Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
1001
 

Gel dosta gidelim gönül

Gel dosta gidelim gönül
 

MB toplantısından sonra hava değişiminden olsa gerek beni biraz sarsan bir grip geçirdim. Tabi bunun geçmesinin tek yolu dinlenmekti. Eğer alıştıysan belirli bir tempoda çalışmaya hasta bile olsan evde yatmak zor geliyor. Sıkıldım tabi bu dinlenme döneminde:))) Biraz uyku sorunum oldu. Eee uzun gece nasıl geçer değil mi? Biraz tv biraz internet birazda aile yapılan sohbetler. Bu arada beni düşünen canım dostlarımın telefon ve mesajları.

Ezginin Günlüğü dolduruyordu odamı o akşam… O muhteşem ezgiler ne ağrı ne sızıyı hissettiriyordu. Nasıl güzelde söylüyordu. Ayrılığın treni durmaz artık /Döndümüydü tekerleri/İşte sevda buymuş, her değen tutuşmuş/Bu ne tatlı bir belaymış bırakmadı yakamı/Ama olsun, acılar adam eder, adamı… Aklıma bu şarkıyı çok seven arkadaşım geldi. Hemen arayıp sesini duymak istedim önce. Saate baktığımda onun uyuduğunu düşünerek bu fikrimden vazgeçtim. Ama teknoloji işte. Ona uzun bir mail yazdım. Eskilerden bahsederken ona diğer arkadaşlarımda tek tek gelmeye başladı aklıma.

Ne güzel akıp gidiyordu gece. O güzel ezgide buldum canım arkadaşımı. . Sonra diğer dostlarım. Kimini şarkılardaki sözlerden çıkarttım kimi içtiğim sıcacık çaydan. Yazdım hemen “ Aklıma geldin. Sıcacık bir çay sebep oldu buna”. Sevinir diye düşündüm. Resimlere bakmaya başladım sonra. Canım dostlarımın gülen güzel resimleri nasılda mutlu etti beni. Hastayken biraz daha hassas oluyor insan. Kimi arkadaşlarıma da kırgın olduğum geldi aklıma… Mesela sırdaşım dediğim her zaman varlığını hissetmek istediğim dostum “Geçmiş olsun” dilemek için bile aramamıştı beni. Bozuldum önce bu duruma. Fazlamı düşünüyorum dedim kendi kendime. Ama işte bekliyor insan sevdiklerinden. Sonraki günlerde kendince açıklamalar yaptı ama baktım çok mühim değildi bu durum onun için. Çok meşgul olduğunu ve bir türlü vakit bulamadığını söylüyordu. “Nasıl” dedim içimden. Bende çalışıyorum. Onun için gün 24 saat değil miydi yoksa? İki dakika ayırmak zordu galiba. Ya da o benim gibi arkadaşlarıyla ilişkilerinde hassas davranmıyordu.

Saat ilerliyor ben hala arkadaşlarıma mail yazmaya devam ediyorum. Nasıl özlemişim görüşemediklerimi. Konuştuklarımız, yaptıklarımız her şey geliyordu aklıma. Yorulmuştum artık ve yatağıma uzandım. Nasıl huzurlu hissediyordum kendimi. “Her şey gelip geçer” dedim içimden. Ama gerçek dost her zaman yanında olur. Ne mesafelerin önemi kalır ne de içinde bulunduğun durumun. Eğer varsa ihtiyacı arkadaşının sana. Koşar adım gidersin hemen yanına. . Ya da sesini duyurursun en çok duymak istediği anda. . Öyle güzel gelir ki bu. O an dünyanın en güzel olayı bile gerçekleşse bundan daha güzel olmaz.

Sabah telefonumun sesi ile uyandım. “ Seni delii. Neler yazmışsın böyle. Sabah sabah nasıl sevindirdin ve duygulandırdın beni. Çok özledim seni” diyordu arkadaşım. . Bende onun sesini duymaktan çok mutlu olmuştum. Sonra biraz zorlansam da( gripten dolayı çıkmayan sesimdi zorlayan beni) güzel bir sohbettin ardından hemen bilgisayarı açtım. Gördüğüm şey beni dünyanın en mutlu insanı yaptı. . Çoğu arkadaşım mailime o kadar güzel cevaplar yazmıştı ki çok sevindim. . Ne gripten çıkmayan sesim umurumdaydı ne de vücudumdaki halsizlik. “Ne şanslıyım” dedim. Şanslıyım çünkü çok güzel arkadaşlarım var.

Şimdi daha bir özen gösteriyorum vakit ayırmaya arkadaşlarıma. Olabildiğince çok arıyorum. Ulaşamıyorsam mail gönderiyorum. Çünkü gerçek dost kolay kolay bulunmuyor. Saçma sapan işlere vakit ayırmaktansa dostuma bir “Merhaba” demek daha anlamlı ve güzel geliyor bana. Ve çok sinirleniyorum “Çok meşgulüm. Bu yüzden kimseye vakit ayıramıyorum” diyenlere. Vakit ayırmak istersen ve gerçekten değer veriyorsan sevdiklerine ne yapar ne eder vakit ayırırsın. Bu süre 2 dk bile olsa. Eğer aramıyorsa sormuyorsa bu meşgul olduğundan değil görüşmek istemediğindendir diye düşünüyorum artık.

Şimdi sıcak çayımı yudumlarken Ezginin Günlüğü yine tüm güzelliğiyle eşlik ediyor bana… Yalnız olmadığımı biliyorum odamda. Her an yanımda olduklarını bildiğim dostlarım var çünkü. Ne kadar büyük bir sevgiye sahip olduğumun farkındayım. Ve onları ne kadar büyük bir yer ayırdığımı biliyorlar kalbimde.

“Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz. ” (1)

(1) Can Dündar’ın Bir Dost yazısından…
Resim Kaynağı : www. deviantart. com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Hoşsada-Seda, dosta gitmek, dostluklara ulaşmak, dostlukları yaşamak ile ilgili çağrınız güzel bir çağrı. Öncelikle geçmiş olsun diyorum. İstanbul, yaşayanları da kendisine konuk gelenleri de hasta ediyor. Siz de sözünü ettiğiniz hava değişiminden hastalandınız. Dilerim ki şimdi çok iyisiniz. İşlediğiniz konu zor bir konu, hani insan hastayken de, sağlıklıyken de aramalı dostlarını. Hayat çizginizde belli ki dostluklara fazlasıyla yer var. Arada bir hayal kırıklıkları yaşansa da dostluklara kıymamak gerekiyor. Bunun bir de kalıcılığı olmalı. Dostluklara zaman ayırmanın da gerekliliğini yazmışsınız. Hepsi de güzel, belki bizlere de yeni başlangıçlara vesile olur. Gerçi Balzac ''Vadideki Zambak'' kitabında dost sayısını az sayıda bir gerçeklikle dillendirir; sonuçta her ne olursa olsun dost ve dostluklar hepimize gereklidir. ''Gel dosta gidelim gönül'' diyelim biz de hep birlikte. Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 04.02.2007 22:25
Cevap :
Sevgili Cemal Bey, öncelikle geçmiş olsun dileğiniz için teşekkür ediyorum.. Şimdi daha iyiyim.Dostluk.. Zor zanaat değil mi? İyi yada kötü günde varlığını hissettirmek önemli olan.. sadece bir merhaba, kısa bir mesaj yada mail... Yaşam telaşı bize sevdiklerimizi unutturuyor.. Oysa dostluklarla,sevgiyle anlam kazanır hayat.. değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum.. Sevgilerimle..  04.02.2007 23:21
 

geçmiş olsun diycem ama biliyorum ki hala kart bi ses tonuyla konuşuyorsun:)))azcık geçmiş...canım benim arkadaşınla ne kadar uzun sürede görüşmesen aranızdaki o sıcaklık ve hala birbirinize olan sevginiz bitmemesi hala konuşabiliyor ve yazabiliyorsanız herşeye ragmen siz gercek bır dostmussunuz:))) dilerim bizimkide daim olur :))ellerine saglıkk tez şifalar dılıyorum ama Can Dündar'ında ellerine saglık dimi:)) oda en az senın kadar iyi yazıyor:)))

Selime 
 03.02.2007 16:04
Cevap :
Çok sağol canım geçmiş olsun dileklerin için..Ya ama sesime neden laf söylüyorsun.. Tamam şarkı söylemem yanında eski performansına dönene kadar:))) Dilerim bizim dostluğumuzda daim olur.. Eee Can Dündar da arada benim gibi yazabiliyor işte:))) Fazla zorlamamak gerek elinden ancak bu kadarı geliyor demek ki:))))) Sevgilerrr  04.02.2007 12:18
 

Dost olmak çok zor.Her zaman yanında olabilmek.. Sevgi ilgi ister ve ilgi ile büyür.. Dost olmanın gereğini yapmak gerekir..Uzaklarda olsanda varlığını hissettirmek gibi.. Geçmiş olsun..

Püren ERDEM 
 02.02.2007 19:18
Cevap :
Mesafelerin anlamı olmaz gerçek dostlara..Çok teşekkür ederim geçmiş olsun dileğin için. Kucak dolusu sevgiler  02.02.2007 19:49
 

Ateş, üşüme, ağrı, ses kısıklığı, bişey yiyememe, ilaçlar... Ama bunların yanında yatağa gömülüp kaybolma, Ezginin Günlüğü, evde doyasıya yatıp dinlenme, çevrende ilgiyle dolaşan yakınların, televizyona boş boş bakma, sıcak ıhlamurlar, telefondan gelen geçmiş olsun dilekleri... Bunlar da güzel yav! Hasta olup yatasım geldi şimdi :) Salı günü yazılmış bir blogu Cuma günü yorumlayana ne derler bilmiyorum ama yine de yazmadan geçemedim. Sevgili Seda, hastalıkları da güzel geçirmen dileğiyle... Sevgiler.

Murakami 
 02.02.2007 17:01
Cevap :
İlgiyi kim sevmez değil mi? Hastayken evdekiler başında ne istersen yaparlar.. Ya tekrar mı hasta olsam napsam:))) Yok yok ben böyle sağlıklı daha iyiyim:))) Celal Bey hasta olmayın aman..Siz yinede dikkat edin kendinize.. bu ilgi güzel bişeyde yinede ağrısı sızısı zor oluyor:)) Salı gübü yazılan yazıya cuma günü yorumlayana bişey denmez sadece teşekkür edilir.. Teşekkürler güzel yorumunuz için.. Sevgiler  02.02.2007 18:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 197
Toplam yorum
: 2196
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1003
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster