Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
291
 

Gecikmiş Yeşilçam Ödülü

Gecikmiş Yeşilçam Ödülü
 

Türk Sinemasında iz bırakan "Tüm Zamanların En İyi 100 Filmi"ni belirlemek için kolları sıvayan Sinema dergisiwww.eniyiyuzturkfilmi.cominternet sitesinde kısa bir süre önce oylama başlattı. Bu oylamaya göre; "En İyi 100 Türk filmi" oylamasında ilk 10'a giren filmler, Kuruçeşme Divan'da yapılan Türk Sinemasına saygı duruşu niteliğindeki törende açıklandı ve gecenin anısına yönetmenlere plaket verildi.  Plaket verilen yönetmenler; Ertem Eğilmez, Şerif Gören, Yavuz Turgul ve Atıf Yılmaz oldu.

İlk 10'a girmeyi başaran Arzu Film bünyesindeki "Neşeli Günler" ve "Hababam Sınıfı" filmlerinin listede olduğunu ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Yıllar sonra bu şerefe nail olan Arzu Film için belki de bu bir dönüm noktasıydı. Ama bana kalırsa bu ödül gecikmiş bir ödüldü.  Ne demiş büyüklerimiz; bir eserin ya da sanatçının baki olabilmesi, ancak vefatından sonra gerçekleşiyor. Ne acı değil mi?

Tabi bu köşede bunu tartışmak pek doğru olmaz. Çünkü Türk filmlerini onurlandırmak isteyen sinema dergisine ne kadar teşekkür etsek azdır. Hazır Sinema dergisine teşekkür etmişken Kuruçeşme Divan'da yapılan organizasyonun yeme-içme ile ilgili olan kısmı birçok yapılan film galasındaki organizasyona nazaran bir hayli tatmin ediciydi. (Bunu söylemeden geçmek istemedim.) Sonuçta böyle bir organizasyonu yapmak cesaret isteyen bir iş...

Tercihim "Arabesk" filminden yanaydı

Tüm bunlar bir yana, beni asıl meraklandıran ilk 100 filmin ve özellikle ilk ona giren filmlerin hangi kriterlere, hangi verilere dayanarak seçilmiş oldukları... Sizinkileri buradan tahmin etmek zaten yeterince zor biliyorum ama eğer benim birincim hangisiydi diye soracak olursanız yanıtlayayım. Benim birincim; "Arabesk" filmiydi.. Peki, neden "Arabesk"? Çünkü "Arabesk" filmi benim için çok özel bir yere sahip. Küçüklüğümü her ne kadar göz önüne getiremesem de; Arabesk'in çekildiği esnada sette adeta çocukluğumu yaşadım. Gerçi geçmişten bugüne yolculuk yaptığımızda ortaya çıkan sonuç ortada: insanın aklındaki birinci çoğu zaman politik nedenlerden ötürü seçilemiyor. Bu kez de öyle oldu. Ve o gecenin galibi "Eşkiya" filmi oldu. Gerçi bu kararı destekledim dersem kendimle çelişirim o yüzden çok fazla üzerinde durmak istemiyorum.

Peri masalı meğerse gerçekmiş

Neyse biz gelelim asıl o gecenin analizine... Geceye ait en önemli gözlemlerimden biri davet edilen eski Yeşilçam oyuncularının onurlandırılmaması oldu. Sinema yazarı Atilla Dorsay'ın Halit Akçatepe'yi sahneye konuşması için davet etmesi ise yapılan en doğru eylemlerden biriydi kanımca.  Dorsay'ın bu şekilde davranması bir yandan sevindirirken, diğer yandan da onurlandırılmayan diğer Yeşilçam oyuncularının günahı neydi...? diye düşündürttü bana.

Van'da meydana gelen deprem hepimizi derinden yaraladı amma velakin bu denli ilgisizlik olmamalıydı. Davetli sayısının az olması ya da o geceye teşrif etmemeleri de cabası...  Kendi adıma değerlendirecek olursam; öyle bir gecede yer aldığım için hem çok mutluyum hem de Hababam Sınıfları'nın yönetmeni dedem Ertem Eğilmez adına bu ödülü aldığım için müteşekkirim. Çünkü yıllarca bugünü bekledim.  Azimi ve inaçlı olmanın getirilerinin neler olduklarının yavaş yavaş farkına varıyorum.  Açıkça ifade etmek gerekirse, o gece benim için bir peri masalıydı ve o rüyadan hiç uyanmak istemedim. Sonunda anladım ki, o bir rüya değilmiş gerçeğin ta kendisiymiş!

İlyas Salman, Halit Akçatepe, Güner Özkul, Selda Alkor, Cüneyt Arkın, Süleyman Turan ve daha nice Yeşilçam oyuncularını o büyülü gecede görmek ve onlarla aynı havayı solumak ne kadar anlamlı anlatamam size.

Heyecanımın bana oynadığı zorlu oyun

Sahneye çıktığım an heyecanıma yenik düşmenin azizliğini yaşadım. Hababam Sınıfı'nın müziği çaldığı an gözlerimden yaşlar akacak gibi oldu ama tuttum kendimi.  Hatta Atilla Dorsay bana: " Bir ara çok duygulandın." dediği an kelimeler boğazımda düğümlendi. Hiç beklemiyordum bu şekilde bir yorumu. Meğer gözden kaçmamış o halim.  Elhak, takdire şayan olan en dağlayıcı anlardan biri Münir Özkul'un kızı Güner Özkul'un elinden aldığım ödüldü. Dedem öldüğü zaman Münir Özkul'a siz artık manevi dedemsiniz dediğim günü hiç unutmuyorum. O zamanlar çok küçük olmama rağmen beynimin bir köşesine yer etmiş demek ki... Yani anlayacağınız kendisi benim manevi dedemdir.

Son olarak; önemli bir detayın altını çizmek istiyorum. Sinema dergisi tarafından ödüllendirilen Arzu Film'in daha birçok filmi sinemaseverlerin oyladığı "Tüm Zamanların En İyi 100 Filmi" derginin Kasım sayısında yer alacak. Hepinizin katkılarını bekliyorum.

Twitter: GeceTutkunu

facebook.com/Arzu.Film

http://www.hurriyetaile.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 815
Kayıt tarihi
: 24.05.10
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kod..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster