Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '19

     
    Kategori
    Sosyoloji
    Okunma Sayısı
    112
     

    Geçmişin Aynası; Gelecek

    Öncelikle herkese merhabalar blogtaki ilk yazımı sizlerle paylaşmanın heyecanı ile başlamak istiyorum.İlk yazım olduğu için nasıl bir yol izlemem gerektiğini tam olarak bilmiyorum ama kendi düşünce ve yorumlarıma güveniyorum yanı sıra sizlerin tecrübeleri doğrultusunda da ilk yazım ve sonraki yazacaklarımın içindeki hatalarımı düzeltme aşamasında  büyük katkı sağlıcağınıza eminim.

     

    Yayın başlığında da bahsettiğim gibi ''GEÇMİŞİN AYNASI GELECEK.'' geçmişin bir çok izi gülüşlerimizdeki burukluklarda gizlidir. Acaba geçmişte yaşadığımız kötü anılarımız için etrafımızdaki insanları suçlamak yerine hiç aynayla yüzleştik mi? Mesela hayatımıza giren bir kişiye kumandamızı teslim ederken düşünebildik mi en mutlu en huzur dolu  anımızı yaşarken tek bir tuş hareketiyle hayatımızı mahvedebileceğini en çok sorğulamamız gereken şey de bu bence bir hayat mahvoluyor ve bu hayat karşındaki tam da aynada gözlerinin içine bakanın hayatı bu kadar basit mi sizce insan bir kalp kırılmasına ömründen kaç yıl veriyordur kim bilir. O yıpranmış bakışlar, gülüşler üst üste gelen küçük kalp kırılmaları biriktikçe insan nasıl yaşar ki. Basit gibi görünen o an farkına dahi varamadığımız kırgınlıklar birikip birikip aynı bir telefon hafızası gibi bir gün dolup taşmıyacak mı? İnsan biriktirmemeli hiç bir duyguyu ihtiyacından ne fazlasını görmeli ne de eksikliğinde arayışa çıkmalı. Biraz daha derinlere indiğimizde 18-25 yaş aralığından hiç bir birey duygularını savurup harcamamalı tutarlılık evrensel bir durumdur. Her şey de tutarlı olmalı insan bu bahsettiğim yaş aralığında aşk,sevgi,güven,heyecan,üzüntü vs. duygu ve düşünce yapısında tasarruflu olması gerekir öyle değil mi? Mesela güven,sevgi ve aşk bu duygular tekrar tekrar yaşanabilir tamam kabul ediyoruz ama zamanında tasarrufunu yapmadığımız GÜVEN'in tekrarı nasıl olur düşünebiliyor musunuz? ve ya bir AŞK-SEVGİ'nin tasarrufunu yapmadığımız günlerin ileriki hayatında ilk gün ki heyecanını yaşayabilecek miyiz?

     

    Ne olursa olsun insan tasarruf yapmalıdır.En önemlisi de YARIN BİR GÜN EŞİNE ÇOCUKLARINA VERECEĞİ AŞKIN, SEVGİNİN, GÜVENİN ERKEN YAŞTA YIPRATILMAMASI İÇİN TASARRUF ETMELİDİR.

     

    Bu gerçekten basit gibi görünüp ama felaketin başlıca sebeplerindendir.Tasarruf etmediğin her duygunun eksikliklerini ileriki yaşlarda görür insan şu an ki boşanma, aile içi huzursuzlukların da temelinde bunlar var. Düşünsenize HEYECAN duygusunu köreltmiş bir insan ileriki evlilik hayatında ne kadar huzur ve mutluluk içinde evliliğini sürdürebilir. Aynı şekilde GÜVEN duygusunu yıpratmış bir insan evinde ne kadar huzur bulunur. Kısacası her şey insanın KUMANDASINI TESLİM ETMEKLE BAŞLAR. O kumandayı teslim etmeyelim kanal seçimlerimizi bir başkasına bırakmayalım, hangi kanalı izlemek istediğimize kendimiz karar verelim ve tasarrufu ne yüreğimizden ne de dilimizden düşürmeyelim.

     

    Sevgi ve Saygılarımla ilk blog yazım ile karşınızdayım.Eksikliklerimi görmek için siz okurlarımın yorum ve tecrübelerine ihtiyacım olduğunu belirtmek isterim.Yorumlarda görüşmek üzere...

     

    NAZMİ EREN BOLAT

    ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 112
    Kayıt tarihi
    : 03.11.19
     
     

    Akdeniz Üniversitesi ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster