Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
117
 

Geçmişe yolculuk; Son durağa kadar...

Geçmişe yolculuk; Son durağa kadar...
 

yüreğe saplanır...


Ölmeyi beklemek istemedim!

Hayatımın tüm karelerini geçirdim göz önümden. Siyah beyazlar da vardı! Yaşadığım onca renkli anları olduğu gibi kaydedemediğim.

En eskileri, dedemin babasının fotoğrafları. Ondan öncesi! Dilden dile anlatılan beylik masalları. Adları kalsa da birkaç neslin, taşlarıyla birlikte kaybolup gitmiş tümünün mezarları.

Geçmişe bakarken gördüm geleceğimi. Anladım, iki nesil sonra kıyamete kadar kaybolup gideceğimi. Bugünü sorguladım! Benim, senin, onun, herkesin; Kimin! Kim için! Ne için! Neden! Yaşadığını.

Kayıtlarda ne var! Anne baba düğün resimleri. Başka! Kendinin ve varsa kardeşlerinin resmi. Bakanlar, çocuklarının erkek olduğuna inanmayacaklar ya! Herkese gösterilecek, o .ük resmi. Karşılıklı misafirliklerde ise canlı performansların en iyisi…

Sonra! Okul resimleri. İlk okuma, törenler, şiirler, mezuniyetler.
Kamplar, tatiller, sevgililer…
Sonra! İş ortamı, nişan, düğün ve çocuk…
Emeklilik ve sonra tekrar torun…
Kısır döngü işte. Doğ, yürü, konuş, oku, büyü, çocuk yap, büyü de büyü… İşin büyüsü bu işte!
Hep mutlu hep güzel anlar!

Şu sehpaların altında duran foto albümlerde, cep telefonları ya da bilgisayarımızda başka ne fotoğraflar var?

Bak; bu Semih bu da Tolga. Bakkalı soyarken. Bak; bu Yıldız, ilk aşkım. Sonra ayrıldık, bu da ayrılırken çektirdiğimiz resim. Gözü biraz mor ve nasıl hüzünlü değil mi! Bak bu da motosikletle geçirdiğimiz kaza, Murat bacağını kaybetmişti. Bak bak bak, bu da arkadaşımın çatışmada vurulduğu an, öldü garibim. Bu ilk çocuğumun annesi, biraz sert davranmışım ya! Bu… Şey bu, ilk kaçırdığım vergi için düzenlediğim sahte evrak. Bak bu da çok güzel! Hatunun içeceğine ilaç koyarken. Bak bu da fena sayılmaz hani! Namazdan çıkmışım, terazi kefesinin altına ağırlık koyup abdest bozarken. Bunlar da güzeldi, Allah günah yazmasın! Komşunun bahçesinden çağla çalarken. Bu nereden karışmış ya… Kızılay için yardım parası topluyorum. Hee hatırladım sonra kumbarayı kırıp bi güzel yedik arkadaşlarla.

Biliyorum! Bu fotoğraflar çekilmedi sanırız. Çekilmiş olanlar hep yırtılmış ya da silindi sanırız. Bunlardan hiç bahsetmedik hiç bahsedilmedi. Biz, istediğimiz fotoğrafları kaydettik. Sadece, başkalarına da gösterebileceklerimizi.

Ölmeden hiç biri gelmiyor gözümüz önüne. Fıtratımızda var, işimize gelenleri anımsıyor, işimize gelenleri gösteriyoruz herkese. Sakladık, saklandık sanıyoruz amma iş öyle değil.

Onları, onların hepsini göreceğiz ölmeden hemen öncesinde. İşte o zaman korkacağız ölümden! Bunlar da yüzümüze vurulacak diye.

O an, fotoğrafları seçme şansımız olmayacak!

İnansak da inanmasak da!

Delete ya da Sil komutlarını kullansak da!

Bin kere formatlasak da!

O karelerin hepsi ama hepsi tek tek KARŞIMIZA ÇIKACAK!

Seninle bir fotoğrafımız var, inanırım günahı yok! Kuldan da saklamasam mı?

Ne dersin? Senin de saklamadığın gibi!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 869
Kayıt tarihi
: 30.08.12
 
 

Reklam ve Metin Yazarıyım. 1962 Yılında başkentte doğmuşum.  O beni bitiremeden ben O'nu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster