Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
114
 

Gecenin Sesi Olsaydı

Gecenin Sesi Olsaydı
 

Belediye otobüslerinin saati dolmak üzere, son metro kalkıyordur; yetişemeyenleri acı bir ıslıkla ardında bırakarak. Sokakta kalanlar çoktan üşümeye başlamıştır. Genç bir adamın içi sızlıyor şimdi, ayaklarını ısıtamadığı sevgilisinin ellerini çaresizce ısıtmaya çalışarak. Kimileri çoktan kabullenmiş olmalı geceyi sokakta geçirmeyi, az önce cebindeki son parayı izbe bir pansiyonun gözleri kan çanağına dönüşmüş görevlisine uzattı birisi. Alzaymır hastası bir kadın birkaç saat önce tek başına çıktı bir hastanenin kapısından, sağına baktı sonra soluna, hiçbir şey anımsayamadı. Neler geçti kadının aklından? Yoldan geçen otobüslerden, taksilerden birinin onu eve götürebileceğini bilemedi mi kadın? Yoksa bilmediği adresi miydi? Çantasındaki telefonun ne işe yaradığını mı unuttu hangi numarayı araması gerektiğini mi, parlak ekranda gözüne çarpan harfleri hatırlıyor muydu acaba? Ormana saparken neler geçiyordu aklından, nereye yürümek istiyordu o anda? Madem doğası unutturmaktı bu hastalığın  neden yürümeyi biliyordu kadın; onu da unutup otursaydı ya hastanenin önünde bir bankta? Gece çöktüğünde dünyanın korkunç bir sahneye büründüğünü unuttuğu için mi çekinmedi ormana doğru yürümekten? Sığındığı ağacın dibinde bir cenin gibi ısınmaya çalışırken birdenbire her şeyi hatırlamaya başladığında ne kadar korktu kim bilir... Hatırlamaması mı daha korkunçtu yoksa hatırlamaya başlayıp kendini bir ağacın dibinde soğuktan donarken bulması mı? Biraz önce uyuklamaya başladı kadın, yarın 3.sayfa haberlerinde boy göstermek üzere. Otopsisini yapacak olan doktor karısının koynuna girip uykuya daldı yarım saat kadar önce. Uyumaya çalıştığı on beş dakikada sabahleyin masasında uzanan genç kızın sarı saçlarını düşledi; cansız, bembeyaz yanaklarını kıpkırmızı hayal etti, inci gibi dişlerini göstererek güldü kız on dördüncü dakikada. Karısı, ölüm kokan adama sarılmak için kendisiyle mücadele ederken çoktan uyumuştu adam...

 

Yüzüne oturttuğu boyadan maskenin son cilasını kırmızı rujuyla atıp minik kızını uyurken seyretti başka bir kadın. Saatine baktı, son bir kez aynaya baktı; beğenmedi, tanıyamadı aynada gördüğü silueti, dışarı çıktı.

 

Havanın dondurucu soğuğuna inat deniz kenarına gitti üç adam bir meyhaneden çıkıp. Bir sonraki içecekler kimden olacak diye tartışırken garip bir iddianın içinde bulmuşlardı kendilerini. Zayıf ve uzun boylu olanı kıyafetlerini çıkarıp bıraktı kendini suya; bir dakika, iki dakika, üç dakika... Suyun üzerinde belli belirsiz dalgalar oluştu, iki dakika sonra bir arabanın tekerlekleri sertçe okşadı toprağı; dalgalar belirsizleşti iyice...

 

Sahi, gecenin sesi olsaydı hangisinin çığlığını duyururdu ilk önce, kimin hikayesinden başlardı anlatmaya? Hiçbir şey anlatamayacak kadar yorgun mu olurdu yoksa acı dolu bir iç çekişle mi dile getirirdi isyanını? Beş dakika önce tecavüze uğrayan kadınlara, evi biraz önce alevlere karışan yaşlı çifte inat gencecik bir çiftin oynaşmasını mı duyururdu dinleyicilerine? Bir şiirle mi özetlerdi gördüklerini yoksa arabesk bir şarkıyla mı? Düşünsenize Metallica'dan bir şarkıyla gürültüler kopardığını gecenin, o meşhur klipte minik kızını aynı şekilde yatağında bırakıp çıkan hayat kadınının sesini duyurmak üzere: "Here I am, on the road again, there I am, up on the stage" (*)...

 

Gecenin sesi olsaydı engel olabilir miydi büyük kentlerin engebeli sokaklarında işlenen günahlara? Yoksa dibine kadar sarhoş bir adamın rakı masasına mı icabet ederdi…

 

(*) https://www.youtube.com/watch?v=Rz-ZdCEHbao

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

damağımda (ve de dimağımda) buruk (ama nahoş değil) bir lezzet bıraktı yazın... (nefisti) geceden olsa gerek...

kapattık 
 22.03.2018 9:50
 

Gecenin yüzü karanlık gözleri ise zifiri karanlık,ama duyar ve görür,sonra da içine alıp eritir her şeyi kendinde.Sanırım o masaya icabet edip biraz yorgunluk atmak isterdi gecenin çığlıklarından kaçıp...Yine farklı bir yazım tekniği!Elinize sağlık Esra hanım.Selam ve saygılar.

Abbas Oğuz 
 19.01.2018 17:44
Cevap :
Çok teşekkür ederim :) Sevgiler...  22.01.2018 11:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 140
Kayıt tarihi
: 20.08.17
 
 

Ben, cümleleri serbestçe devirebilmek için yazı yazıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster