Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
616
 

Gel gör beni "aşk" neyledi...

Gel gör beni "aşk" neyledi...
 

Kelebekler içinizde...

Yeniyim ya… Bol bol gezinip yazdıklarınızı okuyorum. Çok sayıda “<ı>Aşk nedir, Aşk isterim aşk, kadın-erkek ilişkileri, sevginin bin bir tülü hali…” konulu bloglar var. Şaşmadım. İnsanlık var oldu olalı tartışılır, bir türlü yanıt bulunamaz. Ama söz söylemekten de bıkmayız üstüne. Dönüp dolaşıp aynı şeyleri söyleriz aslında farkında olmadan. Özetle: Aşk isteriz, bulamayız, bulduğumuzu elimizden kaçırırız, bulamazsak ararız, yani yaşamımız bunun etrafında, “Aşk” etrafında döner durur.

Çalışırız, ama aşk için (para için mi sanıyordunuz?! J). Eleştiririz, aşk için. Büyürüz, evleniriz, boşanırız, çocuk yaparız, dünyayı severiz, yaşamı severiz, koruruz; Aşk için…

Benim işim “aşk”a bir tarif bulmak değil. Kimse yapamamış, ben neden boşa kürek çekeyim? Ya da sizin bildiğinizden fazla ne söyleyebilirim ki? Aynı şeyleri başka türlü sözcükler kullanarak söylerim, siz de daha okurken keşfedersiniz: Yeni bir şey yok. Bunu yapmayacak kadar olgunlaştım, aşkı tanıdım.

Benim derdim başka? Ben “aşk”ı sevmekten, “aşk”ı seven insanlardan ve “aşk” ı beslemekten bahsetmek istiyorum. “Aşk” ı sevmek başka bir şey. O heyecanı, flört dönemini, karşındaki için süslenmeyi, giyinmeyi, program yapmayı, onun için nefes almayı sevmekten bahsediyorum. İçinde her daim kelebekler uçuşması. Bu heyecanı yitirmeden “aşk”ı yitirmek acıtıyor aslında. Eğer heyecan ve kelebekler yitmişse “aşk”ı yitirmek de acı vermiyor. O zaman devreye sosyolojik bir takım olgular giriyor: Alışkanlık, birliktelik, sorumluluklar, toplumsal statü vs. Bunlar konumuz dışında. Biz sadece çarpan yüreklerle ilgiliyiz burada.

Tek suçlu hormonlar. Biyolojik hormonlardan çok genetik hormonlarımız. Yani üremeyle ilgili olanlar da konumuz dışında. İnsan var olduğundan beri şu ya da bu cinse bu duyguyu besledi, beslemeye de devam ediyor. Aslında dünyayı ayakta tutan şey bu “aşk” diye üç harfin içine sıkıştırdığımız duygu. Üreme içgüdüsünün tetikleyip tetiklemediğini konunun uzmanları açıklar. Benim bildiğim “aşk”ı besleyen o içimizde uçuşan kelebekler ve ısıtılmış bir sacın üzerinde dans eden yüreğimizdir. “Aşk”a sahip olunca onu yitirmekten dem vuranlar için söylüyorum. Bir kedi yavrusunu ya da köpek yavrusunu veya küçük bir menekşe fidesini düşünün. Onu çarşıda, pazarda gördüğünüzde sahip olmak için debelenir ama eve getirdikten sonra yemeğini, suyunu, sevgisini vermezseniz, gerekli ilgiyi göstermezseniz; evde varlığını kanıksar görmezden gelirseniz ne olur? Bakımsızlıktan önce çirkinleşir, eve ilk getirdiğiniz, o çok beğendiğiniz canlı olmaktan çıkar. Daha sonra da büyük olasılıkla ya ölür, ya evden kaçar. Belki de siz onu gözden çıkarırsınız, bir başkasına ellerinizle armağan edersiniz. Bana göre “aşk” da böyle bir şey. Eğer “aşk”ı seven biriyseniz onunla ilgilenirsiniz. Bahane aramaz, bulmaz, ikinci plana atmazsınız. Karşınızdakinin ne olduğunun, kim olduğunun çok da önemi yoktur. Siz o “kelebekleri” seversiniz aslında.

Bir kadın 15 yıl sonra bile âşık olarak evlendiği erkeğe aynı aşkla bağlı mıdır? Sevgiye, alışkanlığa dönüşür mü o ilk sarsıntı? Eğer “aşk”ı beslerseniz, yanıtım “Hayır, asla dönüşmez”. “Aşk” karşınızdakine verdiklerinizin sizde yansımasıdır. “Aşk”ı seven, onu besler, ilgilenir, büyütür. Kendi içindeki heyecanı da… Kelebekler sizin içinizde…

Siz çırpınışlarını yansıtmazsanız hiç kimse kelebeklerin varlığından bile haberdar olmaz. Kadınların gözünden bakarsanız, bir omuz hareketi, bir bakış, bir dokunuş, dudaklarınıza sürdüğünüz bir ruj ya da bir kahkaha… Kelebek sesidir.

“Aşk”la kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

BENCE DÜNYADA AŞIK OLMUŞ 4 MİLYAR KADAR İNSAN YAŞIYOR ŞU ANDA. BU DA DEMEKTİR Kİ, DÜNYADA 4 MİLYAR FARKLI AŞK YORUMU VAR. ÇÜNKÜ HERKES FARKLI DUYUMLUYOR VE FARKLI YORUMLUYOR. O NEDENLE MİLYONLARCA AŞK ŞİİRİ, BİNLERCE AŞK ROMANI YAZILMIŞTIR. AŞK YAŞAMIN ROKETİ GİBİDİR, BİZİ BİR YERLERE FIRLATIR VE OPRADA HIZLA İLERLEMEMİZİ SAĞLAR. İŞTE BU DA BENİM Kİ... SEVGİYLE... MS

Mehmet Sağlam 
 26.10.2007 12:30
Cevap :
Çok haklısınız Mehmet Bey, herkesin bir aşk tarifi var. Aşkın tarifi sizin için ya da bir başkası için ne olursa olsun, önemli olan onu yaşatabilmektir. Yoksa aşk bir gün, bir biçimde hepimizin karşısına çıkıyor. Onu tanımlamak için harcadığımız çabayı bir de onu yaşatmak için harcasak... Güzel akşamlar efendim...  26.10.2007 19:06
 

Bilim Teknik dergisinin 430. sayısına ulaştığınız takdirde aşk neymiş öğreniliyor çok harika bir sayı bence ve arşiimde ölene kadar saklayacağım...

Mustafa Kırmızı 
 27.09.2007 15:51
 

Size bugün evde bulup gönderecem Bilim Teknik dergisinin sayısını unuttum ama gönderecem onu internet sitesinden bulup okuyun işte aşkın tarifi ve çeşitlerinin hepsi orada.

Mustafa Kırmızı 
 25.09.2007 16:56
 

"
hani yaşamın her yönü olduğunu bilsin diye.. bazen sevinçler bazen kederler vermeliyim sana...  
geçnişe baktığımızda ne kötü ne iyidir bildik mi veya bilen var mı?"

***
çekincelerini kaldır, tarifsiz gel.. kokun teninden canıma aksın...
kadınlığını dizime alıp masallar anlatayım ona, sevda ve ayrılık sözleri edeyim arada bir, sen al beni koynuna"

Neden aşkın tanımlarından uzaklaşır insan yıllar geçtikçe? Yaş, aşkın çarpanlarından değil mi yoksa?

bunları düşünmek, bugün aşkı düşünmekle eşdeğer halde bir çoğumuz için veya ben öyle hissediyorum.. Ne dersin?
Bir daha aşka dair yazı okumamalıyım belki de..
Sevgiler

 
 

Ekrem Pehlivan 
 16.09.2007 1:18
Cevap :
Neden okumayacaksın ki? Zaten beş yıldır kitap okumuyorsun... Hiç olmazsa bu yazıları okuyabilirsin. Gerçi bunlar da senin için "metodikleştirilmiş klişeler" (miydi? tam hatırlayamadım...) olabilir. Aşkla ilgili bir şeyler okumak, izlemek, yazmak (araştırmalara göre) insanların endorfin hormonlarında artış sağlıyor. Sırf bunun için bile değmez mi sence? E ama diyorsan ki, "beni melankoliye sürüklüyor," ben de, adrenalin de endorfin kadar beden için gereklidir (ama kıvamında) diyeceğim... Şaşırtıyorsun Bay Felsefe...  16.09.2007 13:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 61
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1753
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

1968 yılında Ankara’da doğdum. Klasik Arkeoloji okudum ve Sosyal Antropoloji masteri yaptım. Çevirme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster