Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
220
 

Gece Sinemadan çıkışta mutlaka Pasta veya Dondurma yemeye giderdik.

Gece Sinemadan çıkışta mutlaka Pasta veya Dondurma yemeye giderdik.
 

41 yıl önceki Meram Askerlik Şubesi


Burcu Göker, Eric Jenkins, ben ve Seyit Yöre o gün Konya gezimize Mevlana müzesinden başlamıştık.41  Sene önce defalarca ziyaret ettiğim Mevlana müzesini bu sefer canım kızımla gezmek çok keyifli idi. Mevlana müzesine araba ile giderken yıllar önce her sabah evden çıkıp işe gittiğim ana caddeden geçtik. Sanki hiç bir şey değişmemiş gibi idi. Sanırım sadece ben değişmiştim. Bir ara gözüm bir buçuk sene çalıştığım Yapı ve Kerdi Bankası Konya şubesinin binasına takıldı. Bina aynı şekilde duruyordu. Çok tarihi ve güzel bina yılların etkisini hiç hissetmemiş gibi idi. O binada acı, tatlı ne anılarım olduğunu düşündüm. O zamanlar 23 yaşında idim. Şimdi birçok kişinin çocuk diyebileceği bir yaşta, Üniversite bitirmiş, evlenmiş, işe girmiş ve ailemdem kilometrelerce uzakta hiç bilmediğim, kimseyi tanımadığım bu şehirde yaşama başlamıştım. Üniversiteyi bitirene kadar kendi ülkemde Ankaradan ileri gitmemiş olan ben Konya'ya gelmekle büyük cesaret göstermiştim. Türkiye'den Fransa'ya, sonra Amerika'ya, Kanada'ya sonra tekrar Amerika'ya giden Burcu ne de olsa benim kızımdı. Eskilerin deyimi ile Armut dibine düşmüştü.

Mevlana gezimiz bizi ruhen başka alemlere götürmüştü. Şimdi bir kahve molası verme zamanı idi. Kahve molasından sonra Mevlanadan yürüyerek Alaettin Tepesine doğru çıkmaya başladık. Amacım Konya Ordu evinin karşısındaki sokakta bulunan Meram Askerlik şubesini bulmaktı. Bizim bulunduğumuz tarihlerde Meram Askerlik şubesini ve diğer iki askerilik şubesini de barındıran bina eski ve çok tarihi bir yapı idi. Birden karşımıza Meram Askerlik şubesinin eski binası çıktı. Ama artık bina eski değildi. Harika restore edilmişti ve şu anda Meram Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu olarak Konyalılara hizmet veriyordu. Birçok anımı barındıran binayı büyük bir duygusalllık içinde gezdim. Eşim bir buçuk sene bu binada önce asteğmen, sonra da teğmen olarak görev yapmıştı. Orada tanıdığım Albaylarımı, yüzbaşılarımı ve binbaşılarımı hayır ile yad ettikten sonra binadan çıktık. Bu binanın arkasında Aziz Pavlus kilisesi vardı. Kilise restore edilmiş ve tertemiz duruyordu. Konya Ordu evinin önüne çıktığımızda Konya'da bulunduğumuz  zaman vaktimizin büyük kısmını geçirdiğimiz ordu evi binasını görünce gene çok duygulandım. O anda aklıma geldi. Ordu evinin tam karşısında Ankara Pastanesi vardı. Eşimle akşamları sinemaya giderdik. Sinemadan çıkışta İstanbul Caddebostan'dan kalan bir alışkanlık dondurma veya pasta yemek isterdik. Biz Üniversite yıllarımızda Caddebostan'da açık yazlık sinemaya gider ve çıkışta mutlaka Lebon veya Divan pastanesinden pasta veya dondurma yerdık. Aynı şekilde İstiklal Caddesinde de Emek sinemasına gider, çıkışta İnci Pastanesinde profiterol yerdik. İşte bu alışkanlığı  Konya'da da  sürdürmek isteğimiz Ankara Pastanesini bulmamızla sonuçlanmıştı. Akşam sinema çıkışı Pastaneye gider ve pasta yerdik. Gerçi o zamanlar sanırım Konya halkı bir kadın ile özellikle başı açık genç bir kadınla bir adamın gece yarısı pastaneye girişine alışmamıştı ve bize biraz garip bakarlardı.. Ayrıca pasta yapma konusunda da pek beceri kazanmadıkları için pastalar pek pastaya benzemezdi ama olsun biz gene sinemadan çıkışta pasta yerdik ya.

İşte ben de o gün Konya gezimizde Ordu evinin karşısında birden Ankara Pastanesini görünce önce çok şaşırdım, sonra çok eski bir dostu görmüş gibi çok sevindim.Hep beraber kendimizi hemen pastaneye attık. Sahibi ile konuşup anılarımızı tazelemek istiyordum. 1967 yılından beri aynı yerde hizmet veren pastaneye ne yazık ki geçen yıllarda el değiştirmiş ve yeni sahipleri eskileri hatırlamıyordu. Demek ki biz orada pasta yerken pastane daha yeni imiş. Ama biz gene de 41 yıl sonra orada birer dondurma yedik. Gördüğüm kadarı ile pasta ve dondurma konusunda beceri kazanmışlar ve artık Konyalılara daha iyi ürünler sunuyorlardı.

Bu yürüyüşlerden yorulmuştuk. Ayrıca İstanbul'dan iş için gelen ve dün geceki konserde bizleri yanlız bırakmayan dostlarımızla Alaettin tepesindeki kafede buluşacaktık. Ben Alaettin tepesini görünce çok şaşırdım. Bzim zamanımızda üzerinde hiçbir kafe ve oturma yeri, olmayan bölge harika bir yerleşim yerine dönüştürülmüştü. Birbirinden güzel kafeler, şık fast foodcular halka hizmet için bekliyordu. O zaman anladım ki Konya Selçuk Üniversitesinin şehrin sosyal gelişimine çok büyük yararı olmuş. Daha önce de bahsettiğim gibi Üniversitede okuyan 85000 öğrencinin gereksinimlerini karşılamak için açılan bir çok iş yeri hem şehri sosyal yönden geliştirmiş, hem de Konya'nın ekonomik gelişimine büyük katkı sağlamıştı.

Alaettin tepesinde dostlarımızla harika çayımızı yudumlarken, işte o zaman hayatımın süprizini gördüm. Onu da bir sonraki yazıumda anlatacağım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 826
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1057
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster