Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
121
 

Geçmişten geleceğe çocuklarımı daima seviyorum. Kütüphane günlüğümden izlerim.

Geçmişten geleceğe çocuklarımı daima seviyorum. Kütüphane günlüğümden izlerim.
 

Yetişkinler mi okumuyorlar zaten. O nedenle çocuklar üstünde sabırla durmak daha akılcı. Ancak süreklilik sevgi bağı geliştirmek gerek. Sevgi bağı geliştirmediğiniz sürece sonuçlar alınmıyor.

Kendi adıma konuşayım. Yıllar boyu yöremde bir kütüphane varlığı oluşsun, gelişsin mücadelesi verdim. Yöremin çocuklarına armağan etmek istediğim şu yerde. Çalışma çizgimde çocuklar ağırlıklı oldum.

Ancak çocuklar dedik de, çocuk kendiliğinden gelip, okuyup gitmedi. .Çocuk daha kapıdan girerken gülümsemesini öğrendi. Çocuk önce sevgiyle ilişkilendi, sonra çocuk kitapla ilişkilendi. Birlikte okuduk, anlattık, dinledik. İlgi ve sevgi bizi o yıllarda güçlü ve sonuçları alınır götürdü.

O nedenle çocuklarla sürekli bir bağ ve sevgi, kitap ilişkileri kolay kurulmuyor. Yıllar boyu haftanın bir kaç günü okullara gittim sınıflarında bağımızı kurduk, öğretmenleri ile birlikte orada temas ettim. Yeterli değildi , müdürlerin odasına giderek öğretmen arkadaşların zaman zaman çocukları kütüphaneye gidin diye yönlendirici yöntemlerini oluşturdum. Arı gibi çalıştık o yıllarımızda.

Her yönden çalıştık. Etkinlikler çalışma programları, bir yandan belediye başkanları ile mücadele önümüze koydukları sorunları çözmek, çürük binalarını adam etmek için inşaat işçisi oldum belki de, belediye işçisinden daha ağır işçiydim herhalde..

Çürük binalarını ise, "onları sadece "binamız, binamız " diye hatırlıyorum. Defalarca bize encümen kararları üstünde oynayarak çıkın, çıkın diye hatırlıyorum. Şu bulunduğum yeri hakediyoruz tamamen kendim yeniledim, sorunlarını çözdüm.

Bir Kütüphanenin kendine ait ayakları, dayanakları yoksa işte her şey tam da o zaman başlıyor, herhalde. O çocuklarımla kurduğumuz kitap, kütüphane sevgi bağları çocuklarımı nereye mi götürdü? Bugün doktor, mühendis öğretmen, avukat, anne -baba. Veya sorumlu sağlam bir kişilik önce.

Çocuklarımın yaramazlıklarını dahi çok sevmişimdir. Onu farklı onu eğitecek bir davranış geliştirerek var ettik. Soluk almadan çalıştık. İğne deliğinden çıkardım, diyorum. Güçlü bağlarla sonuç alınan günlere yıllara gittik.

Başta ki, temel amacımız neydi yöremde kütüphane. Herşeye rağmen engeller, kesintiler, sorunlar bunlara rağmen "yörem ve kütüphanem" duygularım sahip çıktığım olağanüstü çalışmalar, sevgiler, işler.

Amacımız üstünde yılmadan mücadele, güçle yürüdüm. Bir el veren , katkı koyan mı oluyor kocaman hayır, aksine. Kırsal burası kim bakar? Kafalarda tilkiler dolaşır mı dolaşmıştır kim bilir? Hangi yetkililer, hangi başkanlar gelip gitmedi. Anlayışlar aynıdır, isimleri farklıdır sadece. En doğru tutabileceğiniz şey ise bunun içinden bu prosedürlerden uzak durabilmek hiç olmazsa size ve yolunuza taş koymasınlar ya da iş bilmez veya kendi çıkar tutumlarıyla çelişkiler yaşamayalım.

O nedenle başka kulvarda koşarak yürüdüğüm yıllar. O denli çalışma gösterince karşınıza amaçlar hedefleri çıkarıyor yani yeni çalışmalara, işlere doğru gitmek istiyorsunuz. Öyle bir noktaya gelmişsiniz, ancak bunlar için başkanlar gerekli idi.

Yörem belediye idi o zamanlar. Tam da yedi yıl hedefler için koştum bir adım ilerleme, iş elde edemediğim gibi onlardan bir şey istediğim içindir ki, sorunlar açtılar sürekli o yedi yıl sonucunda malesef elde edemedik.

Menteşe olmamıştık henüz. Kararlarımızı, hedeflerimizi, geldiğimizi noktayı geri çekmek zorunda kaldım. Oturdum o gün masamda dedim ki, Nabide Kılınç bundan sonra günlük, rutin çalışma hayatına devam edeceksin.

O gündür günlük kararlar üstünde artık duruyorum, yürüyorum. Bir de her şeyi zamanında yapmak çok güzel O zaman tüm şeyler yani koşullar elverişli oluyor, şimdi sorarsanız artık geride bıraktım. Çünkü zaman ilerledi .

Herşeyi ile üstlendiğiniz işi ortaya emek alınteriniz, işinizle tüm hayatınızı buraya koyarak var ediyorsunuz. Korumak bile bir hayli işti bazen inanın bir anlayışa, sadece anlayışa ihtiyacımız olmuştur.

İçimdeki o ışık işte daima o ışık taşıdı. Yoksa söndürmek için çalışan onca insan yığını inanamıyorum ne çok çabalıyor. Demokrasi, insan, kitap sevgisi için çabalasalardı keşke. Kütüphane mi adı dilimde hepsi o.

Duvarlarından bilirim ki, alınterim damlıyor maddesel, manevi. Bir kütüphane, bir kitap günlüğüne öykümüzdü kısaca.

Tek mutluluğum mu çocuklarım o ele aldığım sevdiğim gökyüzü kadar güzel, masmavi çocuklarım hepsi ışıklarla, o ışıkla hala benimle bağları ve duyguları. Geçmişten geleceğe daima. Çocuklarımı daima seviyorum.

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 625
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 509
Kayıt tarihi
: 19.07.08
 
 

Muğla'nın YERKESİK  beldesinde dünyaya gelmişim.  Yöremin o solunacak havasını, coğrafyasını çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster