Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
329
 

Geldiğimiz nokta ve bazı kişiler...

Geldiğimiz nokta ve bazı kişiler...
 

Daha önce de vurgulamıştım... Bazıları, kendilerini Anadolu’ya çıkan çadır tiyatrolarında sanıp, dansöz sahneye çıkınca, içeriği ve gelecekte ne gibi sonuçlar doğuracağı belli olmayan bir şekilde “Aç… Aç… Aç…” diye tempo tutuyorlar.

Yargıtay Onursal Başsavıcsı Sabih KANADOĞLU’nun da dediği gibi, Anayasa Mahkemesinin verdiği her karar “Hukuk” içindedir, ama siyasi sonuçlar doğurur.

Yasama, yasa yaparken sadece hukukçuların anlayabileceği, yorumlayabileceği gibi hazırlanmaz. Okuyanın da anlaması gerekir ki, suç işlemesin. Yoksa hepimizin “Ben bu yasayı anlamadım, suç sanmadım…” gibi tezvirat üretmemize imkân sağlar. O nedenle okuduğumuzu anlayalım.

Anayasamızın Siyasî partilerle ilgili hükümler” başlığı altındaki 68 ve 69’ncu maddesinin ilgili fıkralarına bakalım.

“III. Siyasî partilerle ilgili hükümler

A. Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma

MADDE 68.– (Değişik: 23.7.1995-4121/6 md.) Vatandaşlar, siyasî parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için onsekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.

Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Siyasî partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.

Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.

B. Siyasî partilerin uyacakları esaslar

MADDE 69.– (Değişik: 23.7.1995-4121/7 md.) Siyasî partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir.

Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir.

Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.

Bir siyasî partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.”

Devlet, şeklini ve niteliklerini korumaya almak zorundadır, bunu da “Anayasa” ile sağlar. Başta “…demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları…” olan siyasi partiler olmak üzere tüm kurum, kuruluş ve kişiler Anayasa’ya uymak zorundadır.

Eğer uymamışsan, sonucuna da katlanmak zorundasındır.

Ama bazıları, başta içinde ne olduğu bir paketi önümüze koyan iktidar olmak üzere, kişiler, yazan çizenler, yorumlarını “taraflı” ve “amaçlı” yaparlar…

Önceki gün Referans gazetesinde Cengiz ÇANDAR bo yolda yorum yapmaktadır. Bakın ne diyor, siz değerlendirirn.

“Anayasa Mahkemesi'nin kararı durumu nasıl tehlikeli bir mecraya sürüklemişse, Kürt siyasi hareketinin önemli aktörlerinin TBMM'den çekilme kararı da o tehlikeli mecrayı derinleştirici niteliktedir. İşlerin vardığı noktada, Abdullah Öcalan'ın belirleyici rolü görmezden gelindiği takdirde, olan-biteni anlamak ve işlerin daha nerelere uzanabileceğini kavramak da mümkün olmaz.”

“Anayasa Mahkemesi de yangına tam anlamıyla körükle giderek, "demokratik açılım"ı arkasından hançerlemiştir.”

Bir kere “…durumu tehlikeye…” düşüren Anayasa Mahkemesi değil, DTP’nin kendisidir.

İkincisi…

“Paket”in içeriğinin ve sonuçlarının belirsizliğine rağmen olayın içine giderek “...hançer…” kullanan Anayasa Mahkemesi değil, bu tür yorum ve görüşlerle devleti yok etmeye, milleti bölmeye, ülkeyi parçalamaya yönelik faaliyetlerde bulunanlardır.

Millet, sokaklarda bağırıyor, duyan yok mu? Bakın ne diyorlar…

“Şehitler ölmez, Vatan bölünmez, bayrak inmez, ezan susmaz…”

Açmanız gereken şey “Paket” değil, kulaklarınızdır. Millete rağmen hiçbir şeyde başarı sağlayamazsınız, anlıyor musunuz?

Gelelim Ahmet TÜRK’ün son dakika açıklamasına…

Demek ki “Millete” rağmen olmuyormuş…

Altı kez kapatıldığını vurgularken, yine de demokrasiden ve hukukun üstünlüğünden bihaber… Yine ayrımcılığa doğru giden bir parti çatısı altında sözde demokrasi mücadelesi verme çabasında olacaklarını savunmaktadır.

Demek oluyor ki, yedinci partiyi de aynı beyinle savunduğuna ve halen İmralı’yı adres gösterdiğine göre, sonucu şimdiden belli… Yarın da ondan söz ederiz…

18 ARALIK 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize sağlık güzel bir yazı olmuş.İmralı canisinin elçileri oldular bunlar dünü bu günü yok konuşmalarının her biri ayrı telden çalıyor gideriz geliriz dağa çıkarız biz pkk lı değiliz ilgimiz yok bir dizi yalan dolan ve her şey hazırken yeni parti tabelaları bile hatta asılıyorken bile TÜRK milletinin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlardı tüm bunların basında yer alınması bile bence onlara mükafat oluyor bıraksınlar bakalım bulunmaz hint kumaşı zannetiler kendilerini ...sevgi ve saygıyla..

ŞERMİN ÇIKRIKÇI 
 19.12.2009 1:41
Cevap :
teşekkür ederim... Böyle düşünenler çoğunlukta oldukça... Başarırız bu işi biz, parçalatmayız, ayrıştırmayız...  19.12.2009 17:24
 

APO' DTP'nin kapatılacağını tahmin ediyor du. Bu Arada parti içinde kendi liderliğini sarsabilecekleri de akerde atmiş oldu. BDP daha radikal siyaset yapacağının sinyalini ilk günden vermiş oldu. Eski DTP'liler istifa etseler çoğou devlete karşı suç işledikleri için yargılanıp hapse atılacaklardı. Mhp'de bunu bildiği için oylama da evet kullanacağını söyledi.

yadaosman 
 18.12.2009 18:49
Cevap :
hesaplar o kadar çok ki, hangi birini sayacaksınız... teşekkür ederim.  21.12.2009 16:18
 

Tutarsızlıklarını, milletin değil terör örgütünün partisi olduklarını kendileri tescillemiş oldular. Hadi bakalım meydanlarda halka gaz verirken söylediklerini nasıl geri alacaklar. Tabi sadece onlar değil, bu tavırları destekleyenlerin anlatacaklarını da merak ediyorum. Bence "ötekileştirici demokratlarımız" da durumu anladılar ve şimdi DTP yi eleştirerek cevahiri kurtaracaklardır. Selam ve sevgilerimle...

Haluk Seki 
 18.12.2009 17:24
Cevap :
Size de katılımıznız için teşekkürederiiiiim... Sağolasınız destek verdiğiniz için.  18.12.2009 20:13
 

Elinize sağlık çok açık ve net anlatılmış. Çandar gibiler aslında kaostan baş sorumludur. DTP liler zaten Akıl'larını terörist başına emanet etmişler onlardüşünemiyor O düşünüyor. İradeleri yok olmuş bu durumda bir bakıma onun kulu olmuşlar. Selam.

Nariçi 
 18.12.2009 17:09
Cevap :
Teşekkür ederiiiim...  18.12.2009 17:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 204
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 572
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster