Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
556
 

Geçmiş zamanlar bahçesi...

Geçmiş zamanlar bahçesi...
 

Dönüp dolaşıp aynı noktaya varıyorsa aklın durum vahimdir. Çözülmemiş düğümler kalmıştır bir yerlerde. O düğümler varken hayat nasıl akıp gidecek o ip üzerinden? Peki ya o düğümleri çözebilecek şansın yoksa ya da halin yoksa daha kötüsü? İçinden çıkılmaz bir durum. Ve ben içinden çıkılmaz durumlardan hiç hoşlanmıyorum.

Böyle değildi eskiden. Böyle düğümleri taşımazdım aklımda. Tek tek sabırla çözer devam ederdim yola. Oysa şimdi... Yaşlanıyor muyum? Sabrım mı yok? Ya da hayat daha bir karmaşık hale mi geldi? Nedir sorun? Mırıl mırıl konuşup duruyorum kendi kendime. Yolda yürürken, evde otururken, yatağıma uzandığımda hep kendi sesim kulaklarımda. Kimine göre delilik belirtisi. Hiç de değil. Asıl konuşmamak delilik belirtisi. Susmak susmak ve herşeyi içinde kazdığın derin bir çukura gömüp üzerini örtmek. İşte asıl delilik bu. Bir gün ortaya çıkar gömdüklerin çünkü. Hani o vedalaşmadan, yoksayarak, sanki hiç etkilenmemişsin, sen de hiç iz bırakmamış gibi içine gömdüklerin, çıkar bir gün ortaya. Çıkar ve seni delirtir. Dönüp bakarsın ki ardında pek çok çürümüş, kokuşmuş ve zamanında halledemediğin bir ton hayat kırıntısı bırakmışsın.

İnsan başa çıkamadıklarını kestirip atmamalı. Onları bir yerlere gömmemeli. Onları tek tek elden geçirip onlarla vedalaşmalı ve içinin bir yerindeki duvara geçmiş zaman resimleri gibi asmalı onları. Ben konuşarak, sürekli kendi kendime mırıldanarak başa çıkamadıklarımla hesaplaşmaya çalışıyorum. Öfkelendiklerime bağırıp çağırıyorum kendi içimde. Hatta köşedeki yeni yetme çocuklardan çaldığım küfürleri bile haykırıyorum suratlarına. Bazılarının ardından el sallıyorum. Gidiyorlar biliyorum. Gidenin ardından döktüğüm gözyaşlarını kendime saklıyorum. Bazılarını affetmeye çalışıyorum bunca canımı yaktıkları için. Ve yanan canıma kendim merhem oluyorum. Hakettiklerim ya da haketmediklerim diye bir hesap yapmıyorum. Çünkü biliyorum başımıza gelen her zaman hakettiklerimiz değil. Zamanla öğreniyorum. Ben sadece kime ya da kimlere haketmediklerini yaşatıp yaşatmadığımı, canlarını yakıp yakmadığımı soruyorum.Ve yürekten diliyorum kimsenin canını yakmamış olmayı. Çünkü kendi canımın acısı kimsede görmeyi istemiyorum.

Ben çukurlardan kokuşmuş hayat kırıntılarımı çıkarıyorum şimdi. Tüm toprağı temizliyorum üzerlerinden. Tek tek, hepsini, geçmişe dair ne varsa, açılmaz düğümler gibi ne kaldıysa toprak altında çözüp pürüzsüzleştiriyorum. Aklımın geçmiş zamanlar bahçesine dikiyorum onları. Tıpkı sarmaşıklar gibi. Pürüzsüz ve düğümsüz...

Bomboş, cesetsiz bir toprağım ve bir geçmiş zamanlar bahçem var artık. Soluk alabiliyorum...

Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/387721/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende içimi dökerim kendimle bağıra bağıra kendimle konuşa konuşa, bazen yolda bile kendimle konuşurum ve insanlar dönüp bakarlar  hiç umrumda olmaz muhesebe yaparım  kendimle, ve  affedemediğim  o kadar çok şey varki dediğin gibi canım yana yana affediyorum, onlarında yanmasını istemiyorum ama sanki birşey olmamış gibi davranıp dönüp arkasını gidenlere öfke duymadan edemiyorum, toprağı eşeliyorum eşeledikçe hep aynıları çıkıyor önüme, ben sıkıldım onlardan  onlar  sıkılmadı benden, bir bir hesaplaşıp temizlemek lazım hepsini 
YÜREĞİNE SAĞLIK CANIM
HOŞÇAKAL

Mavi Ruh 
 15.09.2007 18:07
Cevap :
Aslında toprağı eşeleyip tüm gömdüklerimizi çıkarmak en iyisi belki de. Çıkarmak ve onları temizlemek onlarla hesaplaşmak. Yola sapasağlam devam edebilmek için bunu yapmak gerek. En içten sevgimle...  15.09.2007 21:18
 

Bırak kendini, akıp gitsin ruhunda ne varsa! Sevgiylee...

Elif'ce 
 14.09.2007 21:14
Cevap :
Bırakmalı insan kendi... Bir bahar yağmuru altında yıkanmalı ruh... Yeni filizlere gebe olsun diye...Sevgilerimle...  15.09.2007 12:48
 

İstemesekte zaman zaman olumsuzluklar oluyor hayatımızda, Formül işte bu yazının içerisinde...Her zamanki gibi yüreğine sağlık Sevgili Fulya. Sevgilerimle 

Latif 
 14.09.2007 18:06
Cevap :
Sevgili Latif, O olumsuzluklar hep var ve onlar içimizde düğümler olarak kalıyorlar. Ve bize düşen, iyi bir hayat için, onları tek tek çözmek. Çok teşekkür ederim. En içten sevgim ve dostluğumla...  15.09.2007 9:44
 

Biliyor musun, geçmişini bahçen olarak betimlemişsin ya. Bu kendini her halinle kabullenmiş bir insan örneği...Kimi anlarda geçmiş kara bir kuyu,kimi an bir kutu, kimi an bir çöl. Ama bahçe benzetmesi kesinlikle tam yerinde bir benzetme. Çeşit çeşit ve hepsinden faydalanabildiğin. Tabii öyle görüyorsak...Yüreğine sağlık Canım Fulya'm. Sevgilerimle...

guguk kuşu 
 14.09.2007 15:18
Cevap :
Canım Haticem, Geçmiş, gelecek ve bugünümün toplamıyım diye düşünürüm hep. Ve geçmiş bir bahçe olmak zorunda bugüne ve geleceğe ışık tutsun onları en iyi şekilde yaşamamı sağlasın diye. Çok teşekkür ederim. Sevgimle öpüyorum yanaklarından...  15.09.2007 9:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1071
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster