Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1443
 

Geçmiş ve yaşanmışlık duygusu

Geçmiş ve yaşanmışlık duygusu
 

Eski evleri çok severim, aynı yüzyıllar öncesinin içinden günümüze kadar ulaşmayı başarabilmiş antika nesneleri sevdiğim gibi. Eski evler ve her türlü antika nesne büyük bir merak ve hüzün duygusu yaratır yüreğimde…Ne zaman yıllanmış eski bir konağın ya da cumbalı bir evin önünden geçsem kim bilir bu görmüş geçirmiş duvarların ardında hangi hayatlar yaşandı diye sormadan edemem kendi kendime.

Eski evlerin anlatması ve anlaması uzun süren hikayeleri vardır: Kimi zaman acıklı, kimi zaman neşeli geçen günlerin gölgeleri hala zamanın yarattığı yıpranmaya yenik düşmüş duvarlarının içinde kendi anılarını anlatır dururlar dinlemesini bilenlere… Tıpkı milletlerin, devletlerin ve insanların olduğu gibi evlerinde kişisel bir tarihi vardır ve kim bilir ne derin gizemlerle doludur onların mazileri.

Ben eskinin öykülerini merak eden ve dinlemesini seven bir insanım. Kendime meslek olarak arkeolojiyi seçmemin en önemli sebeplerinden biri de bu. Elime kazıda çıkardığımız kırık bir seramik parçasını aldığımda bile ona sadece maddi bir kalıntı gözüyle bakamıyor ve soruyorum kendi kendime bunu yapan kimdi, kimler kullandı bu seramik parçayı diye. Çünkü biliyorum ki ev ya da basit bir nesne olsun, onu yapan ve kullanan herkesin anıları
ve kişisel tarihleri şifrelenmiş bir biçimde yazılmıştır onun içine…

Eski evlerin uzun tünellerinin içine girdiğimde geçmişin hayaletleri anlatıyor bana hikayelerini ve bende dinliyorum. Zaten dinlemeyi bildiğim için anlatıyorlar bana geçmişte kalmış dünyevi yaşantılarını biliyorum… Onların hikayeleri nereden gelip nereye gittiğimizi anlatıyor bana. Çünkü toplumların tarihini yaratan insanlardır ve insanlar yaşadı eski evlerin içinde. Toplumdaki çalkalanmalar onlarında yüreğini ters yüz etti. Bir gün geldi çekip gittiler yaşamlarını çevreleyen o büyülü duvarların içinden.

Kimi öldü kimi de başka bir şehre belki de başka bir ülkeye göç etti. Kim bilir neden? Ne zaman türlü çeşit yaşanmışlığı içinde barındıran eski evlerden birinin yıkılıp yerine ruhsuz bir beton yığınının dikildiğini görsem içim cız ediyor. Çünkü biliyorum ki yıkılan her duvarla birlikte içinde barındırdıkları da bir daha geri dönmemek üzere terk-i diyar ediyor… Durun lütfen öldürmeyin anıları diye bağırmak geçiyor içimden.
Bağıramıyorum sesim boğazımda düğümlenip kalıyor birden.


Resim: http://www.milliyet.com.tr/2004/08/09/guncel/resim/axgun02.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne güzel yazmışınız tamaen benim duygularımı yansıtıyor. Aynı şeyler düşünüyor aynı hisleri duyuyorum. o yüzden de evim eski eşya dolu. Ankara'da çıkrıkçılarda İstanbul'da çukurcuma'da hep gezer uygun bulduklarımı alırım. Senelerce önce Safranbolu'ya gitmiştim ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Oevlerden birine girdik o vumbada oturduk .. çok çok hoştu..bu bloğa şimdi üye oldum ilk de size yazıyorum nasıl olacak hiç bir fikrim yok . onun için uztmayım selamlar

leyla ötker 
 16.09.2006 17:50
Cevap :
Merhabalar Leyla hanım, Güzel sözleriniz ve yorumunuz için çok çok teşekkür ederim.Üye olup ilk bana yorum yazmanızda beni çok mutlu etti sağolun.Sizde benim gibi yaşanmışlık duygusu içeren şeylerden hoşlanıyorsunuz. Bu anlamda hislerimde yalnız olmadığımı bilmek te ayrıca güzel. Katkınız için teşekkürler. Sevgilerimle...  16.09.2006 23:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 273
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 4642
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster