Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
816
 

Gecenin bir yarısında arandım!

Gecenin bir yarısında arandım!
 

Gecenin bir yarısında cep telefonum çaldı. Karşımdaki ses yazılarımı takip ettiğini, benimle buluşmak ve tanışmak istediğini söyledi. Bende gecenin bir yarısında beni arayan yazılarımı okuduğunu söyleyen sesin sahibini merak ettim. Kimsiniz dedim Başbakan Tayyip Erdoğan deyince çok şaşırdım. Herhalde arkadaşlarımdan biri işletiyor diye düşündüm. Daha önce farklı şekillerde yapmışlardı çünkü. Başbakan olduğuna kanaat getirdikten sonra randevunun öğleden sonra verilmesini ama ucunun açık olmasını istedim. İstanbul da olacağı bir gün Çırağan sarayında görüşmeyi kararlaştırdık. O gün geldiğinde heyecan tavan bende. Randevuya yarım saat de erken gittim. Özel kalem müdürü beni karşıladı 10–15 dakika oyaladıktan sonra Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu odaya aldı. Sayın başbakan o kadar samimi, o kadar sıcak ki sanki 40 yıllık arkadaş gibi karşıladı. Hal hatır sormalarından sonra, Kendilerinden yapacağımız bu görüşmenin kayıt altına alınmasını istedim. Ne olur ne olmaz diye. Teveccüh göstererek kabul ettiler. Ve görüşme başladı.

T.E: Yazı yazmak nerden aklınıza geldi?

İ.E: Ben ilk olarak teknik yazılar yazıyordum radyo ve televizyon yayıncıları meslek birliği bilim ve teknik kurulu başkanıyım. Daha ziyade Radyo ve Televizyon yayıncılığı ile ilgili makaleler yazmakla başladım. Daha sonra tarihe olan merakımdan dolayı okuduğum yayınlardan Osmanlı’nın nasıl yıkıldığını, Tarih sahnesinden nasıl silindiğini hangi taktikler kullanıldığını, günümüzdeki taktiklerle nasıl örtüştüğünü görünce Osmanlı ve günümüz Türkiye’si nasıl sömürgeleştirildi diye bire makale derledim. Okuyuculardan çok teveccüh alınca Emperyalizmin gerçek yüzünü anlatan yazılar yazmaya başladım.

İ:E: Merak ettim Sayın Başbakan yazılarımı gerçekten okuyor musunuz?

T.E: Tabii ki okuyorum. Bizim Anayasa çalışmaları ile ilgili yazınızı okudum. Makalenizde eleştiri, Düşünce ve çözüm projeleriniz vardı. Zaten beni etkileyen en çok yönünüz bu oldu. Salt eleştirmiyor çözümde öneriyorsunuz.

T.E: Partime ve bana karşı niye bu kadar öfkelisiniz?

İ.E: Öfke demeyelim ona sayın başbakan eleştiri daha doğru olur sanıyorum.

T.E: Açık konuşmak gerekirse üslubunuzu beğenmiyorum. Bir Başbakan’a karşı daha saygılı davranabilirsiniz. Kelimeleri daha özenle seçebilirsiniz.

İ.E: Haklı olabilirsiniz sayın başbakan peki siz kendi üslubunuza hiç dikkat ettiniz mi? Bu konuda sizi uyaran danışmanlarınız ve yakın dostlarınız yok mu?

T.E: Sıkı mı, sıkıysa uyarsınlar.

İ.E: Gördünüz mü Sayın Başbakan Önce kendi üslubunuzu değerlendirmenizi istiyorum. Neyse konudan uzaklaşmayalım. Dediniz ki AKP ye ve bana niye bu kadar öfkelisiniz. Her şeyi açık konuşacağız değil mi?

TE: Elbette çevremde her ne olursa olsun bana gerçekleri söyleyecek ve hatırlatacak cesaret sahibi vatanperver insan sayısı çok az maalesef birçoğu menfaat ve çıkar peşindeler.

İ.E: Bakın sizinle herhangi bir çıkar ilişkimiz yok. Farklı bir bakış açısıyla hayata ve siyasete bakıyoruz. Hayat görüşlerimiz tamamen farklı siz dinimizi kullanarak siyaset yaptınız ve yapıyorsunuz.

TE: Katiyen katılmıyorum size Bizim dünya görüşümüz bu. Dinimizi hayatın her alanında yaşamak istiyoruz. Ama…

İ.E: Çok özür dilerim Sayın Başbakan sözünüzü kesiyorum sakın bu ülkede dinimizi özgür yaşamıyoruz demeyin. Bu ülkede herkes dinini özgürce yaşıyor ve yaşayacaktır. Benim hayata bakış açım, hepimiz önce insanız. Çünkü insan olarak doğarız. Kimlikler üzerimize sonradan giydirilir. Örneğin Türk ve Müslüman bir anne babadan doğmuşsanız, Türk ve Müslüman oluyorsunuz. İngiliz, Hıristiyan anne ve babadan doğmuşsanız da İngiliz ve Hıristiyan oluyorsunuz. Anlayacağınız bu konuda seçme şansımız yok. Ve maalesef siz dinimizi istismar ederek bu ülkenin başına Türbanı bela ettiniz. Cumhuriyetin temel dinamiklerine dinamit yerleştirmeye kalktınız. Allahtan cumhuriyeti kollayacak ve koruyacak kurumları var. Anayasa mahkemesi siz, dini siyasete alet ediyorsunuz diyerek mahkûm etti. Dininiz imanınız para diye de sizi parayla cezalandırmadı mı?

T.E: Peki biz hiç bir şey yapmadık mı?

İ.E: Kendi yandaşlarınız için çok şey servet transferini o kadar büyük bir ustalıkla yaptınız ki, yandaşlarınız ülkenin en zengin insanları şu anda. Ülkemiz adına çok az şey yaptınız. Yandaşlarınıza yaptıklarınızın yanında hiç sayılır.

T.E: Lütfen kelimelerinize dikkat edin.

İ.E: İsterseniz görüşmeyi bitirebiliriz.

T.E: Hayır hayır lütfen devam edin.

İ.E: Bir hızlandırılmış tren diye tutturdunuz, siyasi ranta dönüştürmek için, hiçbir altyapı yapmadan treni yola koydunuz maalesef 38 kişinin hayatına mal oldunuz. Uzmanlar sizi uyarmasına rağmen dinlemediniz. Çünkü yapmış olduğunuz hızlı tren projesi değil oy projesiydi. Siz seçimlere girerken meydanlarda ve seçim beyannamelerinde ne dediniz? Dokunulmazlıklar kalkacak, yolsuzlukların üzerine gidilecek, yoksulluk kalkacak demediniz mi? Peki ne oldu dokunulmazlık devam ediyor yolsuzluklar ayyuka çıkmış partiniz yolsuzluğun bir parçası haline gelmiş. Yoksulluk da diz boyu. Aslında bunu size sahada göstermek isterim.

T.E: Nasıl olacak bu iş?

İ.E: Bu toplantının öğleden sonra ve ucunun açık olmasının istememin nedeni tamda bu işte Sayın Başbakan Eğer bana güvenirseniz Tebdili kıyafet yapacağız, vatandaş Tayyip olarak size sahada göstermek isterim.

T.E: Elbette enteresan bir deneyim olacak benim için.

İ.E: Yalnız deneyim değil gerçekleri göreceksiniz. Ve bu gerçekler sizin politikalarınızın nasıl yalan temeller üzerinden yaptığınızın da göstergesi olacaktır.

T.E: Çok merak ettim şimdi.

İ.E: Biraz öncede ifade ettiğim gibi tebdili kıyafet yapacağız. Bıyıkları kesmeyeceğinize göre size gelirken takma sakal getirmiştim. Çantamdan çıkarmış olduğum bu sakalları ve birde gözlük takarsanız sizi Emine Hanım bile tanıyamaz. Şimdi birlikte benim arabamla buradan çıkarak halkın arasına karışacağız. tamam mı?

T.E: Tamam

İ.E: Çırağan’dan sola döndük Beşiktaş a doğru giderken ilk ışıklarda durduk. Hemen arabanın etrafını çocuklar sardı. Biri cam silmeye çalışırken diğeri mendil satmaya çalışıyordu. Bir diğeri de elini yumruk yaparak burnuna doğru götürüp tiner çekiyor, uçuşa geçmişti bile.

T.E: Nedir bu yahu bunların Anneleri babaları yok mu?

İ.E: Var tabii olmaz mı siz diyorsunuz ya en az 3 çocuk yapın diye. Millet de sizi dinliyor üçer üçer doğuruyor sonrasında çocuklar sokaklarda ve çetelerin ellerinde. Onun için konuştuklarınıza çok dikkat etmeniz lazım sayın başbakan. Yıldız yokuşu kavşağına gelirken karşıya geçmeyi teklif ettim. Sağ olsun kabul etti. Yıldız yokuşuna doğru döndüm köprü yoluna girdim. Bir anons sesi duyuldu arkamdan 25 kenara çekil yol ver dedim sana. Çok kaba bir ses tonuyla. Polisin gazabına uğramamak için kenara çekilerek yol verdim. Başbakan şaşırıyor.

T.E; Ne oluyor ne biçim davranış bu?

İ.E: İşte sayın başbakan siz makam aracınızdayken bütün yollar size açık. Bakın bir bakan geçiyor trafik allak bullak bu arada belirtmeden geçemeyeceğim vatandaştan ciddi küfür yiyorsunuz. Ne olur İstanbul da ulaşımı helikopterle yapın ki zaten sorun olan İstanbul Trafiği kilitlenmesin. Boşuna size tebdili kıyafet yapın halkın arasında dolaşın demiyorum.

T.E: Çok yanlış şeyler bunlar

İ.E: Hangisi Küfür mü?

T.E: Yok canım yolun bu şekilde açılması trafik haşat oldu.

Baba babacığım kalk okula geç kalıyorum diyen kızımın, prensesimin sesiyle uyandım. Rüyada bile olsa sayın başbakanla aynı mekânda eleştirileri mi yüzüne karşı yapmam büyük bir keyifti. Aslında anlatmak isteyip de anlatamadığım o kadar çok şey vardı ki örneğin imar değişiklikleri ile yapılan vurgunları, Hastanelerdeki rezaleti, Esnafın iş ve geçim sıkıntısını, Neden politikalarını ABD ve Avrupa birliğinin istekleri doğrultusunda şekillendirdiklerini sormak isterdim ama Rüya da olsa zaman yetmedi.

www.itp.tv.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkes anneniz gibi bağlamak zorunda değil başörtüsünü buda bir tercih meselesi kendime yakıştığı gibi bağlarım ben.Yani siyasi simgeyle yakından uzaktan ilgisi yok.ortaya bir sorun çıkatmak için adını siyasi simge koymuşlar işte.ayrıca üniversiteye girip başörtüsüyle ağitim alamamak dışlanmışlık değilde nedir soruyorum size.anneniz bir örnek değil yani burada.Emekli olduktan sonra mı yaşayabilecek herkes dinini özgürce???saygılarımla...

sedef selek 
 16.11.2008 14:10
Cevap :
Sayın selek yorumunuza tekrar teşekkür ederim. Elbette herkes annem gibi bağlamak zorunda değil bugünkü baş bağlamak bundan 15 sene önce ülkemizde pek rastlanan şey değildi. Yaşınız nedir bilmiyorum ama bizim kuşağımızda bugünkü baş bağlama şekli yoktu. Bu tamamen birileri tarafından bir ünüforma olarak bilinçli olarak yaratıldı. karşı olduğum şey bu yoksa sizin örtünmenizle ilgili değil. saygı ve sevgilerimle  17.11.2008 10:18
 

Bence siz osmanlıyı biraz daha araştırın.osmanlı her zaman dini inançlarına bağlı olarak devam etti.bu başörtüsü sorununda emparyalist güçler tarafından öne atılmış bir sorun olabileceğinide bir düşünün.herkes ülkemizde dinini özgürce yaşayabilseydi başörtüsü sorunu diye bişey olmazdı zaten.

sedef selek 
 13.11.2008 10:58
Cevap :
Yorumlarınıza ve katkılarınıza teşekkür eder saygı ve sevgilerimi sunarım. Ülkemizde baş örtüsü hiç bir zaman sorun olmadı ne zamanki siyasi simge haline getirildi o zaman sorun oldu benim annem yıllardır baş örtülü kimse sen başörtülüsün diye dışlamadı.  14.11.2008 16:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1504
Kayıt tarihi
: 08.02.08
 
 

Ben Ankara'nın Polatlı ilçesinde 1962 yılında doğdum. Tahsil hayatımı Ankara'da tamamladıktan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster