Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
770
 

Geçmişten ödünç aldığım gayriresmi otobiyografim

Geçmişten ödünç aldığım gayriresmi otobiyografim
 

2005 Yılında neden bilmem kendimi anlatmışım aşağıdaki satırlarda hem de hiç bir detaydayı atlamadan umarsızca. 2006 yılında da altına devam yazısı ekleyerek kendimce, gayri resmi bir Otobiyografi hazırlamışım kendime.

Bugün dönüp baktığımda hayatımda son iki yılda pek çok fiziksel değişiklik olmasına rağmen, ruhumun ve duygularımın hiç değişmemiş olduğunu keşfettim şaşkınlıkla.

O zamanlar Soyadım sadece tek, Üniversite öğrencisi ve bekarmışım.
Mezun olmuşum... Evlenmişim... Oysa hala aynı çocuksu ruha sahibim ben.
Evet belki farklı bir yatakta yatıyor, okula gidip yoklama vermiyor ve bir de YEMEK yapıyorum.
Sabahlara kadar ders çalışmıyorum belki ama hala geceleri çok seviyor ve uyumuyorum pek fazla...

Değişmeyen şeyler de var oysa;
Hala "yazarlık" konusunda aynı isteği duyuyorum. Sözcükleri hala seviyorum. Haz alıyorum yazınca...
Hala okumak keyif veriyor bana,
Ruhum hala değişken ve hala kova burcuyum ben...
Bir de hala aynı sebepten ötürü Galatasaraylıyım ben!

Aaaa bir de hobilerim arasına yemek yapmak eklendi evlendikten sonra, keşke o yıllarda (evlenmeden önce) keşfetmiş olsaydım dediğim ender uğraşlardandır hayatımda.

Başka bir zaman diliminden ödünç aldığım gayri resmi otobiyografim işte karşınızda:




Hayatım boyunca hep istemişimdir yazar olmayı... Yadıklarımı, düşündüklerimi, içimden geçenleri insanlarla paylaşmayı... Sözcüklerimin insanlara ilham vermesini... Ne kadarmutlandırırdı beni...

Lise yıllarında biyografi derslerinde "Soğuk ve Yağışlı bir kış günü ...." diye başlayan tümcelerle anlatırdık kendimizi... Zaman geçti, ama değişmeyen tek şey kaldı ki o da Soğuk ve Yağmurlu o kış günü.
Y
ani dünyaya gözlerimi açtığım 24-01-1984... Hiç silinmedi anamın hafızasından o saatler. Anımsayınca hala sancılanır aniden, dolar gözleri, kalbimi okşar sanki merhametli elleri.

Peki ya şimdi! Kimdir Pınar Yeşiltay? Neler yapar? Ne sever ne sevmez...

Değişken ruh yapısına sahip hayatın ortalarında tutunacak kadar uçlarda yaşayan (bu nasıl cümle deme çünkü öyle...) sıkıldığında herşeye boşveren, aklına takılanı yapmak için elinden geleni yapmaktan çekinmeyen, sıkıldığında kendini motive edebilen, Aldığı tüm harçlıkları kıitabı veren ve sonrada oturup kitapları kemiren... Hatta öyle ki kitap almaktan okumaya zaman bulamayan garip bir şahsiye olarak tanımlamam mümkün kendimi...

Sıkı bir KOVA burcu hen de sımsıkı derler ya hani, işte tam pekiştirmeyi hak edecek kadar... Tercih hakkım olmsaydı eğer tereddüt etmeden yine kendi burcumu seçerdim muhtemelen. Deli dolu, geveze, bazen abartan ama Hümanist ve sevgi dolu, arkadaş canlısı, zaman zaman çekilemeyecek kadar densiz, ama hayatında var olan herşeyi paylaşabilecek kadar insancıl garip insanların burcudur KOVA... Kış burcu olmasına rağmen SIMSICAK gelir bana Kovalar, belki de sadece bana öyle geliyordur kim bilir? Bir arkadaşımın eşi "Kova Kovayı hisseder" demişti. O gün bu gündür kime sen Kova mısın diye sorsam tahminim doğru çıkıyor. Doğruymuş galiba Kova kovayı çekiyor ve ruhsal olarak hissediyor...

GALATASARAY'lıyım.. Neden mi? Futbolla aram iyi olduğu için değil. Galatasarayı tercih ettiğimde ailede kimse tutmuyordu Cim Bom u... Abim ve ablam FENERBAHÇELİ, Babam ve annem ise BEŞİKTAŞ'lı idi. Ben de neden bilmem garip kaldığını düşündüm Galatasaray'ın. Sanki savunacak kimse olmadığı için eziliyor, yeniliyor gibi geliyordu o yıllarda (2007' den not: hala yeniliyor ama:). Adalet duygum kabardığı için Galatasarayı seçtim ve o gün bu gündür dönmedim sözümden. Oysa abim de zamanla Galatasaraylı olmuş Ablam evlenip haneden uzaklaşmıştı ama Adalet duygusunun yerini Alışkanlığa bırakmış olmasından mıdır nedir vazgeçmek istemedim Galatasaraydan. En son hangi maçını izlediğimi sorsanız inanın bilmem (??????)

Hayatımın vazgeçilmezleri arasındadır KAĞIT- KALEM kokusu... Huzur duyuyorum elime kalemi ve kitabı alınca. Mutlandırıyor beni. Son zamanlarda mesleki ağırlıklı okuyor olsam da çok fazla ayrım yapmam aslında. İşime yarayacağını, Hafızamı güçlendireceğini, Belleğime katkıda bulunacağını ya da ne bileyim ben hiç bir şey katmayacağını da bilsem okumaktan vazgeçmem. Ne geçse elime mutlaka bir göz atarım ben ayrım yapmaksızın ben.

Başta kitap okumak yer almak şartıyla; Sosyal aktiviteleri, eğlenmeyi, sosyal sorumluluk bilincine dair eylemlerde bulunmayı (burada eylem fiil hareket anlamındadır, ayaklanma, hışkırtma ile uzaktan yakından alakası yoktur), araştırmayı seviyorum. Organizasyon düzenlemek hobilerim arasında... Bir de yazmak var ki şu anda düşünce aşamasında...

Bu gecelik bu kadar içimden geldiği ikinci bir tarihte devam etmek ümidi ile...

18:37 13-11-2005 Buca / İZMİR


Yepyeni bir akşam daha... Koskoca bir ömürde parça parça tükenen zaman diliminin kazandırdığı sinerjik anılar var yüreğimde... Yeni bir yıl yeni umutlar... Son sınıf olmanın verdiği gerginliğin arttığı, final kaygısının baş gösterdiği, üstüne üslük bir de Kurban Bayramı telaşının başladığı, temizlikçinin süpürge sesine diş gıcırdattığım bir günümdeyim bu gün...

Dün gece çok da elimin ermediği bir oyun oynadık Serhat ve Tansu'larla. Bowling de kabiliyet düşmanı olmama rağmen Serhat'ı yenmiş olmak gururumu okşadı açıkcası.

Severim ben kendimi farklı alanlarda sınamayı. Her elimden gelen işi yapmak, farklı duygular tatmak, bilmediklerimi öğrenmek, alamadığım damak tatlarından mahrum kalmamak bir anlamda hayat felsefemdir benim.

Son dönemlerde buna istinaden TAKI TASARIMI kursuna gitmeye ve kendimce üretkenliğimi arttırmaya, eşe dosta hediye yaparak sevindirmeye karar verdim. Ehhh bu konuda çok da yeteneksiz değilim çok şükür... Pek bir keyif alıyorum boncuk alırken dükkanlardan.Tıpkı kitapçı raflarının arasındaki gel gitlerim, kararsızlıklarım gibi saatlerce bakınıyorum, hangi renk neye uyar, spor mu olsa klasik mi derken çıktığımda bir bakıyorum ki yaklaşık 1o takılık malzeme almışım. İnanın BONCUKlar motive ediyor insanı, Terapi gibi geliyor. Mutlanmak ne güzel...

Kütüpane formatındaki odamın birini köşesini de atölye yaptım, Karga burundan keskiye penseye kadar uzanan Takı araç gereçlerim, Aparatlarım , boncuklarım, Rengarenk kurdelalar, zincirler ve diğerlerinden oluşan uzunca bir liste eşlik ediyor atölyeme... Farklı modeller tasarlayıp, bitirdiğimde inanılmaz keyifli hissediyorum kendimi.

Uykudan başım dönüyor, sözcükler uğulduyor beynimde...

Bir başka zaman diliminde devam edebilmek ümidi ile...

03-01-2006
Buca
İZMİR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim yolcunun izlediklerinde görmüştüm seni kendisi çok yakınımdır. anaaa dedim benden fazla sevdiği varmış  hatta şöyle göz ucu ile bir baktım tuuu kaka gibi kapattım...kıskandım dı . Baktım bana uğramışsın...iyi bari dedim bende gideyim ayıp olur. geldim tıkladım bir yazıya. Anacım ne öyle aldı yazı beni içine çıkamıyorum . . itiraf ediyorum harika bir anlatım sımsıcak bir uslup kısacası ba yıl dımmmm. Nasıl olmuşta farketmemişim. Üstelik bende Cimbmlu iken. severim keratayı. Bende oğlağım  sanki benzeşen yönlerimiz çok. sen kitapları kemirimişsin ben ağaçları. Keçiyim ya...aksi gibi pc bozuldu...ama en kısa zamanda gelip okuyacağım.... sevgiler efendimmm

Halide 
 29.09.2007 8:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 1735
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster