitkinlik, dağınıklık, boş vermişliktir…

Eli, kolu, yüreği, uyuşuk. Marketten aldıklarını mutfağın ortasına bıraktı, üzerini değiştirmeye, bir an evvel günlük kıyafetlerinden arındığında, sanki işyerinin stresinden, bunalmışlığından sıyrılacaktı…Gitti mutfaktaki poşetlerin içinden gofreti aldı, bir de maden suyu, salaş salaş oturma odasına tv.nin karşısına attı kendini, yemek mi? hayır! bu akşam ne yemek yapmak istediği vardı, ne de yemek. Gofret yeter di.

Telefon çalıyor açsa mı, açmasa mı, açıyor. Annesi her zaman ki gibi. Dinlenildi, ”evet! “hayır!” gibi kısa cümlelerle kapattı telefonu. Bir yandan yarının yürüyüş hayallerini kuruyor, bir yandan iç sesiyle pazarlık ediyor. ”Nere gidiyorsun evin halini görmüyor musun” Pazartesi doğum günü olan arkadaşı geldi aklına, kutlayıp, kutlamama kararını iç sesiyle veriyordu “sittirsin” dedi, “boşver, hatırlama bile.”

Saat 21.00’e doğru, anlayamadığı, çözemediği bir uyuşukluk yayıldı. Göz kapakları ağırlaştığında “yok bir sigara içsem açılırım” balkona atıyor kendini.

Temiz hava, kömür kokusuna karışmış, göz kapakları ile beyin dalgaları arasında bir inatlaşma söz konusu. Sigarayı yarım bırakıp, doğru yatağa atıyor kendini. Kimi arasam ne yapsam derken gözkapakları zihni ile birlikte karanlığa gömülüyor ne olduğunu anlamadan.

Bir şey olursa diye ışığı açık bıraktı…Bir de namaz var aklında, uykusundaki tek düşünce bunlar. Bir zaman sonra ayılmaya çalışıyor. Bir karabasana doğru sürüklendiğini, uyanmak istediğinde, zihninin başka yöne kaydığında anlıyor. Elini kaldırmak yorganı üzerinden atmak istiyor. Olmuyor!. Birileri onu tutuyor. Bacağını, kolunu, kafasını yatağa bastırıyor. Üzerinde tonlarca ağırlık var sanki. Korkuyor! Çünkü yatakta tek olmadığını sandığından ve çığlık atıyor. ”Bırakın beniii” diye. Halbuki evde yalnızdı. Gözlerini açtığında, odanın ışığı ile karşılaşıyor. “OOh bitti. geldi geçti” derken yine son hızla sanki kara deliğe doğru sürüklenircesine karabasana sürükleniyor. Bu kez yine birileri vücuduna bastırıyor. Kolunu bastırıyor, bacağını kımıldatmasına izin vermeyen bir ağırlığın altında sanki. Korkuyor, Çığlık çığlığa bağırıyor, ”bırakııınnnnn, bırakııınnnn…”

Bütün bunlar aslında kendine tanıdık geliyor. Daha önceleri de birkaç yaşamıştı, buna benzer kabusu. Bir keresinde pencereyi açmışlar, ”at kendini” diye, pencereye yöneltmişler, ama o hızla “fatiha, Ayet_el kürsi” okumuş, ayılmıştı. Diğer zaman da; kaza yaptırmışlar, arabası parçalanmış canhıraş çığlıklar ata ata kendine geldiğinde, gecenin ayazında balkonda kalmış, 10 gün arabanın direksiyonuna elini sürmemişti. Bazen köpek olup, üzerinde dişleriyle ona saldırıyorlardı. Ama epeydir yoktu bu kabuslar taaa ki bu geceye kadar.

O çığlık anında zihni geri geldiğinde.. gözlerini açıyor. Halbuki hiç bağırmadığını görüyor. Oda sanki yabancılaşmış, ”ölü ışık vurmuş gibi”, diye düşünürken kahretsin ki yine aynı şeyler oldu, iyice ürkmeye başladı, çığlık çığlığa kaldı. Sesi gitmiyor muydu?, kimse duymuyor muydu?, karabasanın içinde bunları da düşünüyordu. Ama ayılamıyordu.

Kolunu bacağını betondan alçıya almışlar gibiydi. Bir şeyler yapması lazım dı, çığlıklarını duyan yoktu. Korkudan ve karabasan zamanında attığını sandığı çığlıklardan tere karışmış, kalbi ritmini iyice artırmıştı. Gözünü açmak ve zihnini getir getirmek için uğraşıyor.

Bir an, evet bir an”Allah şeytanlarını, cinlerini uzak tut benden” diye olanca gücüyle haykırıyor. Tam tamına böyle söylediğini farkında, çünkü zihni yeirne gelip gözlerini açıyor. Derin derin soluyor. Gözlerini yummuyor. Bir hafiflik gelmiş sanki gözlerine, kolunu bacağını kıpırdatmaya korkuyor. Hislerini kontrol etmeye çalışıyor. Uyuşuk ve tonlarca yükün altından alınmış gibi bir vücutla, beyni arasında bağlantı kurmaya çalışıyor. Yutkunup cep telefonuna uzanmak istiyor, ama korkuyor. Kolunu yavaşça kaldırıyor rahatlıyor. Saate baktığında 22.22 şaşırıyor. Ne çok olmuş. Kafatasının içinden dünya ile irtibatını sağlayan gözlerden boş boş odaya bakıyor.

Hemen beyninden “kalk” komutunu alıp fırlıyor yataktan. Balkona atıyor kendini, kolunu bacağını sol eliyle kontrol ediyor. Nefesi hala yerine gelmedi. Göğüs kafesi binlerce kilometre koşmuşlar gibi inip kalkıyor. Gökyüzüne bakıyor. Akşamın kömür kokusu çekilmiş berrak bir gece; “ ne kadar çok yıldız var” diye geçiriyor içinden.

Üşüyene kadar balkonda kalıyor. Ne zaman sonra içeri giriyor, ama yatak odasına girmeye aynı şeyleri tekrardan yaşamaya korkuyor. Gidip mutfaktan bir bardak soğuk su içtiğinde bir frahlık yayılıyor.

Korku dolu kabus bitti… nihayet bitti… Ne zaman geleceği ise meçhul.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatın içinde herkesin başına gelecek travmalar vardır. Sen anladığım kadarı ile daha önce acı kayıplı bir travma yaşamışsın, bilinçaltımız ve beynimiz rüyalar ve içindeki sembollerle bize sinyal verirler. Bu nokta profesyonel destek almamız gereken noktadır. Huzur ve sağlık dolu günler diliyor, sevgilerimi iletiyorum. Nilgün

nilgun 
 29.11.2007 23:31
Cevap :
Travma evet var!!! İnanırmısın o araba ile olan bölümde balkonda donacaktım az daha.Ağlaya ağlaya abimin kollarına atmıştım ekndini evine gidip.Bununla ilgili bilgiler araştırıyorum zaten... teşekkürlerimle canım.  30.11.2007 8:26
 

Bir dönem - yeni doğum yaptığımda- bende de olmuştu bu anlattıkların. Çok zordur aşmak, sonra kendiliğinden geçti bir daha da uğramadı yanıma. Bu gibi durumlarda, günlük hayatta zihni farklı şeylerle meşgul etmek gerek sanırım. Büyük bir acı yaşasan bile, farklı şeylerle zihnini meşgul ettiğinde biraz aşabiliyor insan bu halleri. Yine de ürktüm yazını okurken. Sen Bizi takaya bindir en iyisi:) Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 29.11.2007 10:07
Cevap :
Aslında,sevgili arkadaşım,Biz buna kısaca "al basma"deriz.Bunu yazıya yansıtmak istemeidm ki,bakayım böyle bir yorum geliyor mu diye...Fakat psikolojik olduğu kadar ruhlar alemiyle ilgili,bu gerçek.Bu arada taka sefere çıkmış:))  29.11.2007 10:13
 

Felaket gibi birşey...Sevgiler.

Ufaklık 
 28.11.2007 17:05
Cevap :
kesinlikle...kesinlikle felaket.  29.11.2007 8:27
 

Umarım bu bir hikaye değildir. Yoksa tavsiyem boşa gidecek. Eğer karabasan sadece kendi odanızdaki yatakta oluyorsa, yatağın yerini ve şeklini değiştirin. Faydası olacaktır. Sakın beni medyum, büyücü filan sanmayın. Bir yerde okumuştum. Uykusunda benzer durumlar yaşayan birine anlattım. Uygulayınca durumu düzelmiş. Geçmiş olsun. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 28.11.2007 17:02
Cevap :
Tavsiyenize uyacağım.Nazik paylaşım için teşekkürler.  29.11.2007 8:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 359
Toplam yorum
: 3043
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1578
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster