Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '07

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
495
 

Gece yolculuğu

Gece yolculuğu
 

"Bu anlatı yaşanmış bir olaydan derlenmiştir"

Ne ay ışığı, ne de yıldızların olduğu karanlık kasvetli bir gece. Araba farlarının açtığı koridor boyunca otoyolda hızla ilerliyor. Etrafta ne bir ışık ne bir sokak lambası, ne de uzaklarda titreşen bir araç farı var diye düşünüyor sürücü. Dikiz aynasından gerideki ürkütücü karanlığa bakıyor. Bari bir far ışığı olsa, gelen bir başka aracın olduğunu bilsem. Birden yapayalnız hissediyor kendini. İçine düştüğü bu karadelikten kurtulabilmek için gaza yükleniyor. Gün ağarmadan Ankara'ya ulaşması iyi olacak. Sonra gazı kesiyor. Radyonun sesini yükseltiyor. Yanık bir bozkır türküsü. Dikiz aynasından bu kez bir fener ışığı gibi solgun bir ışığın bir kaç kez yanıp söndüğünü görüyor. Işık görmüş olmak sevindiriyor kadını. İçinin katılığı bir rehavete dönüşüyor. Rahatlamıştır. Tarlada çalışanlar olmalı. Mırıldanarak eşlik ediyor türkücüye.

Aniden ne olduğunu anlayamadan önünde beliren görünmez bir kütleye çarpıyor. Kadın direksiyona sıkıca yapışmış deneyimli bir sürücü. Yine de çarpmanın etkisiyle araba taklalar atmaya başlıyor. Kadının elleri hala direksiyona yapışık. Şarampolden aşağı hafif eğimle uzanan düzlüğe doğru yuvarlandığını hissediyor. Kaç takla attığını sayamıyor, belki yedi belki de sekiz. Tek derdi araba yere oturduğu anda kemeri söküp dışarı atmak kendisini.

Şanslıyım diyor araba dört teker üzerine oturunca. Hemen kapıyı itiyor zaten açılmış.. Hiç bir terslik yok. Toprağa basar basmaz arabadan hızla uzaklaşıyor. Bütün kapılar açılmış ve arabadaki, bagajdaki eşyalar, paketler şarampole saçılmış. Benzin kokusu içini bulandırıyor. Tepeyi tırmanarak yola çıkıyor. Henüz kazanın şokunu atlatamamış. Arabasına dönüp bakacakken ardında üç adamın belirmesiyle yüreği ağzına geliyor. Hiç bir yerde yerleşime dair ışık olmaması ve etrafın kayalık ilerisinin de tarlalar olması bu adamların nereden çıkıp geldiklerini sorusunu uyandırıyor usunda. Hem de ne kadar sessizce yaklaşmışlar. Sonra da tarlalardan geldiklerini düşünüyor. Onca takladan sonra nerede olduğunu kestiremese de otoyola çıktığında ensesinde beliren üç adamı gönderen Allah'ına şükrediyor. Adamlar arabada başka kimse olup olmadığını soruyorlar. Sürücü ne kadar yok dese de, ne kadar gitmeyin dese de adamları ikna edememiştir. Ya arabaya bakarlarken patlayıverirse.

Patlama olmamış sadece arabanın bir bölümü ateş almıştır. Alevleri gören diğer araçlar duruyorlar. Sonra da jandarma ve ambulans geliyor.Etraf kalabalıklaşıyor. Jandarma kadının çantasını ve arabanın evraklarını bulamıyor. Oysa her zaman çantasını da evraklarla beraber torpido gözüne koyardı. Gündüz bulunur herhalde diye düşünüyor kadıncağız. Kadını muayene için hastaneye kaldırıyorlar.

Doktor bir kaç saat yatakta kalmasını uygun buluyor. O sırada jandarma gelip ifadesini alıyor.
En sonunda kasabanın bu küçük hastanesinde diğer hastalar ve hademeyle başbaşa kalıyor kadın.

Hademe kadına " verilmiş sadakan varmış abla iyi kurtarmışsın." diyor. "O bölge mimlidir. Kazaya uğratılan herkes öldü orada. Ölmeyenleri de onlar haklamıştır belki de."

Kadın anlayamıyor. Daha doğrusu duyduklarına inanamıyor. Kazadan hemen sonra o üç adamın ensesinde neden belirdiklerini, neden arabada bir şey var mı diye ısrarlı sorular sorduklarını ve zamanında kendini yol kenarına atmamış olsaydı başına gelecek olanı birden kavrayıveriyor.

Hastalardan biri de katılıyor konuşmalara. Almanya'dan gelen bir akrabasının başına gelen acıklı olayı naklediyor. Üst geçitten sallandırmışlar kayayı ipe bağlayarak. Tam sürücünün olduğu yere gelmiş. Beş kişilik aile yok olmuş, gitmiş.

Bir başka hasta da geçen arabaları gözleyip fenerle haber veren çeteye lanetler okuyor. Böyle bir aile yeryüzünden silinirken çocukları da kötürüm olmuş.

Kadın kazadan az önce gördüğü o uğursuz ışıkları hatırlıyor. Nasıl da rahatlamıştı oysa ışık gördüm diye.

"Burada mıydı yine?" diye zorlukla soruyor kazazede ıstırapla. Ağzı kurumuştur yaşadığı şoktan, gözpınarları da.

"Ne farkeder ki!" diyor yaşlı adam. "Oluyor işte! Hem de devletin karayolunda..."

Fotoğraf 10 istanbul bienali AKM' de sergilenen video art'tan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazını atlamışım nasıl olduysa. Bu ne feci bir şey ya bile bile kazaya yola açmak? Ne günlere kalmışız biz çok acı çok. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 24.11.2007 16:26
Cevap :
Arada bir dünyanın günahlarını da yazıyorum Özlem o yüce insanlığın günahları hep bunlar. Dikkatli olmak bile fayda etmez niyetler kötüyse. Sevgiyle kal.  24.11.2007 23:34
 

Bu olayı bende bir mail haberi olarak okumuş ve o gün de tüylerim diken diken olmuştu. Sizin anlatımınızla olayı adeta yaşadım. "Çok şükür benim başımdan geçmedi "diyecektim ki ; bu kez yüzüm kızardı. Ha! ben, ha! başkası ne farkederdi ki. Bize ulaşamamış ölülerin hikayeleri daha acıklı değil mi sanki? Acaba? Her yıl bir alay mevcudu kadar yurttaşımızı trafikte kurban veriyoruz diye hayıflanıyoruz.Yoksa? yoksa bu tür cinayetler de masum trafiğin üzerine mi yıkılıyor. Aklımı koru tanrım.... GökhanECEVİT

Gökhan Ecevit 
 15.11.2007 20:44
Cevap :
Hoşgeldiniz Gökhan Bey, sizin gibi değerli bir dostu sayfalarımda konuk etmekten onur duydum doğrusu. Konu ne kadar üzücü ve ummadığımız yerlere gelip dayanıyor şimdi değil mi? Aslında tüm dünyayı iyi niyet gözlüklerimizin ardından görüyoruz oysa gerçekte yaşananlar bambaşka. Bilemeyiz ama oldürmeye kasıt yani kazayı yaratmak da eliyle cinayet işlemektiraslında. Bıçak ya da tabanca değil ama koca bir kaya ile. Bir kaç yıl önce Antalya yolunda dağlarda ölen bir çifti hatırladım. Sanırım kaza dendi ama o zaman bile böyle bir olasılık olabileceğini düşündürtmüştü bana o haber. Bunu kabus yapmadan dikkatli olmak gerekiyor. Selam ve sevgiler yaşanası bir dünya için umutla.  16.11.2007 7:53
 

Ben, "Yanık bir bozkır türküsü" ile kaza geçiren kadının öyküsü gibi algıladım bu anlatıyı... Sonra yazarın gözüyle baktım olaya. Bozkırı düşündüm bozkır insanını düşündüm. Hayali geniş bozkır insanının toplumsal değerlerinin nasıl bozulduğunu gördüm okudukça. Ortaya çıkan atmosfer, toplumsal bir tuzağın insan yaşamındaki tehlikelerini analiz edercesine güzel yansıltılmıştı... Yazarın, toplumsal eleştirisindeki psikalaniz yönteme de hayran oldum. Sanatsal bir dışa vurum kaygısı duymadan, olayı hem toplumsal açıdan hem de psikalaniz yöntem açısından güzel kurgulamış. Olay ve olayın çevresinde gelişenler, yaşananlar, anılar, kısacası olayın örgüsü, yazarın kendisiyle, çevresiyle hesaplaşmasını da bize derinden hissettiriyor.... Yeni öykülerini merakla bekliyorum.

tisimo 
 15.11.2007 14:59
Cevap :
Merhabalar Tisimo. İlk kez alıyorum yorumunuzu. Çok teşekkür ederim. Derin bir açılımını yapmışsınız öykünün ve böylesine anlamlı yorumlar yazana nasıl güç katıyor biliyorsunuz sanırım. Evet okunduğu sürece yeni öyküler yayınlamaya devam edeceğim. sevgiler selamlar daha yaşanası bir dünya için umutla.  15.11.2007 17:17
 

Yine bir "OFF" çektim. Çivisi çıkmış insanlığın. Neyse... Allah hepimizi uzak tutsun benzer belalardan.. Sağlıcakla..

murat ertaş 
 13.11.2007 20:47
Cevap :
Çok kötü değil mi Murat Bey. Belki de kaza diye geçişştirdiğimiz pek çok olayda bu tür vicdansızların tuzakları var kim bilir? Dualarınıza katılıyorum yürekten.sağolun. Selamlar.  13.11.2007 21:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1330
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster