Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '16

 
Kategori
Kent Tarihi
Okunma Sayısı
92
 

Geçmişe yolculuk

Geçmişe yolculuk
 

Bugün hafta sonumu onurlandıran bir ziyaretimden bahsetmek istiyorum. Atalarımın doğduğu topraklardaydım. Mübadelede Anadolu’ya göç eden bir ailenin kızı olduğumdan bahsetmiştim. Bunca yıllık hayatımda hep görmek istediğim bir yerdi. Nihayet hayalimi gerçekleştirdim ve kendimi Selanik’te buldum.

Elbette ilk adres Atatürk Evi oldu. Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ettik. Bir insanın evini görmeye gitmek fikri her zaman bana biraz garip gelmiştir. Görüp de ne olacak diye düşündüğüm oldu açıkçası. Elbette evin sahibi Atatürk gibi dünyaya önderliği ile örnek olmuş bir şahsiyet olunca işler değişti.

Bahçesine girdik. Eskiden kalan bir hava hissetmedim açıkçası. Çok fazla yeni kokuyordu. Bir bağ kuramadım. Merdivenleri tırmanıp evin ana girişine yöneldik. Sayısız insanın arasında Atatürk’ün kullandığı bir şeyleri gözlemlemek belki de onun dokunduğu duvarlara tırabzanlara kapılara dokunmak bir şeyler hissettirebilirdi. Tüm kalabalıktan zihnimi soyutlayıp eve odaklandım. Her bir köşesini inceledim. Bambaşka bir duygu ile her yere baktım. Benim derdim bir bağ kurmaktı çünkü. Ben bu evden geçen o muhteşem enerji yumağını hissetmek istedim.

Evin içerisinde Atatürk'den kalan el parmaklarımla sayabileceğim kadar az obje vardı. Balmumu canlandırma heykellerini saymazsak neredeyse bir şey yoktu. Eşyalar Samsun’da ki eve gönderilmiş. Ayakkabı yelek eldiven terlik sigara tabakası Cumhurbaşkanlığı mührü, üniforma şapkası baston yemek yerken kullandığı ekipmanlar ve birkaç şey daha.

Duvarlarda evi mübadeleyi ve Atatürk’ün hayatını anlatan ışıklandırılmış paneller, tarihi anlatan görüntüler ve izlenmesi için belgesel niteliğinde kayıtlar var. Mutfağında sanırım ortaokul yıllarındaki halini anımsatan genç Mustafa Kemal’in masanın kenarında sandalyesinde oturmuş balmumu heykeli var. Mutfak olduğu gibi muhafaza edilmiş. Doğduğu odaya kürsü ev, içinde dünyaya nam salmış bir adamın doğumunun yaşandığı bir ev olmasaydı bugüne kadar kalır mıydı? Konu bu değil.

Atatürk kurtardığı vatanda bile doğmamışken, biz kurtarılmış bu vatanı ne hale getirdik onu düşündüm. Atatürk içindeki kanın hakkını vermiş hayatının sonuna kadar ülke bütünlüğü için savaşmış, gelecek nesillere başınıza gelebilecek durumlar diye sayısız önlemler içeren eserler bırakmış, yollar göstermiş olmasına rağmen, biz neye sahip çıktık? Biz nasıl Ata’nın yolunda ilerliyoruz? Bütün bunları düşünmek lazım. Bu sebeple yıllar öncesinden bu günü gören Ata’mın yine bize örnek olacak gelecek ile ilgili görüşlerini anlatan sözlerini yazarak yazımı noktalıyorum.

“Efendiler, Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; Selçuklu ve Osmanlıyı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan, eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatlerle bir araya gelerek, bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayın ki; o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır.”

Mustafa Kemal Atatürk 

17 Aralık 1927 Ankara

Sanırım bugünün tam özetidir

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olduğu gibi bıraksalardı keşke, niye yenilemişler ki...

Kerim Korkut 
 17.05.2016 21:23
Cevap :
Korumak amaçlı yenilikleri destekliyorum ancak maalesef gerçek dokuyu bozan, müzeleştirme aşaması bağı zedeliyor.   18.05.2016 9:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 155
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 228
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster