Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
1950
 

Geçmişten gelen kara kalem

Geçmişten gelen kara kalem
 

Onu çok uzun yıllar evvelinden tanıyormuş gibiydi. Fakat onu nereden tanıdığını ve ona kendini neden bu kadar yakın hissettiğini çözemiyordu. Onunla yürürken, konuşurken ve göz göze bakışırken, garip bir rüzgarın etkisiyle savrulduğunu hissediyordu ruhunun. Anlamını bildiği halde anlatamadığı, sözlerini bilmediği halde mırıldandığı bir şarkıydı sanki hiç dilinden düşmeyen. Çılgınca yaşanan bir aşkın kollarında kendinden geçerken, bu dünyaya geliş amacının doğru cevabının tam ortasında bir boşluk hissediyordu. Bir eksiklik vardı tamamlanması gereken sanki.

Canının sıkıldığını söyleyen sevgilisine "hadi bugün bir resim yap" dedi. Sevgilisi kara kalem bir şeyler yapmaya çalıştı. Resim bittiğinde görmeye gitmişti. Masanın üstündeki resim malzemelerinin ortasında, yeni bittiğini anladığı çizimi görünce bir anda irkildi anlamsızca. Elele tutuşan iki sevgilinin kara kalemle yapılmış bir çalışmasıydı karşısında duran. Belkide bunları karalayanın çok sevdiği bir insanın olması etkilemişti onu böylesine. Daha sonra biraz kafasını toparlayarak fazla iddialı olmayan bu kara kalem resime bir daha baktı. Bu resimi daha evveldende gördüğüne emindi. Yatağına uzandı ve kendini pek iyi hissetmediğini farketti. Bedenini bir anda çok yaşlı ve yorgun hissetmeye başlamıştı.

Ellerini kaldırmak istedi fakat bu gücü bulamamıştı kendinde. Nefesinin gittikçe daraldığını hissediyordu. Avuçlarındaki ufak bir kağıt parçasına sevdiği tarafından yapılmış bu karakalem resmin, onu tekrar bulabilmesi için son şansı olduğunu biliyordu. Gözlerinden süzülen yaşlar yaşamının sona ereceği korkusundan değil, yarım kalacak bir aşkın endişesinden kaynaklanan yaşlardı. Elinde sıkı sıkı tuttuğu karakalem resimle son nefesini vermişti. Karanlık bir odanın içinde hafifleyen ruhunun uçtuğunu hissediyordu. Hafif hafif yansıyan ışık gözünü açmasını engellemesine rağmen yavaş yavaş görebiliyordu. Sevgilisinin resmi çizdiği masaya doğru tekrar doğrulmaya çalıştı. Sersem gibi olmuştu tüm bedeni. Masada duran kara kalem resime bir kez daha baktı. Kendisine hiç yabancı olmayan ve onu bir yerlerden hatırladığını düşündüğü karakalem çalışmanın artık nereden geldiğini çok iyi biliyordu.

Yatakta doğruldu ve sevgilisini aradı hemen. Muhteşem bir resim olmuş dedi. Sevgilisi ona " beğendiğine çok sevindim ama öylesine karalamıştım" diyordu. Evet öylesine karalamıştı geçmiş zamandaki gibi. Bu cümleyi de hatırlıyordu sanki. Avucunda sıkı sıkı tuttuğu resimle son nefesini verirken, bıraktığı sevgilisini bir sonraki yaşamında bulacağına inanıyordu. Evet bulmuştu onu ama bir tek farkla. Resim sonradan gelmişti. Hemde aynı resmi yapabilecek tek ruhun bir kez daha öylesine karalamasının orijinalliğinde gelmişti.

Sevgilerinin büyüklüğü, onları tekrar bir araya getirmişti zamanın bir ilerki durağında. Bedenlerin ve aklın tam kavrayamadığı, fakat ruhların çok iyi tanıdığı kişiler çıkar yaşamımızda karşımıza. Fazla tanımadığımız halde, gizemli bir yakınlık hissederiz onlara karşı. Kimbilir belkide, öylesine karalanan resimlerin, ve sözleri bilinmeden mırıldanan bestelerin arkasında, geçmiş yaşamlarında yarım kalan aşklarını arayan sevgililer vardır. Ne dersiniz?

Metin Özkaya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hangi yarım kalmışlar yaşanmalı tekrar? Bilerek, şımarıklıktan, belki daha iyisini yaşarım düşüncesiyle aç gözlülükten yarım bırakılanlar mı, yoksa yarım kalanlar mı yaşanmalı? Tekrar dirilsem yine aynı sevdanın içinde bulurdum kendimi diyebilenler mi yakalamalı bu büyük şansı yoksa tekrar dirilsem bu sevdanın kıymetini bilirdim diyen pişmanlar mı? İnsanı hayatının içinde geziye çıkaran bir yazı olmuş, yüreğinize sağlık.

Sadece Sen... 
 17.12.2007 15:02
Cevap :
Ne güzel değilmi, sevgiyi bir sonraki yaşamlara bırakmadan keşfedebilmek. Cesur olabilmek aşkın cılız ateşini yangınlara çevirmek için. Bu anlamlı ve etkileyici sözler için teşekkürler. Sevgilerimle  17.12.2007 15:36
 

hiç bir şey imkansız değil değil mi metin bey. Simyacının dediği gibi bir şeyi yürekten istersek bütün evren bize yardımcı olur. Düşününce o çok zor denen kavuşmalar bir bakarsınız ki gerçek olur. Yüreğinize sağlık güzel bir hikayeydi:)) Sevgilerimle

Haşim Arıkan 
 27.11.2007 13:00
Cevap :
Evet Haşim Bey. Gerçekten gökyüzüne baktım dün gece. Asılı duran aya ve yıldızlara baktım. Sonra you tube de bir doğum olayını izledim. Bebeğin ciğerlerine havanın nasılda bir anda dolduğunu gördüm. Sanki annenin karnından dünyaya teslim alınış müjdesi gibiydi ilk nefes alış. Muhteşem bir planın ve inanılmaz bir hesabın parçalarıyız. Sevgiyi ve inancı aramak için o kadar çok nedenimiz varki. Teşekkür ederim size. Yorumunuz içimi coşturdu yine.Sevgilerimle  27.11.2007 15:03
 

bakmayın böyle konuştuğuma, şaka yapıyorum:). Cidden tekamül hızlandıkça, bedensel/ ruhsal bilgilerimiz ön plana çıkıyor. Bir görmeyle bile o insanın bizim için taşıyacağı önemi, bazen onunla paylaşacağımız geleceğimizi bile sezebiliyoruz. İnsan sezgilere kendini bıraktığında herşey çok kolay oluyor. Ve doğru kişiyse, "o bedenin içinde erimek" diye tabir edebileceğim (ki çok zor tarifi ama nereyse her hücrenizin dağıldığı hissi oluyor) bir hisle karşılaşıyorsunuz. Bence böyle bir his için "aşk, sevgi, sevişmek" vb. kelimeler, anlam kayması yaratır. Ama ne yapalım, kendi terminolojimiz olamadığı için bu kelimeleri kullanıyoruz yine. sevgilerimle, çok özel bir yazıydı.

Kwan Yin 
 25.11.2007 13:39
Cevap :
Sizin gibi, tekamülün ince çizgisinde başarı ile yürüyen bir ruhtan yansıyan bu pozitif ışık mutlu etti beni. Bedenin içinde erimek yada o ışıkla birleşerek aydınlığı artırmak. Hücrelerin birleşerek çoğaldığını hissetmek. Ne kadar doğru bir teşhis sizinkisi. Aşk, sevgi ve sevişmek zannedilen fakat hiç alakası olmayan ve hepsini içine alan muhteşem bir haz. Çok iyi hissedilen fakat anlatılamayan bir titreme. Bunu çok yaşadığım için ben bu duyguya "yakamoz" diyorum. Ay ışığının dalgalar halinde titreyerek içine akması ruhun. Birde böyle bir ortamda sizinle dans edebilecek frekansta bir ruhunuz varsa, işte o zaman gökyüzündeki yıldızlara yıldızlar ilave edildiğini hissedersiniz. İşte gerçek yaşam bu bence. Bu duyguları yaşayabildiğimiz sürece tekamül eder ruhlarımız.Çok değerli yorumunuza teşekkürler. Sevgilerimle  25.11.2007 15:56
 

olur herhalde, bir şekilde yarım kalanı bir başka zamanda tamamlamak, hele ki sevgiyi ikinci kez yakalama fırsatı..., güzeldi, sevgiler

Dilek Fuçucı 
 24.11.2007 16:09
Cevap :
Aslında keşke sevgiler yarım kalmasa ve sahip olduklarımızın farkında olabilsek. Yada sevgiyi paylaşabileceğimiz doğru frekanslarda seyredebilsek. Teşekkür ederim yorumunuza. Sevgilerimle  24.11.2007 18:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3058
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster