Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
503
 

Gece'ye övgü

Gece'ye övgü
 

www.mynet.com


Sabahları sağ tarafımdan uyanırım. Tam karşımdaki duvarda gökyüzünün mavi karanlığından şafak vakti olduğu anlaşılan bir yağlıboya resim var. Bu resim; belli aralıklarla apartmanlar ve yaprakları dökülmüş çıplak dallarıyla üç beş ağaçtan oluşuyor. Bu bir şehir değil, bell ki bir kasaba. Sanki uzaklarda kalmış, sadece kendileriyle haşır neşir olan insanların yaşadığı bir yer.

Belki de ben de bu uzak duygusu, resmin karlar altında ve şafak vakti olması, böyle hissetmeme neden oluyor.

Karlar altında dediysem, yer yer toprak da görünmeye başlamış artık çatılardaki karlar da erimiş.

Benim için her sabah karşılaştığım bu resmin özelliği karlar altında bir kasaba görüntüsünden çok, şafak vakti olması. Şafaktan önceki zaman diliminin gece olması. Siyahın varlıklaştırılmış hali olması.

Gece, gündüzün tam tersi bir halidir. Haaa, gündüz hali sana göre nasıldır, diye sorarsanız, kontrollüdür, biçimlendiricidir, sosyal bir toplumun üyesi olunduğundan dayatılmış ahlak, örf ve adetlere uyulan bir zaman dilimidir, derim. Gündüz vakti ev bile, sana ait değildir, insanların gürültüsü girer. Yalnız olsan da yalnız kalamazsın bir türlü.

Gece sokak lambalarının yanmasıyla birlikte, perdeler kapanır. Gece yarısına doğru kuruyemişçiler, tekel bayileri bile artık kepenklerini indirdiğinde, insanlar evlerinde özgürlüklerini kutsarlar.

Gece olmasıyla gündüz bastırılmış bilinç ortaya çıkar.

En çirkin şehir bile estetik geçirmiş bir yüz gibi olanca sahteliğiyle parlar. Bütün kötülükleri pislikleri, sahte ışıklarıyla örtmüştür gece.

Bununla birlikte insan da kendi içine döner, bilinci uyanır. Yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklar, acılar, pişmanlıklar hortlar.

Bu sessizlikte bazen bir köpek acı acı havlar, sana dert ortağı olmak istercesine, bazen de doğan görünümlü şahin egzosunu patlatarak muhtemelen elinde bira kutusu olan sürücüsü ile karanlığı acele ile yırtarcasına geçer gider.

Gece kapkaranlıktır, merak edip dışarıya bakarsın. Sokak lambalarının titrek ışığından başka, bütün şehir uyuyordur. Birkaç ev dışında. Acaba onlar niye bu saatte ayakta? Hasta mı var, bebek mi? herhangi bir nedenle uyuyamamış biri, muhasebe mi yapmakta? Yoksa yoksa geceyaşayanlardan biri mi?

Neden dışarıya bakma ihtiyacı duyarsın? Bu kadar az şey göreceğini bile bile. Belki de görmek istediğin az şeydir. Artık “çok” tan, çok görmekten bıkmışsındır.

Görmeyi öğrenmiş ruhların, zifiri karanlığın içinden yitirilmiş ruhlara inat kurdukları zamanın krallığıdır. Ulaşılmaz denen hemen yanı başınızdadır.

Gece yetmeyen zamanların artık uzatmaları oynadığı bir sahadır. Zaman hızla tükenirken; zamana yetişemezken geceleri işgal altına alırsın.

Bazen de düşünürsün, bazı insanlar geceleri yaşıyordur, çalışıyordur. Yazar gecenin sessizliğine sığınarak yazılarını yazar, öğrenci geceleri sınavlara çalışır, izbe bir pavyonda çatlak sesli bir şarkıcı kırık dökük şarkılarını söyler. Adamlar onu izler durur. Garsonlar ucuz şampanya şişelerini, meze tabaklarını taşır. Gece taksicileri vardır, terk edilmiş şehirde turlar durur. Hastanelerde hemşireler, doktorlar yarı uykulu yarı aksilenerek çalışırlar.

Meraklı bir okuyucu romanın sonunu merak ettiğinden, gecenin sessizliğine dalarak, kendisini belki bir roman kahramanı yerine koyarak, gözleriyle satırları kovalar.

Velhasıl derindir gece, yaşamasını bilene…

<ı>Günün tükendiği bu saatlerde

<ı>Tüm doğa canla başla çalışıyor.

<ı>Gece vakti bu yıldızlardan inen

<ı>Ne acayip bir korkudur kim bilir?

<ı>Etkisinde kalmış nice gizemin,

<ı>Kaygılı, bir yandan tir tir titriyor,

<ı>Karanlıkta, bilinmeyen bir gücün gözlerini üstünde hissediyor

<ı>Ne büyük dehşet kendini tanımak!

<ı>Kaçışı olmadan durmadan çalışmak,

<ı>Ebediyetin içinde devinen

<ı>Varlığın merhametine kalmak

<ı>Bu nasıl kara, zor bir bulmaca

<ı>Amaçlar ve çözümler gizleniyor,

<ı>Birileri aşağıda,

<ı>Yukarıda birileri düş görüyor.

VİCTOR HUGO

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 1003
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster