Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '09

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
6726
 

Geceleri hava neden kararır?

Geceleri hava neden kararır?
 

Çünkü evren sonsuz değildir. Şimdi birbiriyle ilgisizmiş gibi görünen bu iki cümleyi açmaya çalışalım. Geceleri havanın kararmasını basit olarak güneşin batmasına bağlayabiliriz. Güneş battığı için hava kararıyor diyebiliriz. Ama durum o kadar basit değildir. Anlatmaya çalışacağım.

Yıldızların her biri bir güneştir ve güneş gibi ışık saçarlar. Ancak çok uzakta oldukları için dünyadan bir nokta büyüklüğünde görünürler. Bize en yakın yıldız güneştir. Bundan sonraki en yakın yıldız 4 ışık yılı uzaktadır. Arada eni boyu uzunluğu 4 ışık yılı olan büyük bir boşluk, hacim vardır. Yıldızlar bizden uzaklaştıkça ışıkları azalır. Bu azalma bilimsel olarak uzaklığının karesi kadar olur. Dünyamızın içinde bulunduğu bir hacim düşünelim. 4 ışık yılı eninde, boyunda ve uzunluğunda bir hacimde yalnız iki yıldız vardır. Biri güneş, biri de en yakın yıldız. Şimdi bu hacmin boyutlarını artıralım. Hacim artınca yıldız sayısı artar ama bunlar daha da uzaktadırlar. Örnek olarak 10 ışık yılı kadar bir hacimde ışık 10’un karesi kadar azalır ancak artık daha çok yıldız vardır. Bu hacimde hesaba katılan yıldız sayısı bilimsel olarak uzaklığın kübü kadar artar. Bu durumda uzaklık arttıkça yıldız sayısı küp kadar artıp kare kadar azaldığı için ışığın da artması gerekir. Öyle ki bir uzaklıktan sonra artık ışık dünyaya aynı gündüz vakti olduğu kadar gelmek durumunda kalır. Yani gecelerin de gündüz gibi aydınlanması gerekir. Ama biliyor ve yaşıyoruz ki geceleri karanlıktır. Eğer evren sonsuz olsaydı ve sonsuz sayıda yıldız olsaydı geceleri de aydınlık olurdu. Demek ki evren sonsuz değildir ve sonsuz sayıda yıldız yoktur.

Ama kafanızı iyice karıştırmak için şunu söyleyebilirim: Evren sonludur ama sınırsızdır. Bunun böyle olduğunu Einstein ispatlamıştır. Einstein aynı zamanda evrenin dengesiz olduğunu da ispatlamıştır. Evren genişler. Ancak genişlemesi yavaşlamaktadır. Buna göre günün birinde evrenin sonu gelecek demektir. Evrenin kendisi sonlu ve ölümlü olduğu için içinde sonsuz ve ölümsüz bir şey barındıramaz.

Bu yazılanları mistik düşüncelere bağlarsak, Tanrı’nın sonsuz ve ölümsüz olduğu düşünülüyor. Bu nedenle evren Tanrı’nın görüntüsü, benzeri veya kendisi olamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Verdiğiniz adresten 'İnanç Fırtınaları' adlı eserinizi ve diğer kitaplarınızı indirdim, teşekkür ederim. Hepsini büyük bir keyifle okuyacağımdan kuşkunuz olmasın. Tanrı'yı evrenin artı değeri olarak kabul etmeniz konusunda bir çelişki görmüyorum ben. Neticede bir görüştür bu. Ben 'Tanrı evrenin kendisi ve artısı, artı değeridir' sözündeki çelişkiye takıldım. "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" örneğinde bütün, biraraya gelen iki el iken, bütünün artı değeri biraraya gelen iki elin ortaya çıkardığı sestir. Sizin tespitinizi bu atasözüne uyarlayacak olursak; 'ses, iki elin kendisi ve ayrıca artısı, artı değeridir.' demek icap eder ki, burada bir çelişki ortaya çıkar sizin de takdir edeceğiniz gibi! Tanrı'yı evrenin kendisi olarak kabul ediyorsanız, blog yazısına tamamen zıt bir fikir ortaya atmış olursunuz ki, 'güzel tespitler' dediğinizde kendi çıkarımınızla ters düşersiniz. YORUMNOT: Keşke kitabın isminde ısrar etseydiniz; kitap inançları değil, inançlar ışığında Tanrı'yı anlatıyor

habişş 
 18.08.2010 11:48
 

"Dear Miss Habiss", size çelişki olarak görünen şey uzun soluklu araştırmalar ve 30 yıllık okumalar sonucunda elde edilmiş ve hem bilimsel hipotez olabilme açısından hem de mantıksal tutarlılığı bakımından çok az tartışma götürebilecek bir öneridir. 300 kitaptan yararlanarak yazdığım eserimi okumak ve ondan sonra bunun bir çelişki olup olmadığını ciddi ciddi tartışmak isterseniz, bunu memnuniyetle kabul ederim. (Ama bu günlerce sürecek bir tartışma konusudur; birikim, sabır, tolerans ve zaman ister...) Tanrı'nın Kimliği adını verdiğim; fakat çok iddali bir başlık olduğu için yayınevinin "İnanç Fırtınları" dediği kitabımı ücretsiz ve word.doc olarak şu adresten indirebilirsiniz. ( mehmetttsaglam.blogcu.com) Selamla, sevgiyle, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 17.08.2010 8:36
 

Siz yazınızdaki açıklamaları, 'sonlu evrenin, sonsuz olan (sonsuz kabul edilen) Tanrı'nın görüntüsü veya kendisi olamayacağına bağlıyorsunuz, fakat Mehmet Sağlam 'güzel tespitler' diyerek, evrenin (dolayısıyla Tanrı'nın) artı değer olduğundan bahsediyor ve siz de 'kritik bir noktayı yakalamışsınız' diyerek bir yerde yorumunu destekliyorsunuz. Yani Mehmet Sağlam, evreni oluşturan tüm galaksiler, yıldızlar, gezegenler, meteorlar, meteoid ve diğer uzay cisimlerinin tek başlarına hiçbir şeyken, bir araya gelmeleriyle artı değere sahip evreni oluşturduğunu söylüyor. (Gerçi O, Tanrı evrenin kendisi ve artısı, artı değeri demiş!) Fakat O'nun ileri sürdüğü teze göre artı değer sahibi olan, evrenin kendisi. Tanrı artı değerdir derken evrenle bir bilinmeyenin biraraya gelmesi gerekir, ki o bilinmeyen yok! Yok evreni Tanrı olarak lanse etmek istediyse, blog yazısının çıkarımına katılmıyor demektir -ki, güzel tespitler diyerek yorumuna başlamış- bu bir çelişkidir, hem de anlaşılmaz bir çelişki!

habişş 
 04.08.2010 20:13
Cevap :
Merhaba. Biraz Nasreddin Hoca vari bit yanıt olacak ama siz de doğru bir konuya değinmişsiniz. :) Benim kendi yazımda çıkardığım sonuç, o konu ile ilgili bazı iddiaların sırf geceleri havanın kararmasına bakarak çürütüldüğü idi. Bazı insanlar Tanrı'nın varlığı tartışılırken köşeye sıkışınca 'zaten evren Tanrı değil midir?' deyip kurtulmaya çabalarlar. Görüyoruz ki evren sonlu olduğu için Tanrı olamaz. Ancak Mehmet Bey, şahdamarımızı işin içine katarak Evren'in Tanrı'nın bir parçası olabileceğini söylüyor. Böylece bir orta yol buluyor. Ben buna itiraz etmedim. Çünkü dürüst olmak adına, evrenin sonlu olması bu olasılığı dışlamaz. Mehmet Bay bir de artı değer, yani sinerji'den söz ediyor. Bu konuda birçok görüş var. Bütün, kendisini meydana getiren parçalardan daha değerlidir, parça bütünden büyük olabilir, gerçekte sinerji yoktur gibi birbirine zıt görüşler. Bu konu pek net değil. Reha Ülkü'nün ilgili birkaç yazısı var. Mehmet Bey de belki yazıdaki bazı dışlamaları kabul etmiştir. Teşekk  14.08.2010 17:36
 

Hoimar Ditfurth'un 70'lerde yazdığı "Önce Hidrojen Vardı" kitabında belirttiği bu teoriyi okuduğumda benim aklıma yatmayan tek nokta evrenin sonsuz olması evrende sonsuz sayıda yıldız bulunmasını gerektirir mi idi... Teoride tek merkezli mükemmel bir patlama çevresine eşit oranda partikül salmalı fakat işin içine kütlesel çekim kuvvetleri girince iş değişebilir. Halen kafamda oturtamadığım bu teoriyi yeniden okumak güzeldi. Selamlar

Umut Can Çeppioğlu 
 23.01.2010 15:44
Cevap :
Kitap 1986 yılında yazılmış. Yildızlarda bir kütle toplaşması var, doğru ama sonsuz eksi 1 yine sonsuzdur. Yorum için teşekkür ederim. Saygılar sunarım.  23.01.2010 18:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6337
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster