Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '17

 
Kategori
Bilgisayar
Okunma Sayısı
524
 

Geçmişe Dönüş: Half Life 2 (İnceleme, değerlendirme, neden efsane oldu? Half Life 3 )

Geçmişe Dönüş: Half Life 2 (İnceleme, değerlendirme, neden efsane oldu? Half Life 3 )
 

Geçmişe Dönüş yazılarına çoğu eski oyuncunun zihninde yer eden, gelmiş geçmiş en sevdiğiniz oyunlar nelerdir diye sorulduğunda isminin büyük ihtimalle geçeceği, oyun dünyasında mihenk taşı durumundaki Half Life 2 ve iki ek paketiyle başlamak istiyorum. Bu yazılar yalnızca eskiden hatırlattığı hislerle değil, yeniden oynanarak yazılacaktır, onu da belirtmek isterim. Yani Half Life 2 ve ek paketleri Episode 1 ve Episode 2 ‘yi baştan oynadım, zihnimde yer ettiği görüntüleri tazeleyip günümüz koşullarına göre nerelerdedir diye inceleyerek aktarmaya çalışacağım, umarım eski ve yeni oyuncular adına eğlenceli bir yazı olur…

Half Life denildiğinde ilk önce akıllara oyun dünyasının gidişatını değiştiren yapımlar gelir. Sessiz sedasız piyasaya sürülen ilk Half Life ‘ın etkisi günümüzde dahi devam etmektedir. Elinde silah, önüne gelenin vurulduğu oyunların arasına, hikâye odaklı, ara videoların bulunmadığı, olayın oyun içerisinde anlatıldığı bir yapım olarak girmiş ve etki oluşturmuştu. İkinci oyun da haliyle beklentileri yüksek tutarak yıllar sonra yüzünü gösterdiğinde ilk oyunda yaptığının bir başka versiyonunu gerçekleştirmeyi başarıyordu. Hatırda kalanlardan gidelim. Neydi o unutulmaz yenilikler, oyun dünyasını etkileyen adımlar?

İlk oyunda ara videolar yoktu, hikâye oyunun içerisinde aktarılıyordu, aynı yöntem ikinci oyunda da devam etmişti, oyuncudan kontrolü alıp küçük oyun içi ara sahneler göstermek haricinde aynı yöntemle devam edilmişti ama bu bir yenilik değildi. Peki ne yaptı Valve firması Half Life 2 ‘de unutulmayacak kadar farklı olan? Fizik motorunu oyunun merkezine yerleştirdiler. Etraftaki eşyalarla etkileşime geçmekle yetinmeyip yerçekimi silahı sayesinde silah ve bulmaca çözülecek bir öğe haline geliyordu fizik motoru. Daha önce hiçbir oyunda fiziksel kullanım bu derece ön plana çıkmamış ve rahatlıkla kullanılmamıştı. Peki bundan sonra çıkan oyunlarda kullanıldı mı, tabii ki. Hatta aynı dönemde çıkan ve yıllardır beklenen DOOM 3 oyununun ek paketinde bile fizik değerlerini ön plana çıkaracak dinamikler eklenmişti. Half Life 2 ‘nin muhteşem yeniliğinden örnek vermek gerekirse fizik motoruyla zombileri doğrayan pervaneler çalıştırılabiliyordu, silahımızla tutup fırlattığımız paslı çarklar, patlayan variller silah yerine geçerken yine fiziksel öğeleri kullandığımız bulmacalar oyunun içerisine yerleştirilmişti.

Geçmişi aklıma getirdiğimde Half Life 2 ‘yi özelleştiren yalnızca fizik motoru da değildi. Yine rakiplerinden farklı olarak değişen mekân tasarımları vardı oyunda. En büyük dönemsel rakibi DOOM 3 genellikle aynı kapalı mekânlarda geçerken HL2 içimizi bazen açıyor bazen karartıyor ama sürekli değişim gösteriyordu. Aynı mekânlarda farklılıklar yapmadan bambaşka noktalarda yaşıyorduk macerayı. Bir trenin içerisinde başlayıp, şehirdeki gara, evlerin içlerine, su motoru kullanılan baraj kenarlarına, zombi dolu kasabalara, araç kullandığımız ana yollara, sahillere, hangarlara, merkezi kulelere kadar pek çok yeri ziyaret ediyorduk.

 

Hatıralarda kalan en büyük özellikler bunlardı lakin oyunu yeniden oynayınca belleğimden silinen, günümüzde bile bir oyunda bulunduğunda artı puan olarak eklenen oyun içi dinamiklerinin gördüm. Unutmadan hatırlatmak gerekirse oyunun grafikleri eski olmasına rağmen rahatsız edici durmuyor aksine zamanında nasıl böylesine güzel yapıldığına dair şaşkınlıklar da bırakıyordu tabii günümüzün hayli gerisinde olduğunu eklemek gereklidir. Oyun içi dinamiklere gelirsek Valve firmasının silahla vur öldür mantığı ve yeni eklenen fiziksel öğelerle yetinmediğine yeniden şahit oldum. Bölümler ve mekânın durumuna göre kum böceklerini kullanabiliyor, düşmanın üzerine saldırtabiliyorduk, direnişçilerden yardım alabiliyor bazı toplu savaşlarda bulunuyorduk, Alyx ve Dog’la beraberce ilerleyebiliyorduk. Oyun bütünüyle yenilikler sunarken kendi içerisinde de tekrarlardan kaçındığı, yeni dinamikler eklediğini görmek yeniden bir takdiri hak ediyordu açıkcası.

Biraz da HL2’nin hikâyesinden bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. Bu efsane dinamiklerin muhteşem bir hikâye kurgusuyla bezendirildiğini söylemek isterdim ama ne yazık ki hikâye biraz sönük kalmış. İlginç bir fikir, ilk oyunda ve ikincisinde farklı bir hayalgücü ile birleşmiş lakin zenginleştirilebilirmiş. Hikâyenin yalnızca oyunu ve dinamiklerini desteklemek adına ilerlediğini söyleyebilirim. Çok mu kötü, değil ama oyunu oynatacak kadar. Öyle şaşırtıcı, merak ettiren bir akışı yok. Başlangıç ve sonu iyi ama gelişme kısmı zayıf kalmış. Oyuncuya yol göstermek amacıyla ana karakter Gordon Freman’ın ayak işlerinde kullanılması da oyunun görebildiğim ender eksilerinden. Bu eksiyi biraz daha yayabiliriz. Yapılan görevlerin pek çoğunda ana hikâyenin gelişme bölümündeki boşluk göze çarpıyor, bir yerden bir yere gitmek, nesne bulup getirmek gibi fazladan kullanılan ara görevlerin sıklığı, toplam oynanış süresini genişletmek için kullanıldığını çok belli ediyor. Düz yolda giderken birden önümüze çıkan setler, elektrik kesintileri v.s yerini boss savaşları veyahut bulmacalara bırakabilirmiş. Kısacası HL2 hikâyesiyle değil, oynanış dinamikleri ve oyun dünyasına kattığı yeniliklerle efsane olmuş diyebiliriz. Hikâye boş değil ama belirttiğim gibi giriş ve sonuç varken orta kısımlar sadece oyuncuyu hareket ettirmek amacıyla yazılmış izlenimi veriyor, çok tatmin edici gelmiyor.

 

Hikâyeden bahsetmişken değinmemek olmaz. Hikaye bir noktada, patlamayla sona eriyordu ve her şeyin sonu gibi görünürken devam oyunları niteliğinde ek paketler geldi oyuncuyu muallakta bırakmamak adına ki bu ortada bırakmak durumunu sonrasında daha büyüterek gerçekleştirdiler ondan da bahsedeceğiz, Half Life Episode 3 veya bir türlü çıkmayan HL3’ten…

HL 2 : Episode 1

Başlangıç ve sonu olan ortası kısmen boş kalmış hikâyeye, devamını sağlayan paketleri yazarken değinmek istedim. Dünya ilk oyunda açılan bir kapıdan giren varlıkların istilasıyla yüz yüze kalmıştı, olayların gelişimini oynarken görüyorduk. İkinci oyun ise kontrol kısmen sağlanmakla birlikte diktatörlük benzeri bir Combine istilası söz konusu.  Eski Black Mesa çalışanlarının da aralarında bulunduğu direnişçilere yardım etmek için bir trende ortaya çıkıyorduk. Trendeki adamın birisi biraz önce burada mıydın? Gibisinden bir soruyla gizemli gelişimizi irdeliyor fakat şaşırmıyordu niyeyse. Hikâyedeki en göze çarpan taraf Alyx isimli kızın partnerliğinde hareket etmemizdi. Kendisinden sonra gelen oyunlara yol gösterdiği bir başka tarafı da bu. Partner yardımlarıyla kapı açmak, bölümde ilerlemek, hikâyeyi dinlemek sonraki diğer oyunlarda da yer yer kullanıldı. Fazla uzatmadan dünyayı saran geçişin kaynağına doğru gittiğimiz bir yol var tabii öncesinde Alyx’in Profesör babasının kaçırılması durumu söz konusu. Genelde onun izinden gidiyoruz, akış bu yönde. Sonunda arzuladığımız patlatma sonumuz oluyorken Episode 1 ile bitti denilenin ötesine geçiyoruz ve yeniden hayata dönüyoruz bize yardımcı olan yaratıklar tarafından. Amacımız yine Alyx’in babasına doğru ilerlemek.

Bölümler EP1 de ana oyuna göre farklılık göstermiyor açıkçası, tersten ilerliyor denebilir. Kel Prof. un çağrısıyla önce merkezdeki çekirdeğin güç kalkanını kaldırmamız isteniyor, devamında ilerliyoruz trene atlayıp patlama yaşanana kadar. Aynı oyunun tersi gibi ilerlememize (ki yine de otopark ve yeni zombi bölümleri mevcut)rağmen Valve ekibi yapmayı iyi başardıkları bir şeyi devam ettirerek oyuna yeni dinamikler eklemeyi sürdürmüşler. Mekânlar tanıdık lakin oynanışta farklılıklar mevcut, ayrıca grafikler kısmen geliştirilmiş. İlk oyundan akılda kalan çark mekaniğini kullanıyoruz kimi geçilmeyen yerlerde, top mayınlarını hackleme dinamiği eklenmiş, araçları kum böceklerinin geldiği yerlere iterek çözülen bulmacalar, Alyx’in yardımları ve uzaktan sniper atışıyla önümüzü temizlediği yerler mevcut. Yeniden direnişçilerle karşılaşmamız, trene sivilleri taşımamız ve sonrasında kendimizin binmesi ve şehirden uzaklaştığımız sırada yaşanan patlamayla oyunun ilk ek paketi sona eriyor.

HL 2 Episode 2

Tren patlamasının ardından etrafa saçılan kıvılcımlar oyunda ilk gözümüze çarpan yenilik olacaktır veyahut çoktan olmuştur eğer oyunu oynadıysanız bu ek pakette. Orange Box adıyla HL2 episode 2, Team Fortress 2 ve Portal oyunlarını barındırıyordu çıktığı Ekim 2007 tarihinde. Diğer oyunlar satış amaçlı, öylesine hediye edilmiş basit yapımlardı diye düşünülmesin, Team Fortress 2 günümüzde, Overwatch, Paladins, Battleborne ve yakın zamanda çıkacak türevlerinin atasıdır. Hâlâ ondaki görevler, dinamikler kullanılıyor ve seviliyor yeni oyunlarda. Portal ise benzerine rastlanmayan fakat çıkışının ardından yine pek çok oyuna fikir babalığı yapan bambaşka bir yapımdır. Böyle dolu dolu gelmişti paket. Oyunun devamına dönersek kaza sonrasında yaşananlarla başlıyor. Yıkıntılar arasından yolumuzu bulmaya çalışırken bir yandan da sinyalimizi gönderme derdindeyiz. İlk bölümlerde tabiata dönüş yaşanıyor da denilebilir. Ardından Alyx’in ağır yara aldığı bir sahne yaşıyoruz ve ana oyunda bizi kurtaran yaratıklar yine yardımımıza koşuyor. Bu sefer onlarla giderek Alyx’in kurtuluşu için öz bulmaya çabalarken bu kez farklı bölümlere giriyor ve yeraltına, böcek yuvalarının arasına iniyoruz. Yeni rakiplerimiz var artık, sarı fosforlu böcekler, gücümüzü azaltıyorlar ve bitirebiliyorlar. Canımız bitmezse yani ölmezsek yeniden dolmaya başlıyor. Yavrularının bulunduğu kozalak benzeri yuvalardan can toplayabilme mekaniği eklenmiş.

Aradığımız özü bularak ve sonrasında akın akın gelen kumböceklerine karşı giriştiğimiz zorlu bir savunma savaşının ardından iyileştirebildiğimiz ve sürekli bize yani Gordon’a hayranlığı artan Alyx ile yolumuza devam ediyoruz. Tek başımıza bir araç bularak birkaç fiziksel bulmacayı daha çözmemiz gerekiyor. Aracı bulduktan sonra yoldaki noktalarla uzatılan bölümler eşliğinde üsse ulaşıyor ve bilgileri veriyoruz. Yaşanan baskın ve sonrasındaki hayli zor son savaşın ardından oyunumuz acıklı ve şaşırtıcı sahneyle sonlanıyor. Eksilerinden bahsettiğim ana karaktere verilen ayakçılık görevlerinin benzeri burada yaşanıyor. Füzeyi imal eden kişi Alyx’in babasıyla konuştuğumuz esnada bir şey söyleyeceğim tarzında yanına çağırıyor ve ateşin ortasına atıyor. Oyundaki sırlar da burada biraz daha gösteriyor kendisini. Zira öldüğümüzde sanki düşman bizmişiz gibi adam haklı çıktı gibi yazıları çıkıyor. Ayrıca uzun bacaklıları yeneceğimiz silah da oyuna son anda eklenen bir başka dinamik olarak artı denebilir.  Nihayetinde füze atılıyor, geçit kapanıyor ama beklemediğimiz bir olayla müstakbel kayınpederimizi kaybediyoruz ve oyun burada sona ererken Episode 3’ü beklemeye başlıyoruz…

Half Life 3

Evet, Valve firmasının 3 sayısıyla bir sorunu olabilir çünkü geçen senelere rağmen ne Episode 3 ne de Half Life 3 çıktı veyahut duyuruldu. Şu anda oyun dünyasının en büyük muamması durumunda ve ilgili tek bir açıklamadan bile onlarca teori üretilebiliyor çıkmayan oyunlar hakkında. Firma ise Nuh diyor fakat peygamberlik hakkında bir açıklamada bulunmuyor. Şunu söylemek gerekirse yapılan oyunculara yönelik en kibar tabirle bir saygısızlıktır. Böylesine sevilen ve takip edilen bir seriyi makaslamak, yarı yolda bırakmak için daha mantıklı sebepler ve felaketler yaşanması gerekir ki Valve’nin kurduğu Steam portalı sayesinde maddi açıdan kötü günler geçirdiğini söylemek imkânsız.

Hadi Half Life 3’ün çıkmamasını bir yere kadar anlayabilirim. Bulduklarına eminim ama ilk oyundaki gibi oyun içi ilerleyen hikâye şekline ve ikinci oyundaki çığır açan fizik dinamiklerine benzer bir yenilik üretemediler, bu beklenecektir ama en azından Episode 3’ü bolca yenilik olmadan, istedikleri ufak değişikliklerle piyasaya sürebilirler, hikâyeyi toparlayabilirlerdi. Episode 2, de ana arakter ve Alyx ile birlikte gelen sinyaller doğrultusunda batık bir gemiye doğru yola çıkarken sonlanmıştı oyun. Basitti yani, gidilecek yol belliydi, konu belliydi, grafiklerin çığır açması gerekmezdi, yeni bir oyun motoruna ihtiyaç yoktu v.s. Bir gün geleceğine inanıyorum ama ne zaman onu herkes gibi bilemiyorum. Bu saatten sonra eski grafiklerle gelebilecek bir Episode 3’ün oyuncuyu tatmin edeceğini de söyleyemem çünkü ard arda çıkması gereken oyunlardı. Half Life 3 içinse büyüyü bozma korkusunun varlığından dolayı uzun süre bekleyecek olabiliriz. Gerçi aynı anda çıkan, yazıda da bahsettiğim Doom 3’ün sonraki oyunu da henüz geçen sene piyasaya sürülmüştü. İki ezeli rakibin uzun süren savaşı devam eder umarım…

Özetlemek gerekirse Half Life 2 zamanının çok ötesinde, yenilikler getiren, oyuncuyu hayran bırakan ve hafızalarda yer eden gerçek bir başyapıttı. İmkânı ve zamanı olan oyuncular yeniden oynayabilir, henüz denememiş olanlar ise kesinlikle bu deneyimi yaşaması gerekir.  

Yazan: Emrah Subaşı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1529
Kayıt tarihi
: 07.07.17
 
 

Tüm oyunseverlere merhabalar… Bir roman yazarı olarak en sevdiğim hobim hakkında yazılarımı payla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster