Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

24 Aralık '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
99
 

Geçen yılın penceresinden bakıyorum...

Geçen yılın penceresinden bakıyorum...
 

Zenginlerin daha zengin, yoksulların daha yoksul olduğu, hukukun tadilata girdiği, bir yanı sefaletten katıla katıla ağlayan ve bir yanı bahar bahçe olan ülkemizin yeni yılını kutlarken, her şeye rağmen umudumuzu kaybetmeyelim demek istiyorum.


Üç yüz almış beş günü geride bırakarak yeni bir yıla girmek üzereyiz.

Geçen yıl belki çok güzel günler görmedik ama gördüklerimiz bizleri daha iyi düşünmeye zorluyor.

Neler kaybettik, neler kazandık biten yılda.

Belki kendi penceremden bakacağım geçen yıla,

Belki de baktığım pencereden sizde aynı şeyleri veya daha fazlasını göreceksiniz.

İnsan hayatının ne kadar ucuz olduğunu,

Tek bir maden kazasında 301 insanımızın diri diri toprağa gömüldüğünü geçen yılın penceresinden gördük.

Paraya yenilen insanları en çok bu yıl gördük.

En çok bu yıl magazini, kadın cinayetlerini, din üzerinden sömürüyü ve “taraf olmayanın bertaraf” edildiğini gördük.

Birbirimize duymamız gereken sevgiyi, saygıyı en çok bu yıl kaybettik. 

Bencillik ve çıkarcılık en çok bu yıl davranış haline geldi.

Bir nefret ve şiddet politikasının bütün izlerini toplumumuzda görmek sıradan bir iş.
 

Herkes bir birine benziyor “nemelazımcılıkta”.

İncinen ruhların, kul hakkı yemelerin, emeğe saygının olmadığı, haklının sesinin çıkmadığı, haksızın arsızlaştığı bir yılı geride bıraktık.

Öyle bir hale geldik ki, kabalaşan gücün yanında mazlumun hiçbir değeri kalmadı.  

Aslında geçen yıllar değil, bıraktıkları izlerdir.

Ruhumuzda, gönlümüzde…

Çünkü yıllar mevsimler gibi bir birinin devamıdır.

Nasıl ki, kış soğuğunu, ilkbahar tazeliğini, yaz sıcaklık ve bereketini, sonbahar hüznünü yaşatıyorsa geçen yıllarda bizlere farklı duygular yaşatıyor.

Acı veren yılarda var, güzellikler yaşatan yıllarda var.

O yıllar ki, insanlardan çok şeyler alarak gider. Ve bir daha geriye dönmez.
Yıllar birbirine kenetlenmiş giderken, insanların bölünmeleri ve birbirine düşman olmaları anlamsız gelir bana.

Sanki geçen yılları bir daha yaşayacakmışız gibi, insanların haksızlıklar karşısında susmaları ve toplumsal duyarlılık gerektiren konularda sessiz kalmaları, gittikçe duyarsızlaşmaları insanın içini acıtıyor.

Bu insanlar ki, kurdukları dünyada kendilerini etten, diğerlerini taştan varsayıp, sadece yılları sayarlar. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” derler. Ta ki o yılan kendisini sokuncaya kadar…

Zenginlerin daha zengin, yoksulların daha yoksul olduğu, hukukun tadilata girdiği, bir yanı sefaletten katıla katıla ağlayan ve bir yanı bahar bahçe olan ülkemizin yeni yılını kutlarken, her şeye rağmen umudumuzu kaybetmeyelim demek istiyorum.

Belki bir mucize bizleri bekliyor. 

O mucizenin adı; kendine güvenmek ve hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmadan yaşamaktır.

Bizler sadece değiştiremeyeceğimiz olaylara katlanmayı ve sabır etmeyi öğrendik.

Nasıl değiştireceğimizi ve o gücün nerede saklı olduğunu görmedik. Oysaki o güç kendimize olan güvende saklıydı.

Yinede umudumuzu kaybetmeyelim.  

Güneş her gün doğuyor.

Belki beklediğimiz her şey gelecek yılın içinde saklıdır.
 

Belki gelecek yıl bir mucize bizleri bekliyor. 

Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 365
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster