Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
565
 

Gecikmiş buluşma

Gecikmiş buluşma
 

Tanrı ona bir şans daha verecekti. Yaradılışın zaman tünelinde çaresizce bırakmak zorunda kaldığı eş ruhunu tekrar bulma umuduydu bu onun için. Fakat ruhunun çılgınlıklarına dur diyemediği için, Tanrı ona bir şartla dünyaya dönme izni vermişti. Onu eş ruhundan daha önce dünyaya göndererek yaşamın kucağına atacak ve sabretmesi karşılığında onun eşruhuna kavuşması gerçekleşebilecekti. Onunla aynı havayı teneffüs edeceğini bilmek ve gezegenin neresinde olursa olsun, ayrı yerlerde olsalar bile bu çılgınca arayışın içine itmeye yetiyordu onun ruhunu.

Gözlerini açtığında yepyeni bir yaşama, ruhu çılgınca koşuyordu bilmediği bir sınava. Muhteşem hesabın, başdöndürücü dünyasında unutuvermişti bir anda görevini ve yaşamlar boyunca aradığı sevgisini. Dostluğun ışığında sevgiyi, sevginin gölgesinde bildiği sevişmeyi bilmiyormuşcasına bir kez daha öğrendi yeniden. Gittiği halde gitmediğini sandığı yerleri, gördüğü halde görmediğini sandığı yüzleri gördü farkında olmadan. Hayatın kutsal dansının en son figürlerini ustaca uygularken, özü Tanrıdan gelen sevgi ırmağından da nasibini aldı fazlasıyla. Düzen denen planlı bir havuzun girdabında dönerken, yaşamın gereklerinide yerine getirdi neslin tükenmemesi için gezegende. Zaman zaman bilinç altında canlansa da eş ruhu, her defasında yeniden başladı aramaya farkındalığın çaresizliğinde.

Hayaller ve gerçeklerin ortasında dolaşırken kurduğu düzeninde, kaybetti kendini birgün yıllar sonra gelen eşruhunun gözlerinde. Sözlerin anlamını yitirdiği, beynin tanıma frekanslarının hislere dönüştüğü ve bulmacanın eksik bölümünün sessizce yerine yerleştiği ortamın, anlatılamayan kutsallığıydı yaşanan. İki ruhu büyük bir güçle birbirine yaklaştıran ve sevginin sonsuz dansına davet eden bu çılgın senfoni, kaderin o ana kadar ördüğü ağların keşmekeşinde yok olmamalıydı.

Su kızgın toprağa akmaya başlamış, bedenleri sanki daha evvelden defalarca birlikte olmuşcasına ustaca kıvrılarak dans etmeye başlamıştı. İlk defa tanık oldukları, fakat hiç yabancı olmadıkları bir ten kokusunun peşinde, birbirlerinin en gizli yerlerini sanki yeniden keşfediyorlarmışcasına çılgınca koklarken, elleri ise dokunmanın güzelliğinde, tehlikeli derinliklerin ve yüksekliklerin etrafında ustaca dönerek bu muhteşem yolculuğu sürdürmeye çalışıyordu. Görmenin, koklamanın, dokunmanın ve hissetmenin inanılmaz dalgalarını beyne göndermek için adeta muhteşem bir yarışa dönüşmüştü sevişmeleri. Ciğerlerindeki oksijenin ortak kullanıldığı ve temposu gittikçe artan bir melodiyi andırıyordu nefesleri. Yanardağın içinde barındıramadığı lavlarını püskürtmesiyle ortaya çıkan coşku, aniden bastıran yağmurla sessizliğe büründürmüştü bir anda ortalığı.

Hiç bir kalıba tam oturmadığı sanılan, fakat tüm insanlığın aramaktan hiç bir zaman vazgeçemeyeceği gecikmiş bir eş ruh buluşmasıydı bu birleşme. Sevginin ve dostluğun şemsiyesinde, tertemiz bir aşkın gölgesinde yaşanan bu tanrısal buluşmaya, zamanın neresinde ve hangi şartlarda tanık olacağımız bilinmese bile, eş ruhumuzu aramaya devam etmeliyiz. Yada farkında olmadan birlikte olduğumuz eş ruhlarımızı, veremediğimiz dersler yüzünden, bir dahaki yaşamlarımızda beklerken yaşlanmamalıyız.

METİN ÖZKAYA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşıklar birbirlerinin kokusuna doyamazlarmış derdi bir arkadaşım:) Nefret ettiğin şeyleri onunla seviyorsan o senin eş ruhun demektir. Ve onu bulmak çok zor kaybetmekse bulmaktan daha kolay.O yüzden hayatının merkezinde olmalı eş ruhun:) sevgiler

ScReAm 
 06.08.2007 21:51
Cevap :
Evet ScReAm; gerçektende insan yakalandığı bir girdaptan kurtulmak istediği halde, onun içine doğru itilircesine aktığını hissediyor. Seninde söylediğin gibi orası hayatın merkezi olsa gerek. Yorumuna teşekkür ederim sevgilerimle  06.08.2007 22:59
 

Beni Sezen Cumhur Önal'a benzetmenize teşekkür ederim. Yorumunuz yanlışlıkla silindi özür dilerim. Sevgilerimle

Metin Özkaya 
 06.08.2007 0:01
 

Yanyana gelen bu iki kelime insana birbirine çok benzeyen iki insanı çağrıştırıyor sanki ilk duyduğunda. Oysa düşününce bunun birbirini tamamlayan iki parça -birbirinden çok farklı girinti ve çıkıntıları olan- puzzle'ın birleşip, birbirine tam oturup, ortaya mükemmel bir resim çıkarması olduğunu anlıyor insan. Farklı kokuları olan iki tenin birbirini mıknatıs gibi çekerek muhteşem danslar çıkarması, birlikte dans etmeye doymaması bu aslında. İnsan bulduğunda bırakmak istemiyor, onunla bütün duyguları dibine kadar yaşıyor. Yüreğinize sağlık:) Sevgiler

Haşim Arıkan 
 04.08.2007 15:20
Cevap :
Ne güzel yorumlamışsınız. Bu güzel duygular ve etkili benzetmeler için teşekkür ederim. Sevgilerimle  05.08.2007 23:54
 

Hayat döngüsünde bir sen daha olması...Belki de bir lütufdur bizlere sunulan.Sevgiler.

Ufaklık 
 02.08.2007 14:59
Cevap :
Gerçekten bir lütuf olsa gerek. Anlatılamayan bu duygu, ancak yaşanabiliyor. Yorumunuza teşekkür ederim. Sevgilerimle  02.08.2007 19:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3157
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster