Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '21

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
37
 

Geçmiyor, Dinmiyor, Bitmiyor

ALEV ALATLI’YI, seversiniz ya da sevmezsiniz...

Herkesin kendi bilebileceği bir şey.

Sonuç itibariyle Türkiye’de bir değerdir.

Ama, siz muhalif bir duruş sergiliyor ve Alev Alatlı’nın düşüncelerine, sırf Tayyip Erdoğan’ın politik duruşuna onay veriyor diye bakarsanız, doğal olarak Alev Alatlı’yı sevmezsiniz.

Zaten çok da derdim değil.

Başkalarının Alev Alatlı’yı sevip sevmemeleri.

Geçtiğimiz günlerde, Alev Alatlı, sabah gazetesine röportaj verdi.

Şu cümlelerinin altını çizmişim:

“CHP sol bir parti değil. Tespitleri doğru yapmamız lâzım. İlle de tanımlamam gerekirse, elitist muhafazakâr partidir. CHP solculuğunun ‘durum politikası’ olduğunu düşünürüm. ‘Durum komedisi’ gibi yani, hadiselerin dayattığı solculuk.”

Şimdi, son günlerde CHP genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya üzerinden gençler üzerine seslenişini okuyor veya izliyor musunuz?

CHP, AK Parti iktidarını yatırım yaptığından ötürü eleştiriyor. Öte yandan bakıyorsunuz, Sayın Kılıçdaroğlu iktidara geldiklerinde, gençlere daha fazla “para” vermekle ve lüks tüketim aygıtları tedarik etmekle, zamanını boş şeylerle harcıyor.

 

Ne kadar öze dokunan bir söz:

- Halkın dertleriyle dertlenme, derdine derman olma.

Birgün gazetesinde okumaktan zevk aldığım yazarların başında Sayın Fikri Sağlar gelir.

En son yazısında Sayın Sağlar, gündeme ilişkin düşüncelerini sıralamış da sıralamış...

Şu cümlesine dikkat kesilmişim:

“Ama AKP hâlâ birinci parti.”

Neden acaba?

Düşünüyorlar mı?

**  **  **

Cumhuriyet gazetesine bakıyorum...

Sözcü gazetesine bakıyorum… Ve devamı birçok gazeteye bakıyorum...

Sürekli bir damar üzerinden, bir şeyler köpürtülmeye çalışılıyor.

Kendi adıma ben artık bıktım.

Şunun altını hemencecik çizeyim:

Ülkemizde artık “laiklik olmalı mı olmamalı mı” tartışmasından vaz geçelim.

Yukarıda bahsettiğim gazetelerin hemen hepsinde son günlerde, köşelerde ve haber metinlerinde “laiklik güzellemeleri” var.

Şahsen ben, artık her öğün aynı yemeği yemekten bıktım:

Türkiye devleti, CUMHURİYETTİR.

Kimin inkârı olabilir?

Lütfen, bırakın artık şu tarikat ve merdiven altı din kisveli örgütlerin Türkiye’ye yönelik tasvirlerini ve tasavvurlarını.

20 yıldır ülkemizde dinmeyen bir ıstırap var...

CUMHURİYET...

Bizi biz yapan, cumhuriyet rejimi ve onun kurum ile kurallarıdır.

Senelerce aynı endişe başlıklarını köpürte köpürte siyasal mevzi yenilemediğini kaç kere deneyimledik?

Yahu bu ülkenin demokratik cumhuriyet harcı sağlamdır. Hem de çok kısa denebilecek bir süre zarfında- 15 senede- rejimin temelleri atılmıştır.

Sosyal medya denen yeni iletişim ağı, gerçekten de artık çığırından çıkacak bir biçimde kullanılmakta. Bizi biz yapan moral değerlerimiz, sosyal medyadaki hesaplarımızdan aşındırılmakta. Çağımızın vebası artık kin ve nefret saçımıdır. İnanılmaz boyutlarda insanlar birbirlerini hedefe koymakta.

Moral değerlerimiz bizim en önemli tutkalımız. Ama bu böyle olmaz, birbirimizi yaftalayarak olmaz.

Bizi biz yapan insani değerlerimiz üzerinden politik rant elde etmekle, maalesef iktidar olunamıyor.

Keşke...

Taşın yerinde ağır olduğunu idrak edebilsek.

  

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 641
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 81
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster