Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
134
 

Geleceği güzel hatırla

Geleceği güzel hatırla
 

ben


Büyük Patlama adını almış olan ‘kendinden özgür’ enerjinin açığa çıkmasıyla madde sonunda insan gibi mucize bir cana dönüşebilmişse, elbette ki her şey bir olasılıktır. Her olasılığın gerçekleşebilir olması belki de sadece bir zaman meselesidir. Aslında her şey hem bir olasılıktır hem de bir olasılığın tezahürüdür. Çünkü kanımca, varoluş zaten bir olasılıklar eytişiminin (diyalektiğinin) somutlaşmış olgularından ibarettir. İnsanın da bu olgulardan biri olması büyük olasılıktır. Bu olasılıklar eytişimini Tanrı’nın başlatmış olduğuna inanmış olmak insan aklının varoluş bilgisini çözümleme arzusuna engel değildir. İnsanı mucize yapan da bu varoluş bilgisini anlama ve çözümleme yolunda akıl yürütme yetisidir zaten. Başlangıcın kendisi olan Tanrı’nın evrene saldığı varoluş bilgisini öğrenebildiğimiz için mucize olmaktayız; yoksa ha insan ha bir b..k böceği; kalmaz arasında bir fark. ‘Büyük Patlama’ (enerjinin evrensel isyanı) sonunda kod adı insan olan mucize bir evren virüsü oluşmuştur. Virüs önce dünya ve sonrasında evren için bir tehdit oluşturacak kötülük bilgisini kullanır olmaya başladığında, Tanrı insana din aşısı yapmış; fakat görülen o ki aşı tutmamış. Aşı tutsaydı sözde dindarlar Allah adına insan boğazlamazlardı. Belki de Tanrı bize güvenen iyi niyetiyle hepimizi aşılamaya gerek duymadı. Latife bir yana, gerçek şu ki cennet madalyası uğruna çocuklar telef ediliyor. Tanrı’dan yeni bir aşı gelme olasılığı vardır elbette; hatta bu aşının da tutmama olasılığı vardır. Burada durup düşüneceğiz; ya kendimizi olasılıklar kaderine teslim edeceğiz ya da bizi evren mucizesi yapan beynimizi çalıştırıp kendi aşımızı üreteceğiz. Kendimizi vicdanlı bilimle aşılamalıyız. Buna Tanrı’nın itirazı olacağını hiç zannetmem; nihayetinde hastalık yapan değil şifa yapan bir virüs olmaya çabalayan kullarından memnun kalacaktır.

Şifacı virüs olabilmek için, en evrensel düşünme yetimizle eldeki bilgiyi çözümleyip, en düşük olasılıklara kadar oluşturduğumuz öngörü bilgileriyle geleceği hatırlamalıyız. Yapmamız gereken sadece, vicdanlı aklımızdan bizi şifa virüsü yapacak aşıyı bulmasını talep etmeliyiz. Düşünen bilginin öngörüsüyle geleceği güzel hatırlayan insan, somutlaşmış geçmiş zaman bilgisi ve mutlu gerçekliğe en yakın olası gelecek tasarımıyla evrimsel zaman akışını yönetebilir gerçekliği de tasavvur edebilir. (ben okuyor olsaydım bu cümleyi döner bir daha okurdum)

Tabi ki insan bilgi üreten, bilgiden düşünce ve bilinç yapabilen özel bir virüs olduğundan, kendini yok edecek kadar aptal olmayacaktır. İnanıyorum ki, insan evrensel bilginin tasarımını işletme becerisiyle sonsuza kadar var olmayı ve bu varoluşu güzel yapmayı hayal edecek kadar zeki bir virüstür.

“En sevdiğim şey, geleceği hatırlamaktır” demiş Salvador Dali.

İnsan yarını arzulamadığı an mezarına girmiş olmasa da yaşamını bitirmiştir... Geçmişin gelecekte bir yerde yok olacağı kaygısının tutuculuğuyla var oluşun umuda yolculuk keyfini kaçırma. Acı varsa sevgi de var; kötü varsa iyi de var; her yerde ve her zaman hepsi bizimle birlikte vardır; biz olmadan asla... Her şey ters gittiğinde güzel bir yarını hatırlıyor olmak umudun en büyük güvencesidir.

Zamanın hem kulu hem de efendisiyim; zaman hem içimde hem dışımda; geçmişin sonsuzluk ruhu ve geleceği hatırlamanın umuduyla zaman her an her şeyle bendedir. Ben de hem kendi anlarımın içinde hem benden habersiz geçip giden anların içindeyim. Ben zamandayım; fakat ne zaman bendir, ne ben zamandır; zaman bensiz de akıp gider; ama ben onu güzel hatırlanır bir var oluş anı yapabileceğim gerçeğini nasıl inkâr edebilirim!

 

Muharrem Soyek 

Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel bir yazı. Umudunu kaybetmiş, mutsuz hissedenlere okutulacak bir başucu yazısı. Pozitif ve ümit dolu. Yüreğinize sağlık Muharrem Bey. Sevgiler.

Adil Serkan SATI 
 18.10.2014 17:27
Cevap :
Teşekkürler. Bu da geleceği umutlandıran bir yorum.  19.10.2014 15:33
 

Üzerinde düşünülmesi gereken ayrıntılar içeren bir deneme...

Kerim Korkut 
 15.10.2014 20:34
Cevap :
Teşekkür ederim. Üzerinde düşümmeye değer bulman çok değerli bir yorum.  16.10.2014 17:59
 

Kıymetli Yazarımız Sayın; Muharrem Soyek: Üstadım çok güzel sözlerle, yazılmış deneme yazısı okuduk.Ömrünüze ömür katılsın. Zaman bensiz de geçer, zaman benimle de geçer sözleri hayli düşündürücü.Ayrıca zaman gizliden bizlerden çok şeylerde alıp götürür.İstesek de alıp götürdüklerini geri vermez.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 14.10.2014 22:12
Cevap :
Zaman durmadan yürüyen yol gibi bir şey... Durmadan yürüdüğünden geriye dönüş umudu yoktur. Yolu yürüyen biz miyiz, yoksa bizi yürüten yol mudur sorusunun cevabı da bulunmuş değil. Çünkü hem biz hem yol birlikte yürürüz. Durmak mümkün değildir. Zaman yolunda hiç adım atmasak sadece yavaşlamış oluruz. Ölüm bizi yoldan süpürüp atmadan hayatta en büyük maharet güzel hatırlanacak bir küçük iz bırakabilmektir.  15.10.2014 13:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 382
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1419
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster