Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
636
 

Gecekondu ve apartmana benzeyen evlilikler

Gecekondu ve apartmana benzeyen evlilikler
 

Evlilikler ev yaparlar. Bu evler bazen dağınık ve derme çatmadır, gecekondudur, bazıları güzel villalar apartmanlardır.

Evlerin derme çatma ve gecekondu gibi olması içerdeki huzursuzluk nedeniyledir. Eşler birbirini sevip saymazlar, hırpalarlar, aşk ve sevgi adına bir şey kalmamıştır. Bu evlerin içerisinde yaşayanlar ya çaresizlikten, ya da bir çocuğun sorumluluğu nedeniyle evi terk edemezler, ayrılamazlar. Bu evlerin içerisinde yaşayan bir çok insan büyük bir kabullenilmişlik içerisinde “sanki başka evlerde hayat daha mı iyi, herkesin sorunu vardır” diyerek bu hayata devam ederler. Ama bu evler hep yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadır, ufak bir sarsıntı veya imar evleri yıkar darmadağınık eder. Ne kadar diretilirse diretilsin kaçınılmaz son yıkım olur.

Bu evlerin yıkımından sonra kurulan evler nedense daha sağlam, daha güvenli olur. Ya eski tecrübelerdir bu sağlamlığı sağlayan, ya da hiçbir şeyin eski yaşam kadar kötü olmayacağı düşüncesidir.adeta gecekondusu yıkılan birine verilen, suyu akan, sıcak suyu olan bir ev gibidir bu ikinci ev. Kadın da, erkek de evin kıymetini daha çok anlar. Eğer her ikisi de derme çatma evlerden geliyorlarsa.

Ama dışarıdan villa gibi sağlam ve güzel görünen evler neden yıkılırlar. Aslında içlerinde sevgi de vardır , saygı da. İşte burada monotonluk, aşırı güven nedeniyle emniyet tedbirlerini almamak, gereksiz kıskançlıklar, değişiklik isteği gibi unsurlar devreye girer. Eşlerden biri ki bu çoğunlukla erkektir bir macera, bir kaçamak peşinde koşar. Seks arar, sevgi ile seksin başka şey olduğunu söyler ki bu erkek için yüzde yüz, kadın için biraz daha düşük oranda doğrudur.

Sonunda bir gün bir şeyler açığa çıkar, yakalanmalar olur ve o güzel ev, her türlü depreme dayanıklı yapıldığı düşünülen ev çöker. Çevredekiler şaşırır, ağızlar açık kalır. İnanamazlar. Mümkün değil diyenler çoğunluktadır ama olan olmuştur.

Ev sakinleri yeni evlere yerleştirilirler. Bu evler artık afet konutu gibidir. Küçük, yabancı, içeride biri vardır ama o eski sıcaklıkları taşımaz. Çünkü sevgiden ziyade şehvetle kurulmuş bir ilişki sonucudur. Şehvet hayatın yüzde kaçıdır bu yeni afet konutunda anlaşılır. Aslında şehvetin de şehveti kaçmıştır artık. Temiz gömlekler, ütülü pijamaların yerini, dağınık mutfak ve yataklar, duvarlarda çatlaklar almıştır.

Erkekler bazen bu afet konutlarından kaçıp, eski güzel yuvalarına dönmek için çabalarlar, bazı kadınlar güvenlik içinde yaşamak, dul kadın olmanın zorluklarını aşmak için adamı yeniden kabul ederler, bazı kadınlar her şeye rağmen bunu kabul etmezler.

Acaba güzel evlerdeki monotonluklar, arayışlar nasıl engellenebilir? Bunun yanıtını vermek zor. Dünya o kadar küçüldü, fikirler o kadar değişti ki. Mesela eski mankenlerden Merve İldeniz eşinden ayrıldıktan sonra onu daha çok sevdiğini söylüyor bir söyleşisinde. Diyor ki “evlilik insan uymayan bir şey” diyor ki “seks, yemek yemek gibi bir şey”. Bunu bir kadının açıkça söylemesi değişen dünyamızın en çarpıcı belirtilerinden birisi. Hala töre cinayetlerinin hüküm sürdüğü bir coğrafyada bu tür anlayışların da olması vc birileri söyleyebilirken eminim söyleyemeyenlerin de çok olması gelecekte evlilik kurumunun sıkı bir tartışmaya açılacağının göstergesidir.

Aile kavramı ile, evlilik kavramı yan yana mı olmalıdır sorusu sorulacaktır. İnsanlar bir süre sonra evlilik olmadan aile olmanın hukukunu yaratacaklardır. Olaya doğru ve yanlış gözlüğü ile de bakmak mümkün, kaçınılmaz sonuçlar gözüyle de bakmak mümkün. Mesela globalizme istediğiniz kadar karşı olun, ama teknoloji dünyayı bir mahalle haline getirmişse bundan kaçamazsınız, karşı olmanız yalnızca fantezidir, yapmanız gereken kendinizi bu dünya içinde yaşamaya hazırlamaktır.

Evlilik kurumu da sorgulanmaya başlıyorsa, insan neslini korumak, aile yapısını korumak adına ne yapacağınızı düşünmeniz lazımdır. Önümüzde bir Avrupa örneği var, evliliklerin azaldığı birlikte yaşamaların arttığı bir Avrupa. Bunun sonucu olarak doğumun azaldığı giderek yaşlanan bir Avrupa oluşmaya başladı. Bu nedenle de sosyal sigorta sistemleri çalışamaz hale gelme riski ile karşı karşıya.

Bireyselleşmenin getirdiği sorunlar bunlar. Kadın da erkek de aynı kulvarda koşuyor. Sevgi de bireyselleşiyor, fedakarlıklar azalıyor, evler ufak bir sarsıntıda yıkılır hale geliyor.

Globalleşen dünyada insanlar beyaz camda her şeyi görmeye başladı ve gördüklerini yaşama merakı da oluştu. Adrenalin, heyecan adına “tatmadığım zevk kalmadı dünyada” demek istiyor bir çok insan. İşte evlilikleri , evleri yıkan unsurlardan biri daha çıktı karşımıza.

Teknolojik olarak insan hayatını kolaylaştıran bir dünya oluşurken, psikolojik olarak, sosyal yapı olarak sorunları daha fazla olan bir dünya ortaya çıkıyor. Bireyler ve toplumlar böyle bir dünyaya karşı hazırlıklılar mı acaba?

Eskiler hazır değil ama, böyle bir dünyaya doğanlar eminim buna kolayca adapte olacaklardır. Eskiler aşk bitti, sevgi bitti diyorlar, ama yeniler yeni aşkları, yeni sevgileri yaşıyorlar. Herkes bildiğini özler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhabalar benim evlilik ile ilgili olan problemim eşimin annesinin yaptığı kötülüklerden dolayı onu nefret etmem.onun için ne gelmesini nede kızının gitmesini istemiyorum evliliğimizin tehlikede olduğunu düşünüyorum hergün kavga ediyoruz ve biz daha 3 aylık evliyiz bu konuda ne yapmam gerekiyor lütfen yardım edermisiniz

murat ergül 
 01.11.2007 11:42
Cevap :
önce eşinizle konuşmayı ve o konuda bir çıkar yol bulmayı deneyin  01.11.2007 12:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 283
Toplam yorum
: 710
Toplam mesaj
: 93
Ort. okunma sayısı
: 1283
Kayıt tarihi
: 04.12.06
 
 

Nükleer fizik doktoru, şiir yazmaya çalışıyor, kalite yönetim sistemleri danışmanı, öykü deneme yaza..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster