Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '15

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
2563
 

Geleceğin dünyasına bir nevi serzeniş

Geleceğin dünyasına bir nevi serzeniş
 

Geleceğin dünyası geçmişte böyle idi


Umarım biz bu dünyanın güzelliklerini son gören nesil olmayız. Güzellikleri diyorum ancak pek de güzel şeyler olduğunu zannetmesinler. Bundan belki yarım asır sonrasında neler olabileceğini kestirmeden yaşanan onca yılın arkasından  bakıp üzülmeyiz diye ümit ediyorum. Tam bir keşmekeş halindeki dünya birlik olmak ile ayrık olmak arasındaki kavram yanılgılarını fark edemiyor. Daha ne kadar ayrılacağız diye de düşünmeden edemiyorum. Günümüzden, çok değil, on yirmi sene geriye gittiğimizde Dünya’nın pek de parlak bir yer olmadığını fark ettim. Geçmişe dair özellikle tarih kokan yazıları okuduğumda,ki bu yazılar gerçek olayların aktarımı, gördüğüm şey eğişim. Dünya’nın kastettiğim zamanda sınırları, yerleri, insanları, teknolojisi apayrıymış. Artık belki fakında değiliz ama çok hızlı bir yaşam döngüsü içersindeyiz.

Bundan yarım asır öncesindeki insan figürü ile bugünkü insan tam anlamıyla bambaşka. Dünya olarak değiştik. Belki biz insanlar değiştik ve de Dünya’yı etkiledik. Çünkü onu değiştirecek yegane konuk biziz. Ciddi anlamda ona ihanet ediyoruz. Önce ona sonra da tüm canlılara. Yaptıklarımız,yaşadıklarımız o kadar bambaşka ve savsakça ki Dünya2nın dili olsa bize bir dur demekten kendini alıkoyamaz eminim. Çok fazla değiştik dedim. Bunun iyi bir temel ile yapılıyor oluşu pek tabi ki iyi. Ancak insan günbegün daha fazla kötüleşiyor. Hem ev sahibi Dünya’ya kötü davranıyor hem de konuklar olan canlılara. Haberlerde gördüğümüz her şey bizimle alakalı. Dünya’da olan felaketlerden kazalara kadar her şeyin sorumlusu biziz. Hepimiz mi öyleyiz ? Aslında hepimiz değil. Ancak birçoğumuz bu olaylardan sorumlu olmamamıza rağmen etrafımızda yaşanan bu görkemli sürkülasyona biz de ses çıkarmayarak ortak olduk. En iyimiz de dahi bugün elinden gelen her şeyi de yapsa tüm dünya suçlu bu konuda. Yaşanan onca güzel olay da bizim eserimizken ne diye kötüyüz. Dünya’yı iyi şekilde geliştirmeye çalışan insanlar var. Onlar Dünya’nın sadece bugününü düşünmüyorlar. Artık birçoğumuzun yarını düşünmesini bıraktık sorunumuz geçmişte kalmak. Bundan elli sene önceki insanın bilincini, duyarlılığını duyar olduk. Yaşamlarımız sadece tüketmek üzerine. Sayısız değişikliğin yaşandığının fakında mıyız? Bundan elli sene öncesinde böyle evlerde mi yaşıyorduk? Böyle imkanlarımız mı vardı? Ama biz işin bu tarafını düşünmüyoruz. Biz halen toprak peşinde, para peşinde koşturuyoruz. İlerde yaşayacak çocuklar nasıl bir Dünya’da yaşayacaklar orası meçhul. Belki soluyamadıkları bir hava kalacak onlara miras. Olanca yapılan iyi şeyi ihanet etmek gibi fevkalade bir huyumuz olduğu için şehirlerimizi yıkar olduk. Sanki bu şehirler gökyüzünden indi? Sanki bunca insan denizde yüzerek yaşıyordu bundan önce? Her gün ölümler , savaşlar ,katliamlar olmak zorunda mı? Çok mu pesimistik bir yaklaşım bu? Ben zannetmiyorum Çünkü zaten iyi olan şeylere dair görüşlerimiz ortak. Benim tartışmaya açtığım kısım ise zaten insan eliyle,düşüncesiyle; yapılan, üretilen herhangi bir şeyin ortadan kaybolması üzerine. Galiba çağımız artık hızlı tüketim çağı belki de  ondan. Bence zamanla yarışmak adına yapılsa, tüm bu tüketimler ihtiyaç olarak düşünülebilir. Ancak dışarıdaki pek çoğumuz sadece sallanan bir toptan ibaretiz. Bir yere dokunmadığımızda gayet iyi bir yaşantımız var. Karşımızdaki insanları dahi tüketmeye başladık. Batıdan aldığımız pek çok şey yobazlaşmamamızı sağladı. Ben kendi adıma modern bir insanım. Hatta post-modern bile olabilirim. Ancak yaşadığımız yer ne olursa olsun ,evimiz ve dünyada buna dahil, ona saygısız bir şekilde yaklaşıyor oluşumuz beni çileden çıkaran en temel şeylerden birkaçı. Hep başımıza bir şey gelmesini mi beklemeliyiz? Ben ciddi anlamda bunu da merak ediyorum. Sanki tek gerçeğimiz bu Dünya’yı yakıp yıkmak olmasa. Bugün belki sayısız insan sokaklarda yatıyor, belki de sayısız insan ölümle pençe pençeye uyuyor. Ama biz mışıl mışıl uyuyalım da gerisi yalan. Ölen ve kaybolan şeyler hakkında artık hiç mi hiç acıyan bir tarafımız kalmadı benim fikrimce. Ne bir şeyi içselleştirebiliyoruz ne de içimizdeki şeyleri dışsallaştırıyoruz. Sözde hepimiz biriz. Demekle , konuşmakla insanlar neler neler yapıyor. Ancak önemli olan hissedebilmek. Mutlu olmak için illa iyi şeyleri beklemek gerekmez. Ben gayet de mutlu olabiliyorum. Bir yerde okuduğum önemli bir şey vardı. Orada , mutluluk veren şeyleri yaparak mutlu olmanın güzel bir perde olduğunu söylüyordu. O perde bizim gözlerimizde. Elbette eğleneceğiz. Ancak önemli olan mutluluğun daim olması. Ben kendi adıma ne yalan söyleyeyim gelecek kaygısı çekiyorum. Ancak bu kendi adıma çektiğim bir kaygı değil. Tek endişem bu dünyaya bir şeyler katamamak. Ben kendi adıma kendi sorumluluklarımı yapmanın derdindeyim. Artık bırakalım kariyerleri, şunalrı bunları bir kenara. Ciddi anlamda somutlaşalım. Varlığımızı daim kılalım. Öyle şeyler yapalım ki gelecekten birileri bizim adlarımızı hatırlasın. Değerlerimizi koruyalım. Onca güzel şeylere rağmen kötü olan şeylerden bahsetmeyelim. Dağdaki bir keçi de hayatını aç kalmamak uğruna yaşıyor. O keçiden hiç mi farkımız olmasın.

Kabul etmemiz gereken şey değiştiğimiz. Değişiyoruz elbette ama değişimin iyi yönlerinden de tutalım. Yoksa değişim zaten kaçınılmaz şey artık. Çağımızın en temel özelliği bu. Dinamizm odak noktamız. Anın kıymetini bilelim. Onu değerlendirelim. Dünya’ya sahip çıkalım. Bizden sonra gelecek nesillere böyle bir Dünya mı bırakmak istiyoruz? Her gün yeni bir sel yeni bir afet yeni bir katliam. Tüm bunarlın sorumlusu ortada. Hiç etrafımıza bakmayalım sorumlu, suçlu biziz. Dünya kötüye gidiyor. Bunu hepimiz anlıyoruz ama neden peki bir şeyler yapmıyoruz. Elimizden gelmediği için mi? Hayır, hiç zannetmiyorum. Direnişe geçen insanlar var. Halen güzel şeylerin olacağını düşünenler var. Ümit edelim de onların da kökünü kurutmayalım. Haklarımız,yaşantımız,bakış açımız, çevremiz, bedenimiz, bilgilerimiz değişsin ancak bir ama uğruna, iyi şeyler uğruna değişim yaşansın. Gerçi Dünya’nın değişiminden pek bir haberdar değiliz ama olsun gene de yaşamaya, iyi ve doğru yaşamaya, devam edelim. Bizden sonra gelenlere iyi bir hayat bırakalım. Kendimizden ötesini düşünmüyor isek ne anlamı var katilleri,canileri yuğlamanın. Onlardan hiç fakımız yok ki!

 

          ‘’Umarım birileri bu yazıyı bundan en azından yarım asır sonra okur ve kendileri hakkında iyi şeyler yapmaya çalışan insanların var olduğunu bilir.’’

ETEM SEVİK, Mezopotamya Prensesi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 373
Kayıt tarihi
: 25.01.15
 
 

Tıp Fakültesi 2.sınıf öğrencisiyim. Bursa'da okuyorum ve yaşıyorum. Voleybola, müziğe, dansa, şii..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster